DersimEditörün SeçimiGüncelToplum Yaşam

DERSİM’DE TARİKAT ÖRGÜTLENMESİNİ AÇIKLAMAYA DEVAM EDİYORUZ

Dersim Araştırmaları Merkezi’nin (DAM) 23 Kasım 2020 tarihinde kamuoyuna duyurduğu, Dersim’de tarikat örgütlenmesinin detaylarını açıklıyoruz.

Dersim Araştırmaları Merkezi’nin (DAM) 23 Kasım 2020 tarihinde kamuoyuna duyurduğu, Dersim’de tarikat örgütlenmesinin detaylarını açıklıyoruz.

DAM’ın yaptığı saha çalışmaları sonucu ilk etapta tespit edilen Munzur Eğitim ve Kültüre Hizmet Derneği (Süleymancıların), Ehlibeyt Sevenler Eğitim Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği (Menzil tarikatı), Ensar Vakfı Tunceli Şubesi, Birlik Vakfı Tunceli Şubesi, İlim Yayma Cemiyeti Tunceli Şubesi, TÜGVA Tunceli Temsilciliği ve Milli Beka Hareketi Derneği (sosyal medya üzerinden faaliyet sürdürüyor) isimli dernek ve vakıf, kamu kurumlarında çalışan bir takım ‘yandaşların’ desteğiyle gizli bir faaliyet içerisindeler.

Bir kısmının görüntüde tabela da astığı bu tarikat ve cemaat birimlerinin, ifşa olmamak için de kapılarını sürekli kapalı tuttukları görüldü. Muhabirlerimizin kendilerine yönelik tüm ulaşma çabaları sonuçsuz kaldı. Adını vermek istemeyen yerel kaynaklar ise adı geçen cemaat ve tarikat yandaşı dernek ve vakıfların açıktan örgütlenmediğini, tabela astıkları adreslerin sadece yasal mevzuat gereği olduğunu, ama daha çok işsizlik ve yoksulluk üzerinden kitle iletişimi kurduklarını söyledi.

1980'de kuran kurslarına gönderilen Dersimli çocuklar.. (Mesut Özcan arşivi)
1980’de kuran kurslarına gönderilen Dersimli çocuklar.. (Mesut Özcan arşivi)

Gazetemize açıklamalarda bulunan HDP Dersim Vekili Alican Önlü, Dersim’de açık bir şekilde faaliyet yürütmenin tarikatlar için mümkün olmadığını ‘’dolayısıyla göstermelik bir tabela asıp, o tabelanın yasal kılıfı altında her türlü yasa, ahlak ve vicdan dışı iş yapıyorlar’’ dedi. Önlü, ‘’Bir süreden beridir Dersim’de sahte bir huzur kenti görünümü yaratılıyor. Bu perdeleme faaliyeti altında çeteleşme, cinsel saldırı ve taciz, itirafçılık, ajanlaştırma ile uyuşturucu gibi ahlak ve vicdan dışı yapılar besleniyor. DAM’ın araştırmasında görünen o ki bu yapılara cemaat ve tarikatlar da eklenmiş, doğrusu hız kazanmış durumda. Başta Üniversite rektörü ve onun yandaş kadroları olmak üzere, Dersim’de bir özel savaş konseptinin görünürdeki sivil ayağını oluşturuyorlar. Dersim’e saldırı bu anlamda çok yönlüdür’’ şeklinde konuştu.

Dersim’in yeni kent merkezine dönüşen Sihenk’i (Atatürk Mah.) faaliyetleri için laboratuvar alanı seçen Tarikat ve Cemaatler, bu bölgede kapalı devre bir ekonomik örgütlenme modeli de yaratmış görünüyorlar. Bu yönüyle Gülen Cemaatini taklit ettikleri de söylenebilir.

