Bir kentin ışıkları o kenti aydınlatmaya yetmez

Son zamanlarda yolu Dersim’e düşenlerin nazarı dikkatinden kaçmayan bir olaydan söz etmek istiyorum. Dersim merkezde hummalı bir çalışma var, yol genişletme ve Munzur etrafından kayyum öncesi belediye tarafından projelendirilen, ama bu dönem başlatılan ıslah ve peyzaj çalışması, yine kent merkezi yer altı çarşısı üzerinde süren yeni yapılanma hızlı bir tempoyla devam etmektedir. Şimdilik en göze görüneni bazı yolların genişletilme çalışmasıdır. Munzur etrafında süren peyzaj çalışmasına gelince, umarım kentin dokusunu bozmaz gezi ve park alanlarıyla sınırlı kalır. Ortaya nasıl bir yapılanma çıkacak bekleyip göreceğiz.

Malum dönem olağanüstü hal ve kararnameler dönemidir. Ne soran var ne eden, nasılsa birileri adımıza düşünmekte ve karar vermektedir. Aslında bu kent benzer süreçlerin yabancısı değil, 12 Eylül’ü baz alırsak olağanüstü dönemlerin bütün olumsuzluklarını iliklerine kadar yaşamış bir kenttir. 12 Eylül darbe yıllarını, sıkıyönetimleri, olağanüstü hali ve köylerin yakılması gibi büyük badireler atlattı. Umarım bunu da atlatır. Bir 12 Eylül kalıntısı olan olağanüstü hal ancak 2004 yılında kaldırılmıştı. Ancak bıraktığı tortular Dersim’e azımsanmayacak zararlar vermişti. Yasak bölge uygulaması ve zoraki göç gibi insanların yerinden yurdundan edilmesi dönemin marifetleri olarak hafızalarda kaldı. Keza bugün kent merkezine kadar kirliliğiyle gelen Uzunçayır Barajı yine dönemin önemli tahribatlarındandır. Dünyada benzer bir örneği var mıdır bilemiyorum, galiba bu ilk de bize nasip oldu çünkü baraj bir nevi kentin orta yerinde yapılmıştır.

Oysa yapım aşamasında bize baraj kodu şehir merkezine kadar gelmeyecek denilmişti, Dersim buna inandı ve bu söze itibar etti . Ne zaman ki şehirde Munzur’un sesini duymaz olduk, feryad figanımızı o vakit de Munzur duymamıştı.

Nehir kenarında başlatılan ıslah çalışması hakkında edindiğimiz bilgi mavi köprüden itibaren her iki yakada park ve gezi alanları yapılarak Siheng’in altına kadar devam edecekmiş.

Görüşme olanağım olsaydı vali beye Gürsel Erol’un yaptığı şelaleyi hatırlatırdım. Yıllardır o yamaçta bir utanç abidesi olarak öylece durmaktadır. Dolayısıyla kalıcı ve doğamıza zarar vermeyecek bir projenin hayat bulmasını herkes gibi bende isterim. Bütün temennim her hangi bir tahribata mahal vermeden söylendiği şekliyle bu çalışmanın gerçekleşmesidir. Zira Munzur insanlığın yaşam kaynağıdır, ve ona daha fazla zarar vermeyelim derim.

Göze çarpan bir diğer değişiklik ise köprülerde ve bazı parklarda yapılan ışıklandırmadır. Dersim’de düzenli bir ışıklandırmanın olmadığını biliyoruz. Gördüğüm kadarıyla bu yeniliği bazılarımız sevmiş gibi. Hatta Mameki Köprüsü, Boğaz Köprüsüne benzetilerek selfie yapanlara dahi tanık oldum. Diyeceğim, ilk etapta göze hoş görünse de gündüz gözüyle baktığımda yapılan çalışmayı oldukça amatör ve sıradan bulduğumu söylemeliyim.

Bahsettiğim bu konular bir kentte olması gereken rutin çalışmalardır, bunları yadsımamakla birlikte olup bitenin yanında sanki yapay duruyor gibi. Biliyoruz ki bazı kentler bazı özellikleriyle anılır. Dersim bu sıralamada istisnasız önceldir. Tarihiyle kültürüyle ve aydınlığa dönük yüzüyle kendi bölgesinde insanlığın oksijen havzasıdır. İsteriz ki ışıklar kadar renkli olan bu kent tekçiliğin girdabına hapis edilmesin.

Birbirimize benzemek zorunda değiliz. Ne demişti Yaşar Kemal: ” Anadolu bir halklar bahçesidir, o bahçeden bir çiçeği koparır alırsanız renklerden birini eksiltmiş olursunuz.” Bu ülkenin ceberut

anlayışı Yaşar Kemal’in bu sözünü hiç kaile almadı. Dersim bu uygarlık kulvarında çoktan yerini almış bir coğrafyadır. Dersim oldum olası ırkçılığın o lanetli kulvarına tevazu etmedi. Maruz kaldığı alt üst oluşların yara berelerine rağmen o, barışın dilini bir gün olsun elden bırakmadı. Görüyorum ki eski yasakçı günlere bir özenme var. Oysa bu tekrarlar çok denendi, çok da kucaklaşma nutukları atıldı, bu süreçler araştırılmaya tabi tutulsa hiç kuşkusuz Dersim iktidarların yalan ve hile laboratuvarı olur. Bu günde benzer bir süreçle karşı karşıyayız. AKP’li Metin Külünk bile bizi seviyor. Dersim’i o kadar seviyorlar ki cıvıl cıvıl olması gereken bir kent bugün sessizliğin o derin hüznüyle boğuşuyor. Bir avuç gökyüzü ve bir parça huzur, hala bura insanına çok görülüyor.

Yoksa ışıl ışıl bir kentte yaşamayı kim istemez ki. Ama olağanüstü hal, görevden alınıp ceza evine konulan belediye başkanları, kararnamelerle işinden ekmeğinden edilen insanlar, güzelim doğamızı mahvedecek olan baş belası baraj ve HES projeleri, yasak bölge ve gözaltılar gibi var olagelen baskılar Dersim’de insan yaşamına nüfuz ettiği sürece yapılan her yenilik kuşkusuz ki bu baskıların gölgesinde kalacaktır.

*foto: Bülent Yaşar

Hüseyin Ayrılmaz

Recent Posts

DEM Parti kaynakları: Yasa Temmuz’da Meclis’e gelecek

DEM Parti İmralı Heyeti, Kürt meselesiyle ilgili süreç ve bu ay Meclis’e gelmesi beklenen çerçeve…

2 saat ago

İmralı Heyeti, Bahçeli ile bir araya geldi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar…

3 saat ago

Gülistan Doku soruşturmasında zırhlı araç incelemesi

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, Gülistan Doku soruşturması kapsamında 5 Ocak 2020'de Dersim'de emniyet ve jandarmanın kullandığı…

3 saat ago

DEM Parti’den Can Kaba için iki ayrı girişim: Meclis’e inceleme başvurusu, Adalet Bakanı’na soru önergesi

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Marmara L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 6 No'lu…

5 saat ago

İmralı Heyeti, AKP’li Efkan Ala ve Abdullah Güler ile görüştü

DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, süreç kapsamında DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Mithat…

6 saat ago

AHBAP soruşturması: Haluk Levent dahil 14 kişi tutuklandı

AHBAP Derneği’ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan, aralarında Haluk Levent’in de bulunduğu 23 kişi adliyeye…

6 saat ago