Toplum Yaşam

ALEVİLERİN Z KUŞAĞI VE GELECEK VİZYONU

Erdoğan Yalgın yazdı:

Z Kuşağı, daha çok 2000-2020 yılları arasında doğan gençleri ifade ediyor. Bu Nesil,  aynı zamanda “İnternet Kuşağı, Milenyum Çocukları, Milenyum sonrası Bireyler” ve benzeri  isimlerle de anılıyor. 21. yüzyılın ilk nesli olan Z Kuşağında yer alan bu gençler bilim, iletişim-bilişim ve teknolojinin kucağında büyüdükleri için kendilerini şanslı hissediyorlar. Haklı da sayılırlar! Modernleşme sürecini çekirdekten yaşıyorlar. Dolayısıyla ülke siyasetinde ve geleceğinde potansiyel bir dinamizm oluşturuyorlar. Hal böyle olunca şimdilik ve mâlesef Alevi örgütsel kurumları dışında, başta siyasi partiler olmak üzere, araştırma-piar şirketleri, AKP, Diyanet-Cemaatler de bu Kuşağın peşine düşmüş oluyor.! Peki neden?

Z Kuşağının Bazı Temel Özellikleri

Z Kuşağı jenerasyonunda yer alanlar hızlı ve analatik düşünme yetisine sahiptirler. Özgüvenleri yüksek ve bireysel davranırlar. Toplumsallaşmadan daha çok kendi başlarına buyrukturlar. Dolayısıyla bağımsız ve özgür yaşamayı severler. Soru soran ve cevap arayan bir özelliğe sahipler. Daha çok okuyarak edindikleri bilgiyi, kendi gözlemleriyle deneyimleyip pratik hayatlarında uygulamayı yeğlerler.Başkası için yaşamaz, her kulağa göre konuşmaz, her göze göre görsellik pozları vermezler. Zeka ve beceri konusunda kendilerini hissettirmesini, her ortamda başarırlar. Zira kompleskleri yoktur. Egoları gelişmemiştir. Disiplini kabul etmeyen, gösterişten uzak ve sıradan bir giyim kuşama sahiptirler. İnsanları ötekileştirmezler. Enpati kuruyor ve karşısındakileri anlamaya çalışıyorlar. Öyleki aslında sivil itaatsizliğe en yakın olan bir jenerasyondan söz ediyoruz; Z Kuşağı!  Sade yaşar ve kimseye kendilerini beğendirme gibi bir dertleri de yoktur. Cinsiyet ayrımını rededen, doğaya karşı duyarlı, hayvan haklarına saygılı bir kuşak olarak gelişen Z Kuşağı din, dil, ırk ayrımını redediyor. Gelecek için, zaman çizelgelerini oluştururlarken değerler üzerinden yaratılan kaynaklarla, yapabilirlik, yeterlilik ve yetkinlikleri temel ilke alarak, bir vizyon sahibi olmak isterler. Ebevynlerinden bağımsız ideolojik tercihler ve sosyal statüye bağlı değişkenliklere hep açıktırlar. Diğer bir deyimle aslında sevimli zamane çocuklarıdırlar bunlar!

Alevilerin Z Kuşağı (20’li gençler), Ebeveynleri (Anne-Babaları) ve Alevi Örgütsel Yapıları

Laf aramızda ama, esas itibariyle Z Kuşağına içkin özelliklerin çoğunun, Alevi felsefesiyle  paralel bir uyum içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Zaten inancın felsefik yapısında; suret-i Haktan olan her Can, Alevi inancının halkası içerisindedir. Zira uygar dünyanın özgür bireyleri olarak; başta İnsan olmak üzere tüm canlılara enpatiyle yaklaşmak ve hak-hukuk-adalet ekseninde doğa ile barışık olmak Alevi felsefesinin temel özelliklerindendir. Bu gerçeklik bir yana ancak, Alevi Anne-Babaları ve Örgütsel kurumları, inanç önderleri (Dedeleri, Pirleri) genç çocukları-talipleri için yapılan bu türden anket sonuçlarını çok özel bir titizlikle incelemelidirler. Söz konusu bu Piar araştırmalarında ortaya çıkan sonuçları bireysel, ailesel ve toplumsal bazda katagorize ederek, çok yönlü ele alıp sonuçlarını bilince çıkarmalıdırlar. Şimdi bazı olasılıklar üzerinden haraketle, “Alevi inancı ve Z Kuşağı“ bağlamında konuyu biraz daha detaylandıralım.