Tarikat ve cemaat yapılanmasına dair açıklamalarda bulunan Tunceli Barosu Başkanı Avukat Kenan Çetin; ‘’Mevcut durum bir matruşkadır. Siyasetin içinde cemaatler; cemaatlerin içinde de siyaset ve ekonomi saklı. Hesap verme sorumluluğunu üstünden atmış iktidar, tepesine yerleştiği hiyerarşinin eteklerinde beslenen yapılar; tarikatlar, vakıflar, dernek statüsü verilmiş kurumlar, hayır kurumu gibi görünen ticarethaneler ve nihayet mafya gibi yapıların üflediği nefese muhtaç bir ilişkiler silsilesidir mevcuttur olan. Tepeden tırnağa Anayasaya ve onun en temel maddesi laikliğe aykırı bir örgütlenme var. Yaşadığımız durumun adı budur. Dersim’de de bu matruşka durumu mevcuttur,’’ dedi. Dersimde yapılmakta olanın Anayasal bir suç olduğunu belirten Çetin; baro olarak da bu durumun takipçisi olacaklarını belirtti.

Dersim’deki tarikat ve cemaat yapılanmasından endişe duyduğunu söyleyen Sanatçı Ferhat Tunç da ‘’Dersim’e, çözüm masasının devrilmesiyle birlikte büyük bir yönelim var. Siyasi, kültürel kimliğiyle birlikte nüfusunun yüzde 90’ı Alevi olan kentte cemaat ve tarikatların büyük bir ablukası yaşanıyor. Bu yönelimin devletin teşvikiyle Munzur üniversitesi kullanılarak gerçekleştiği görülüyor. Bu asimilasyon ve hatta daha ötesidir. Dersim’in tarihsel, kültürel değerlerine düşmanlığın bir devamıdır’’ açıklamalarında bulundu.

Dersim’de açıktan cami, mescit vb mekanlar üzerinden yandaş devşiremeyeceğini anlamış olan cemaatler, ticari faaliyet ismi altında yaygınlaşıyorlar. Köy korucusu ve itirafçıların desteğiyle kurdukları ticari işletmeler aracılığıyla ekonomik kaynak yaratan ve halk tarafından ‘gerici karanlık yapılar’ olarak tarif edilen tarikatlar, kamuda çalışan bir kısım yabancı memurlar tarafından da destekleniyorlar. Bu misyoner yapıların, yakında özel eğitim kurumlarıyla başka bir aşamaya geçeceği bilgisi mevcut.

1980'de kuran kurslarına gönderilen Dersimli çocuklar.. (Mesut Özcan arşivi)
1980’de kuran kurslarına gönderilen Dersimli çocuklar.. (Mesut Özcan arşivi)

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eşgenel Başkanı Musa Kulu; “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetenlerin her seferinde ‘bu ülkenin %99.5 Müslümandır’ lafı bile başlı başına inkarın kendisidir. Çocukların ve ailelerin zihin dünyasına, inanç dünyasına müdahale ederek onları Türk ve İslam dünyasına çekmek için kendi kimliklerden vazgeçirme halidir. Yapılmak istenen şey gayet net ve açık. ‘Alevi, Kızılbaş ve Kürt olan Dersim’i soykırımla bitiremedik içeriden çökertelim’ planının çabasıdır. Dersim’in ortadan kaldırılması için her yol mubahtır denilip, devletin aklıyla, idaresiyle sevk ve desteğiyle yapılan bir şeydir bu’’ diyerek, tarikat örgütlenmesine tepki gösterdi.

Büro Emekçileri Sendikası (BES) Dersim Şube Başkanı Özcan Gürtaş ise gazetemize şu değerlendirmeyi yaptı: ‘’Gerek Alevi Ocakları gerekse inancıyla Kızılbaş Aleviliğinin deyim yerindeyse Kâbe’si olan Dersim geçmişte olduğu gibi bugün de Sünni cemaat ve tarikatların kuşatması altındadır. Geçmişte FETÖ Tarikatı okul, kreş, dershane adı altında ilimizde örgütlendi ve kamu kurumlarında söz sahibi oldu. Bugün de çeşitli vakıf ve dernek adı altında bu tarikat ve cemaatler örgütlenme çalışmaları yapıyor. Bunlar da FETÖ’cülerin yaptığı gibi çeşitli kamu kurumlarında faaliyet yürüttükleri halk arasında dile getirilmektedir. Bu faaliyetleri ile inancımız ve kültürümüz tahrip edilmek istiyorlar.’’

