DersimToplum Yaşam

KATLİAM, SÜRGÜN VE ACILARLA YAŞAMAK…

İbrahim Karakaya yazdı:

Dersim Katliamı’nın hafızasını taşıyan ve bizlere aktaran son temsilcileri birer birer aramızdan yıldızlara karışarak ayrılıyorlar. Onlar acıları yaşadılar. Çocukluğunda ninni olarak dinlediler, onlarla büyüdüler. Evlendiler, çocukları oldu, çocuklarına yaşadıklarını anlattılar, çocukları çok geçmiş bir zamandan anlatılan bir hikaye olarak dinlediler. Çünkü, yaşanan bu insanlık dışı vahşet bugüne ait olamazdı. Unutmadılar, unutulmaması için de çok çaba sarf ettiler.

Bunlardan biri geçen günlerde Almanya’da Hakka yürüyen Rayber Rüstem Polat idi. Rüstem Polat, 1937 yılında oğlu Hüseyin ve altı Dersim ileri gelenleri ile birlikte İdam edilen Dedesi Rayber Seyit RIZA ve yoldaşlarının mezar yerlerini arayarak, yapılan hukuksuzluğa karşı mücadele ederek yaşamını sürdürdü. Hakka yürüyünceye kadar bu mücadelesini sürdürdü.

Bunlardan bir diğeri de; 6 Ağustos1938 yılında Erzincan’ın Munzur Dağı eteklerinden, Dersim’e komşu olan, Mağacur, Kismikör ve Sürban köylerinden toplanan 95 köylünün Zini Gediği’ne götürülüp kurşuna dizilen babasının kemiklerini arayan, çevreye saçılmış olan kemikleri toplayarak taşlardan mezar yapan Canpolat Yakar idi. Onunda hayatı bir gerçeği bulmakla, hesap sormakla geçti. Benim Babaannem Erzincan’ın Kismikör Köyünden Frenk Ali lakaplı Ali Ağanın kızıydı. Frenk Ali, İstanbul’a yerleşmiş, burada yaşadığı için bu adı almıştı. Tek çocuğu olan babaannem Fatma Hanımın ilk eşinden kızı Sümbül dünyaya gelir. Babaannem,ilk eşinden ayrıldıktan sonra Dedem Sadık Ağa ile evlenmişti. Babamın anneden kız kardeşi olan Sümbül Hanım Canpolat Yakar’ın babası Nuri ile evlenir. Nuri Bey köyün ileri gelenlerindendir. Kalan Aşiretini bir kolu olan Asuran Aşiretine mensupturlar. Eşinin katledilmesinden sonra Sümbül Hanım sürgüne gönderilir, sürgünde iki çocuğunu kaybeder. Sürgün sonrası oğlu Canpolat Yakar ile Erzincan’a dönerler. Fakat yaşadığı acılara fazlaca dayanamaz ve otuz yaşında yaşamını yitirir. Sümbül Halamızı hiç tanımadık. Babam kız kardeşlerimden birine Onun adını vermişti, bizde Sümbül kardeşimizi çok genç yaşta kaybettik Canpolat, çok zarif, saygılı, yardımsever, misafirperver ve herkesin sevdiği bir kişiydi. Devri daim olsun…

Konu ile ilgili olarak 27 Eylül 2011 yılında Radikal Gazetesi’nde yayınlanan yazıyı paylaşıyoruz.