Söz gelimi Alevi Ebevynlerin ve Örgütsel kurumlarının (Dernek, Vakıf, Cemevi yöneticilerinin, dedelerinin) kendi Z Kuşağıyla, yakın bir geleçekte çatışmaları gündeme gelebilir mi? Bu mümkündür! Lakin bu çatışmanın ipuçlarını, gençlerin; örgütsel mekanlardan uzaklaşmalarından anlamaktayız. Alevilerin Z Kuşağı; Alevi örgütsel mekanlara uğramadıkları, her geçen gün bu mekanlarda kendilerine dayatılan kirli (eksik, yanlış) temelsiz, iknadan uzak bilgilerle yol alınamayacağını artık net bir biçimde görmektedirler. Zira Alevilere mensup Z Kuşağı ile Ebeveynleri ve Örgütsel kurumları arasında her geçen gün büyük uçurumlar oluşmaktadır. Uçurumun en tepe noktasını; son yıllarda inanç içerisine bu çağda bile zorla monte edilen bazı İslami ve Türkçü-ırkcı siyasal öğeler oluşturulmaktadır.

Bu çalışma çevresini iki ayrı kategoride ele almak mümkündür. Birisi uygulamalı inançsal ritüeller, diğeri de etnik-siyasal alanlara haiz, kapitalist modernitenin de dayattığı apolitik davranış biçimleridir.

  • Farklı Coğrafi bölgelere mensup Türkiye genelinde Z Kuşağı; dinden (İslami yaşam tarzından) uzaklaşırken, Aleviler;Ehl-i Beytci-Şiacı(İmam Ali, Fatıma, 12 İmam, Kerbela vb. gibi) kipsel argümanlarla dinsel motivleri, acımadan kendi Z Kuşağı gençlerine enjekte etmektedirler. 21. yüzyılın dönencesinde acaba bu ne kadar akıllıca ve hakkaniyetli bir davranış biçimidir?
  • Yine siyasi bağlamda;resmi tarih kalıplarıyla devletçi, Atatürkçü, Milliyetçi-ırkçı bir eksen üzerinden hareketle Türk İslam Sentezci bir çizgide ısrar etmek, Alevilerin Z Kuşağını bu örgütsel mekanlardan uzaklaştırmak anlamına gelmektedir. Öyle ki inanç ritüellerine siyasi figür ve objelerin Türk ırkçılığıyla bu denli bocalaması ne kadar mantıki ve ahlaki bir davranıştır?

Alevilerin Z Kuşağı, Doğru Soru Sormasını ve  Mantıki Cevaplar Almasını Sever!

Bu vesileyle,Z Kuşağının Alevi Ebevynleri (Anne-Babalar), Örgütsel yapıların yöneticileri, İnanç önderleri (Dedeler, Pirler) içiçe geçmiş şu 12 temel soruya içtenlikle cevaplar aramalı ve bulmalıdırlar!