Dersim Alevi inanç kimliğiyle tanınan ve bilinen bir kent. Bu kimliğinden ötürü bugüne kadar bir çok ayrımcılığa maruz kaldığını, inancının yok sayıldığını söyleyen Avukat Fatma Kalsen, gazetemize konuştu: ‘’Ancak, Alevi inancının dayandığı değerlerin evrensel niteliğe sahip olması; insanın doğanın, doğadaki cümle canlının hakkını hakikat olarak görmesinden ötürü bu hakikat bugüne kadar egemenler tarafından yok edilemedi. Yok etmek için çok çabaladılar aslında ama güçleri bu kadim inanca yetmedi. DAM tarafından yapılan araştırmayla birlikte küçük bir kentte çok sayıda dernek ve vakfın cemaat ve tarikat örgütlenmelerinin aracı haline getirildiği anlaşılmaktadır. Üniversite gibi akademik bir kurumda görev yapan kişiler üzerinden bu çalışmaların yapılması sistematik bir çalışmanın olduğunu gösteriyor. Alevi toplumunun buna vereceği cevap kendi inancının özüne sahip çıkması ve yaşatmasıdır. Bu toplumun tarikatlara ve cemaatlere ihtiyacı olmadığını dile getirmesidir. Alevilik hak ve hakikattir. Bu hakikate her daim toplum olarak sahip çıkmamız gerekiyor’’ dedi.

1980'de kuran kurslarına gönderilen Dersimli çocuklar.. (Mesut Özcan arşivi)
1980’de kuran kurslarına gönderilen Dersimli çocuklar.. (Mesut Özcan arşivi)

Bir süredir kamuoyunda yaptığı yandaş kadrolaşma ile gündeme gelen ve yaptığı usulsüzlüklerin TBMM’de soru önergesine dönüştüğü Rektör Ubeyde İpek’in başını çektiği bir grubun Dersim’deki asimilasyon faaliyetini, öğretim üyeleri, kayyım valiler ve gri pasaportlu Alevi dedeleri üzerinden yürüttüğüne dair güçlü iddialar da var. Araştırmacı-yazar Nesimi Aday; ‘’Munzur Üniversitesindeki bir çok kadronun, Dersim’in etnik kimliği ve inancı üzerinde toplum mühendisliği yapan kurumlara, kuramsal lojistik sağladığını düşünüyorum. Yine kayyımların Dersim Cemevi üzerinde oynadığı oyunlar unutulmadı. Yanına müftüyü de alıp Cemevine çıkartma yapan kayyım vali Tuncay Sonel’in, gri pasaport taşıyan ve Alevi Ocakları tarafından düşkün ilan edilen dedeler tarafından Hızır olarak lanse edilmesi halkın belleğinde tazeliğini koruyor. Bu yönüyle Dersim Kızılbaşlığı büyük bir saldırı altındadır,’’ değerlendirmesinde bulundu.

GAZETEMİZİN ULAŞTIĞI TARİKAT VE CEMAAT ÖRGÜTLERİ VE YÖNETİCİLERİ

1- ENSAR VAKFI TUNCELİ ŞUBESİ

Başkanlığını Munzur Üniversitesinin eski yöneticilerinden olan, şu an Fırat Üniversitesinde görevli Prof. Dr. Hikmet Esen’in yaptığı Ensar Vakfı, kamuoyuna da yansıdığı gibi çok sayıda erkek çocuğa cinsel saldırı vakasıyla gündeme gelmişti.

Vakıf Başkanı Prof. Dr. Hikmet Esen, Fırat Üniversitesi kadrosunda ama Munzur Üniversitesinde iki yıla yakın Rektör Yardımcılığı ve Mühendislik Fakültesi Dekan Vekilliği, daha birçok Fakültenin de Dekan Vekilliklerini yürüttüğü bilgisi var. Şu an Fırat Üniversitesine görev yapıyor. Yeni Rektör atanacak üniversitelere rektör atanmak için adaylık başvurusu yapmış.