73 YIL SONRA DERSİM KATLİAMINA SORUŞTURMA  

“Bunlar haksız yere öldürüldü. Niçin öldürüldüler? Babamızın suçunu bilelim. Toprak ona da aittir. Mezarı yok bu adamın! Sade onun değil, 95 kişinin mezarı yoktur. Haklarının iadesini istiyoruz. Biz de gururumuzla yaşayalım.” Canpolat Yakar’ın bu cümlelerle anlattığı Zini Gediği katliamı, ne resmi kayıtlarda geçiyor, ne de tarih kitaplarında… Tarih, 6 Ağustos 1938’di. ‘Dersim Harekâtı’nın bir uzantısı olarak Erzincan’ın dağlık köylerindeki Alevi yurttaşlardan 95’i önce iki gün bir kampta tutuldu, sonra Tunceli-Erzincan sınırındaki Zini Gediği’nde kurşuna dizildi. Sağ kalanlar ya Balıkesir’e ya Edirne’ye sürüldü. Öldürülenlerden en genci, Canpolat Yakar’ın 19 yaşındaki babası Nuri’ydi. Yakar daha üç aylıktı. Sürgünde iki kardeşini, dönüşte annesini yitirdi. Bu yıl Zini Gediği’ndeki ilk anmada, toprağa mum dikenlerden biri de o idi. Ardından şikâyette bulundu. Erzincan Cumhuriyet Savcılığı, üzerinden 73 yıl geçen Zini Gediği Katliamı hakkında soruşturma açtı ve jandarmadan, bölgede mezar bulunup bulunmadığının tespitini istedi. Canpolat Yakar, babasını yitirdiği bu katliamla yaşıt… Şu an 73 yaşını sürüyor. Memleketi Erzincan’da yaşıyor. Yakar, 1938 Mayıs’ında dünyaya gelmiş. Erzincan’ın Tunceli sınırındaki bir Alevi köyü olan Mağaçur, yeni ismiyle Tatlısu, Dersim katliamının ateşini ensesinde hissediyordu. Yakar’ın 19 yaşındaki babası Nuri, köyün ileri gelenlerindendi. Oğlunun anlatımına göre, ağustosta altınlarını bozdurmak için gittiği Erzincan’da gözaltına alındı. Bu esnada Kılıçkaya, Mağaçur ve Çismikor gibi Alevi köylerinde baskınlar vardı. Nuri Yakar’ın da aralarında olduğu 95 kişi, iddiaya göre, Kılıçkaya’da kurulan kampta iki gün tutuldu. Sonra Zini Gediği mevkiine götürülerek, burada kurşuna dizildiler:

Önce kamp, sonra kurşun  “Bu adamları toplayıp, ‘ifadeniz var’ diyorlar. Kılıçkaya’da kamp yapıyorlar. İki gün sonra yargılamadan kurşuna diziyorlar. Cesetlere ne oldu, kimse bilmiyor. Asker kar yağana kadar bekliyor. Toprağa gömmeden kurda kuşa yem ediyorlar. Yaz olunca kemikleri, kafaları topluyorlar.” Katliamdan sonra köyler ateşe verildi, kurbanların aileleri Balıkesir veya Edirne Keşan’a sürüldü. Canpolat Yakar’ın ailesine Balıkesir’in Susurluk ilçesinin Mana Köyü düştü. Anne Sümbül ve üç oğlu bu köye yerleştirildi. Açlık ve hastalığa yakalandılar. Önce ağabeyi Hasan öldü. Sonra annesi Sümbül, ortanca oğlu Mustafa ile kaçak şekilde Erzincan’a döndü ama Mustafa da hastalığa yenildi. Sümbül Hanım yakalanınca Balıkesir’e geri gönderildi. Sürgün 1946’da bitti. Anne-oğul köye vardıklarında mülklerine el konduğunu gördüler. 1951’de, 30 yaşındaki Sümbül Hanım da öldü. Can Polat öksüz kaldığında henüz 13 yaşı ndaydı. Geçen yıl Dersim katliamı gündeme geldiğinde, resmi yada sivil, hiçbir tarihçinin bahset mediği Zini Gediği katliamının mağdurları da acılarını anımsadı.

Aslında yıllardır biliyor, zaman zaman Zini Gediği’ni ziyaret ediyorlardı. Defalarca savcılığa başvurmuşlar fakat bir sonuç çıkmamıştı. İlk anma bu yıl 21 Temmuz’da yapıldı. Zini Gediği’ne vardıklarında, iddiaya göre kimi yaylacıların görüp bir araya getirdiği ya da toprağa gömdüğü kemik yığınlarını incelediler. Canpolat’ın, avukatı Cihan Söylemez ile geçen 9 Eylül’de Erzincan Savcılığı’na şikâyet dilekçesi verdi. Katliamda dedesi Mehmet’i kaybeden Seyfi Kılıçkaya da Yakar’ı izledi. Dilekçede, toplu mezar yerinin açılması ve kimlik tespiti yapılması isteniyordu. Avukat Söylemez’in verdiği bilgiye göre Savcı Mehmet Can Mıhçı, geçen hafta jandarmaya yazı yazarak, Zini Gediği’nde bir toplu mezar olup olmadığının tespitini istedi. Şimdi jandarmanın, 73 yıl önce kendisi tarafından yapıldığı ileri sürülen kıyımı saptamak için tarih belirlemesi bekleniyor. RADİKAL – 27.09.2011

Etiketler

İlgili Makaleler

Kapalı
Kapalı