  • Alevi gençlerinin aktif olarak kullandıkları İnternet platformlarını aynı düzeyde kullanabiliyormusunuz? Sizleri ilgilendiren, özellikle inancınıza dair konuları merak edip, karşılaştırmalı bir yöntemle araştırıp okuyormusunuz? Elde ettiğiniz gerçek veriler ışığında Z Kuşağındaki çocuklarınızla-gençlerinizle oturup, kalıplaşmış temel dürtülerinizi değil, köklerinizin sırrını yani hakikati tartışabiliyor musunuz?
  • Alevilerin Z Kuşağına; Alevi inancının-yolunun “Muhammed-Ali’den kaldığını“, tarihsel paradigmalar düzleminde anlatabilirmisiniz? İslam Peygamberi Muhammed‘i, İslamın 4. Halifesi İmam Ali’yi, İslam İşbirliği Teşkilatı’na üye 57 İslam ülkesinde arşivlenmiş yazılı İslami kaynakları bir kenara itip, kendi yarattığınız masallarla-hurafalarla elde ettiğiniz bilgilerle çocuklarınızı-gençlerinizi yani taliplerinizi bu anlattıklarınıza ikna edebilirmisiniz?
  • Alevilerin Z Kuşağına, yani çocuklarınıza-gençlerinize inancınızın temel düsturlarından biri olan Ahiret kardeşliği Müsahipliğin, Amca çocukları ve Kayınpeder-enişte ilişkisi içerisindeki Muhammed-Ali’den kalma olduğunu nasıl ve hangi ağdalı bir dille anlatarak yutturabilirsiniz? Alevi televizyon kanallarına çıkıp endam ederek, “İmam Hüseyin’i sevmeyenin insan bile olamayacağını ve yine gençlere seslenerek kitap okuyarak kafalarını karıştırmamlarını“ haykıran nur yüzlü sevgili Dedeler (!), inancın felsefi yapısıyla ters düşen, insanı ve hakikati-bilimsel bilgiyi öteleyici bu söylemden hala ısrar edecek misiniz?
  • Çocuklarınızın-gençlerinizin(Alevi Z Kuşağına) gözlerinin içine bakarak; günümüzden 1400 yıl önce yaşamış olan İmam Ali’nin İslamiyet ve onun kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim‘in yeryüzündeki hükmü için cenklerini-savaşlarını ve bu savaşlardaki üstün başarılarını yutkunmadan, kanınız donmadan anlatabilir misiniz?
  • Alevilerin Z Kuşağına; İmam Ali’nin, girdiği savaşlarda kafirlere (!) karşı savurduğu Zülfikâr kılıcının 40 arşın uzadığını, bu kılıçla zalimleri yok ettiğini, bu da yetmezmiş İmam Ali’nin üç telli Cüra çaldığını içten bir heyecanla anlatabilir misiniz? Bu masalı anlatarak, bunu gençlerinize kabul ettirme gibi bir şansınızın olduğunu hala düşünebiliyor musunuz?
  • Alevilerin Z Kuşağını; İmam Ali’nin (Ehl-i beytin) dostuna dost, düşmanına düşman (tevella-teberra) bir konuma getirebilir misiniz? Onlara Zülfikâr kuşandırıp, 1400 yıl önceki Ali düşmanlarına (!) karşı savaştırabilirmisiniz?
  • Alevilerin Z Kuşağındaki Kızlarınıza; İmam Ali’nin eşi Fatıma’nın 1400 yıl öncesine ait üstün meziyetlerini ki; hiç okumadığınız İslam tarihinde dahi olmayan o gerçek dışı hikayelerle-hurafelerle anlatabilir misiniz? Anlatsanız da, 2021 yılının Z Kuşağını bu masallara ikna edebilir misiniz? 2020‘li yılların Z Kuşağına Fatıma’yı model bir Kadın olarak sitilize edebilir misiniz? Yine Z Kuşağı içindeki genç kızlarınıza, 12 İmamın çoklu eşlerini, artı Cariyelerini övünerek anlatabilir misiniz? Yada kutsal mekanlarımızda tertip ettiğiniz Kerbela anmalarında, her gece anlattığınız İmamların gerçek hayat öykülerindeki bu çoklu Kadınlar ve Cariyeler bölümüne hiç temas ediyor musunuz?
  • Alevilerin Z Kuşağına; “Kendilerinin Öz Müslüman“ olduklarını, inançlarının İslamın bir “Anadolu versiyonu“ olduğunu kavratabilir misiniz? Meselâ Z Kuşağını diyorum; Camilere götürebilir misiniz? Ramazan orucunu tutturabilirmisiniz? Bir bütün olarak İslami bir yaşam tarzını bu saatten sonra Onlara biçip-giydirebilir misiniz?
  • Alevilerin Z Kuşağına yani çocuklarınıza-gençlerinize-taliplerinize İslamın ve İmanın şartlarını asgâri düzeyde de olsa, bir “Öz Müslüman (!)“ olarak yerine getirmediğinizi, hangi argümanlarla anlatabilirsiniz? Nasıl kıvrak bir dille bu işin içinde yara almadan çıkabilirsiniz? Hak aşkına, hiç düşündünüz mü?
  • Kutsal Ocaklarınızda asırlardan beri dizayn edilmiş Pir-Talip ilişkilerini bozarak, Toplu halde Ayin-i Cemlerinizi icrâ ettiğiniz, kendi maddi katkılarınızla vücuda getirdiğiniz mekanlarınızın Türk bayrağı ve M. Kemal resimleriyle olan ilgisini gönül rahatlığıyla anlatıp, buna karşın hala “Alevi felsefesinde ıkrçılığın mahkum edildiğinden“ sesiniz titremeden, dem vurabilir misiniz? Aslında bütün dinlerin-inançların kutsadığı mekanlarda, bu türden siyasi objelerin olduğunu (!), Alevilerin Z Kuşağına yutturabilir misiniz? Söz gelimi Camilerde olmayan bu siyasi-politik objelerin nedenini, “Onların gerçek Müslüman olmadıklarına“ yorabilir misiniz?
  • Alevi Z Kuşağına; kutsadığınız mekanlara utanmaz hırsız ürkekliğiyle giren Devlet ricalinin tarih boyunca Alevilerin en sadık dostları olduklarını; Cumhuriyetin (Emevilerin, Abbasilerin, Selçukluların, Osmanlıların), Alevilere gerçek bir vatandaş statüsüyle yaklaştığını, Koçgiri‘yi, Dersim‘i, Maraş‘ı, Çorum’u, Sıvas’ı vs. bir kenara bırakarak, dudaklarınız kurumadan kısa ve özlü cümlelerle anlatabilir misiniz? Kur’an-ı Kerim’in okunmadığı bu kutsal mekanlarınızda, devlet yetkililerinin elinden aldığınız Kura-ı Kerim’i; bu Z Kuşağındaki gençlerinizin gözünün içine baka baka Onlara okutabilir misiniz? Hiç düşündünüz mü, 21. Yüzyılın bu şafağında Gençlerinize; Kur‘an-i bir yaşam tarzı enpoze edebilir misiniz?
  • Alevi Z Kuşağına, Kurdi ve Tükmeni (yöresel) aksanlı Türkçenizle; “Kürtçe Anadiliyle ibadettin o kadar da önemli olmadığını, Cemlerde Kürtçe nefes-kılam okumanın, Kürtçe gılbang verilmesinin bir anlamının olmadığını, sonuçta hepimizin din kardeşi olduğunu ve dolayısıyla Alevilerin 72 millete bir nazarda baktığını, bu vesileyle kutsal mekanlarınızda Türkçe dışında başka dillerin konuşulmaması gerektiğini“ hangi tatlı dillerle, içli ninnilerle anlatacaksınız? Hakka uğurlama erkânlarınızı, hiç anlamadığınız, ömrünüzce terennüm bile etmediğiniz Arapça ayetler eşliğinde icrâ ederek, son dokunuşta “Ruhuna el Fatiha“ diyerek, kalbinize bir türlü varmayan, şaşkınlıkla göklere açılan avuçlarınızı yüzünüze sürerken, böylesi bir hüzünlü havada Z Kuşağıyla göz göze gelebilir misiniz?