‘’Ensar Vakfı’nın kurulma amacı, ülke insanlarının ahlaki açıdan ilerlemelerine sağlayacak hareketlerde bulunmak, manevi hareketlilikleri varlıklaştırmak, fikri ve ilmi açıdan insanlarında daha iyi bir yolda yürümelerini sağlamaktır’’ denilse de bilindiği gibi Karamanda 45 erkek çocuğun tecavüzü ile Türkiye gündemini ve vicdanları sarsmıştı.

Dersim Gazetesi olarak çok sayıda kaynaktan aldığımız bilgilere göre, Ensar ve Birlik Vakıflarının çoğunlukla ortak faaliyet yürüttüğünü, üniversite bünyesinde kadrolaşan bazı unsurların, her iki vakfın yöneticiliğini eşzamanlı yürüttüğünü bilgisi var.

2- BİRLİK VAKFI

Birlik Vakfının Tunceli Şube Başkanı Dr. Bülent Kar aynı zamanda Eğitim Bir Sen Tunceli Şube Başkanı ve Memur Sen Tunceli İl Temsilcisi. Vakıf Atatürk Mahallesinde faaliyet yürütüyor.

Munzur Üniversitesinde Öğretim Üyesi de olan Dr. Bülent Kar’ın kadrolaşma ve tarikat örgütlenmesinde en etkin isimlerden biri olduğunu iddiası birçok kaynaktan teyit edildi. Bülent Kar’ın, Rektör Ubeyde İpek’in sağ kolu olduğu, üniversite de onun bilgisi dahilinde hiçbir şeyin olamayacağı bilgisi de mevcut. Yine Ensar Vakfında da görevi olduğu bilgisi var. Hatta Rektör Ubeyde İpek’in, AKP ile olan tüm ilişkilerini Kar’ın sağladığını iddiası mevcut. Bir süre önce FETÖ ilişkisi iddiası ile Munzur Üniversitesinden uzaklaştırılıp, açığa alınan Prof. Dr. Mehmet Ateş ile de yakın arkadaş olduğu bilgisi var.

Bület Kar’ın Tunceli Cemevi ile de çalışmaları olduğu bilgisi birçok kaynaktan gazetemize ulaştırılmıştır. Ancak, bu bilgiler tarafımızdan teyit edilmediği için şimdilik detay paylaşamıyoruz.

Birlik Vakfının bir diğer yöneticisi de Ahmet Zülfü Türkoğlu. AKP Eski Elazığ Milletvekili Adulbaki Türkoğlu’nun yeğeni ve öğretim üyesi olan Türkoğlu, öğrencisi ile cinsel içerikli videosu sosyal medyaya düşünce, yandaş savcılar aracılığıyla bu görüntülere erişimi engelletmiş. Bir süre Rektör Ubeyde İPEK’in danışmanlığı görevini de yapmış olan öğrenci tacizcisi Ahmet Zülfü Türkoğlu şu an Tunceli Meslek Yüksekokulunda Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri bölümü Çocuk Gelişimi Programında akademik bölüm kadrosunda görünüyor. Öğrencisine karşı ahlak dışı fiillerde bulunmuş bu şahsın halen eğitim amaçlı çalıştırılması, kamuoyunun dikkatlerini üniversitedeki kadrolaşmaya çekiyor. Yerel kaynaklar, Ahmet Zülfü Türkoğlu’nun, iktidar yanlısı Birlik Vakfı yönetici olması, rektörün ve Tunceli MYO Müdürü Erdem Işık’ın da (Elazığ ekibi) arkasında durması gücü ile tarikat, cemaat faaliyeti yürüttüğü yorumu yapılıyor.

3- MUNZUR EĞİTİM VE KÜLTÜRE HİZMET DERNEĞİ (Süleymancılar Cemaati)

Munzur Eğitim ve Kültüre Hizmet Derneği Tunceli Şubesi
Munzur Eğitim ve Kültüre Hizmet Derneği Tunceli Şubesi

Süleymancılar Tarikatına yakınlığıyla bilinen bu dernek, Cumhuriyet Mahallesi Kanoğlu Mevki 3 katlı bir bina satın almış ve eğitim alanında faaliyetlere başlamış görünüyor. İsmi ‘’Munzur Eğitim ve Kültüre Hizmet Derneği’’ olan derneğin faaliyet tanımı; ‘’Örgün ve Yaygın Eğitim Alanlarında Faaliyet Gösteren..’’ şeklindedir. Derneğin başkanı olarak da Mehmet AYYILDIZ görünmektedir. Elazığ merkezli olduğu bilgisi bulunan yapılanmanın detay faaliyeti henüz bilgi dahilinde değil. Çalışmalarını oldukça gizli sürdürüyorlar.

