FORUM

Ben de jî buradayım öğretmenim

İBRAHİM MAYDA

Beş yaşındaydım. Okullar açılacak oyun arkadaşlarım okula gidecek, ben yalnız kalacaktım. Aklım, yalnızlığın o yaşlarda iyi bir şey olmadığını fısıldıyordu kalbime. “Ben de okula gitmek istiyorum” dedim anneme özgüvenli bir sesle. Dedim de yaşım küçüktü ve elbette annem bunu benden daha iyi biliyordu. Gitmekte ısrar edince, müdürün beni kabul etmeyeceğini söyleyerek konuyu kapatmıştı annem. Üzülmüş ve ağlamıştım. Ağlamama kalbi dayanamayan annem, tüm anneler gibi yaratıcı yeteneğini kullanarak muhteşem bir çözüm üretmişti. Çoban çıkınından bir çanta dikmiş, içine her birinden birer adet olmak üzere defter, silgi, kalemtıraş ve keten mendil koymuştu.

Sabah erkenden kalkıp abimin eski önlüğünü ve beyaz yakalığını takmış, abim ve mahalledeki oyun arkadaşlarımla, o zamanlar gözüme devasa büyüklükte gelen o binaya, yani okula gitmiştim.

Küçüktüm. Küçücüktüm. Ne devletle ne müfredatıyla ne de nüfus memuruyla tanışmamıştım. İsmim “Çozo” idi ve henüz devletin “Vatandaş Türkçe Konuş” tedrisatından geçmemiştim. Ama heves ettiğim okulda bu şerefe! kısa süre sonra nail olacaktım. Ama Çozo hiçbir zaman nüfus müdürlüğünün kapsamına giremeyecekti. Babam karayollarında çalıştığı ve sürekli yollarda olduğu için aile işlerimizle Feqîr amcam ilgileniyordu. Amcam devletle de nüfus memuruyla da tanışıyordu. Bugün “Kimlik” dediğimiz resmi evraka o zamanlar “Nüfus Cüzdanı” deniliyordu. Amcam nüfus cüzdanı çıkarmak isteyince bana, resmi makamların soğuk ve yasakçı yüzüyle karşılaşmış bir kez daha. Nüfus memuru Türkçe sözlüğe “Çozo” diye bir kelimenin girmediğinde ısrarcıymış.

Devlete ve nüfus memuruna yardımcı olmak isteyen her iyi vatandaş gibi Feqîr amcam da çözüm üretmek adına 12 İmamlarda doğduğum için adımın “İmam” olmasını önermiş. Kelime ve kavram setinde cami imamından başka İmam olmayan nüfus memuru, amcamın bu önerisine karşın çocukların “İmam” ismiyle dalga geçebileceğini söylemiş ve ismimi “İbrahim” diye nüfusa yazdırtmış. Ne amcam ne annem ne de başkası itiraz etmemiş devlet memurunun bu tasarrufuna. Çünkü ben kendi habitatımda Çozo olarak yaşıyordum özgürce. Ama benim de navigasyonumun şaşacağı bir yol ayrımı olacaktı: Okul.

İşte okula gidene dek devlet ve uzamlarıyla tanışmayan ben; o gün hem okul binası, dalgalanan bayrak, adını ilk kez duyduğum Atatürk heykeli ve resmi adım olan İbrahim Mayda ile tanışacaktım. Okuldaki o ilk gün, o ilk sabah öğretmen sınıf yoklaması yaparken ben ismimi öğrenmiştim. Öğretmen, “İbrahim Mayda” diye seslenmişti bütün ciddiyetiyle. O ciddiyet “Andımız” yeminini okurken de üstümüzden eksik olmamıştı çok şükür!

Türkçeyi kısa sürede, öğretmenimiz konuşurken dudak hareketlerini hafızama kaydedip, ders sonrası taklit ederek öğrenmiştim. Bu taklitler çoğalınca anadilimden ve habitatımdan yavaş yavaş uzaklaşacaktım.

Bir gün sabah isim yoklamasında öğretmenim ismimi okuduğunda “öğretmenim ben de ji burdayım” diye cevap vermiştim. Anadilim olan “Kurmancî’deki “’jî” eki Türkçe’deki ‘”de”’ anlamındaymış meğer; öğrenecektim bunu da.

Başımdan geçenleri eve gidip Feqîr amcama anlattığımda, saçımı okşamış, derinden bir iç çekmiş ve “Anadilimizle konuşmamız yasak olduğundan sevgili Çozom, senin bu yaşında çektiğin eziyeti bizler yaşamımız boyunca çektik” demişti. O gün çocuk ruh halimle tam ayrımına varmasam da öteki olduğumu öğrenmiş ve üzülmüştüm.

Zeki, çalışkan, hırslı bir çocuktum. “Sen misin Türkçe’yi bilmeyen, anlamayan Çozo, pardon İbrahim” diyerek, o çocuk halimle amcamın kitaplarına dadanmıştım. İlk İmam Cafer Sadık’ın “Buyruk” kitabı geçmişti elime. Okuduklarımı pek anladığımı söyleyemem ama herkesin birbirini sevdiği, kimsenin kavga etmediği, her şeyin eşit olduğu, barış içinde yaşanılan “Rıza Şehri” hikayesi kalmış aklımda. Gençliğimi o Rıza Şehrini arayarak geçirdim. Bazı istasyonlarda bazı nüvelerine rastlasam da umudunu büyüttüğümüz o eşitlikçi şehre varamadım daha. Çocukluğumdan kalan o büyülü Rıza Şehri’ne bir gün varacağımız fikriyle; ez jî te pir hez dikim zimanê dayîka min…

Dersim Gazetesi

Recent Posts

Madımak’ta katledilenler anıldı: Unutmadık, unutturmayacağız

Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında katledilenler anıldı. Madımak Oteli’ne ‘Utanç Müzesi’ afişi asılırken, katliamla yüzleşme ve…

6 saat ago

Sivas’ta katledilen 33 can Dêrsim’de anıldı: Yüzleşme istiyoruz!

Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği etkinliklerine katılan 33 aydın, akademisyen,…

6 saat ago

Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi’nden Deniz Göktaş’a destek: Mizaha kelepçe vurulamaz

Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi, komedyen Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayarak, yaşananlara…

6 saat ago

Varto’da JES nöbeti 61’inci gününde: Topraklarımıza dokundurtmayacağız!

Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere köyünde, ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından planlanan…

6 saat ago

33. Yıl 33 Can

  2 Temmuz 1993’te yaşanan Madımak Oteli katliamından bu yana 33 yıl geçti. 33 yıllık…

6 saat ago

Kordu’dan Sivas Katliamı için kanun teklifi: Madımak’ın “Utanç Müzesi” olması istendi

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yaşamını yitiren 33 kişinin…

20 saat ago