Son Söz Yerine

Aslında söylenecek çok şey var, fakat son söz yerine; kısaca şu özlü cümlelerle makalemizi bağlayalım! Alevi Ebevynleri (Anne-Babaları) Alevi örgütsel kurumlarının cümle yöneticileri, İnanç önderleri Dedeleri, Pirleri; Sizler geleceğin sahipleri olan gençlerinizi yetiştiriyorsunuz, bunu asla unutmayınız! İnancın takkiyesiz ve asimilesiz bir özlük ile devam ettirilmesi için gençlerinize hakikati, kaynaklarıyla, ispatlarıyla, berâtıyla, delileriyle anlatmalısınız! Bakınız; gençlerin de sıkça okuduğu ve anlamlandırdığı tarihte Gençler- gençlik için söylenen sözlerin ne denli yerinde ve bir o kadar da gerçeğe dokunur olduğunu gözler önüne seren öğüt verici sözlerden bir demetle konumuzu bağlayalım:

Alman hukukcu, felsefeci, matematikçi, düşünür Gottfried Leibniz (1646-1716) “Gençliği iyiye yönelten, insanlığı iyiye yöneltir!“ derken, gençlere yol gösterenlerin yani Ebevynlerin (Anne-Babaların) Kurumsal yapılarının Yönetiçilerinin, Dedelerin-Pirlerein bilincine işaret eder.Amerikalı Filozof, bilim insanı, siyasetçi, düşünür Benjamin Franklin (1706-1790) Dünya ile gençlik arasında bir bağ kurarak der ki; “Gençliği anlayamadığımız an, dünyadaki işimiz bitmiş demektir.“ Yine Fransız düşünür ve siyaset kuramcısı Montesquieu (1689-1755) ise bir ulusun, topluluğun gençliğinin bozulmasının yetişkinlerin eliyle ancak mümkün olduğunu belirterek; “Bir ulusun gençleri bozulmaz, onlar ancak yetişkinleri bozulduğu zaman bozulur!“ derken, şu ana kadar irdelediğimiz detayların sanki kısa bir özetini yapmıştır. Hak ile kalın! Genç kalın!

 

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Kapalı
Kapalı