 

4- SEMERKAND VAKFI – EHLİBEYT KİTABEVİ (Menzil Cemaati)

Vakfın sitesinde fikriyatı; ‘’tarih boyunca İslam coğrafyasında hizmet etmiş Ehl-i Beyt ruhunun bir şubesidir. Semerkand Vakfı, “Yolumuz, ashâb-ı kiramın yolundan ne bir adım eksik ne de bir adım fazladır” buyuran Şah-ı Nakşibend Hazretlerinin işaret buyurdukları gibi, Ehl-i sünnet ve’l cemaat itikadı üzere..’’ şeklinde açıklayan Semerkand Vakfının, Ehli Haq (Ehli Hak) Aleviliğin yurdunda nasıl bir Sünni cemaat faaliyeti yürütüleceği merak konusu oldu.

Başkanı Hayrettin Avcı’nın olduğu Ehlibeyt Sevenler Eğitim Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği de ötekiler gibi Atatürk Mahallesinde mekan tutmuş ve faaliyetlerini dini içerikli kitaplar satan Ehlibeyt Kitapevi üzerinden sürdürüyor. Alevilerin sempati göstereceğini umarak, masum u pakların ismi sayılan ‘’Ehli Beyt’’ ismini kendi emelleri için kullanmaktan da çekinmemiş görünüyorlar.

Menzil tarikatının Almanya’dan getirttiği Dersimli bir cemaatçi aracılığıyla örgütlenme faaliyeti yürütüldüğü gözlendi.

5- TÜGVA TUNCELİ ŞUBESİ

Türkiye Gençlik Vakfı Tunceli İl Temsilciliği çalışmalarını Mehmet Erbay yürütüyor.

Daha önce Elazığlı ve Çemişgezek müftülüklerinde çalışmış olan Erbay, şu anda GSB-KYGM-Munzur Yurt Müdürü olarak görev yapıyor. Sosyal medya paylaşımlarından tarikatçı paylaşımlarıyla öne çıkan Erbay’ın, bu kimliği ile yurt öğrencilerini manipüle ettiği bilgisi var.

Bilindiği gibi Munzur Üniversitesi ilk açıldığı yıllarda, kısmen daha özgürlükçü bir ortamın olduğu ve öğrencilerin kendini rahatlıkla ifade ettiği biliniyorken, günümüzde iktidara muhalif tutum sergileyen her öğrenci ya tutuklanıyor ya da baskılar sonucu okuldan uzaklaşıyor. Üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun böyle bir iklim içerisinde kaybedildiği çoğu kaynağımızın ortak görüşü halindedir.

6- İLİM YAYMA CEMİYETİ TUNCELİ ŞUBESİ

Başkanlığını Tunceli Merkez Camii görevlisi Bülent Süner’in yaptığı İlim Yayma Cemiyeti Tunceli Şubesi, Dersim Moğultay Mahallesi faaliyet yürütüyor. Aynı zamanda Diyanet-Sen Şube Başkanlığı da yapan Süner, faaliyetlerinin büyük kısmını müftülük ve kamu kuruluşlarıyla sürdürüyor. Munzur Üniversitesi ile de çalışmalar yapan cemiyet, Tunceli Cemevi üzerinde paralel çalışma da yürütüyor.

7- MİLLİ BEKA HAREKETİ DERNEĞİ

Milli Beka Hareketi Derneği daha çok sosyal medya üzerinden çalıma yapıyor. ‘’Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla ‘Milli Hesaplar Yanyana’ paylaşımlarına rağmen Twitter hesabı da bulunan derneğin takipçi sayısı 250. Derneğin hangi tarikat ve cemaat ile ilişkili olduğu henüz tespit edilemedi.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Kapalı
Kapalı