Categories: Güncel

Çoğunluk ve otoriter popülist liderlik

Siyaset bilimciler,çoğulcu demokrasi ve hukuk devletinin iktidarın gücünü sınırlayacağı korkusunun, iktidarları çoğunluğun değerleri üzerinden siyaset yapmaya ittiğini, bunun da bizi otoriter popülist liderliğin karanlığına çektiğini söylerler.Haksız da sayılmazlar…

İster faşist, ister komünist, ister krallık olsun tüm otoriter rejimler entelektüellere düşmandır. Onlar için sorgulamayan sadece söyleneni yapan, gerektiğinde alperen, gerektiğinde ahlak bekçisi gerektiğinde düşünce polisi olan çoğunluktur önemli olan. O nedenle çoğunluğun iradesi kavramına sıkı sıkıya sarılırlar.

Mesleksiz ve hazineden geçinen alt orta sınıfların memnuniyetsizliği ve ranta dayalı ekonomi  otoriter popülist rejimlerin en önemli gıdasıdır. Otoriter liderlik, bu kesimlerin memnuniyetsizliğini ayrıcalıklı görünen diğer kesimlere yönlendirmek için popülist bir dil benimser.

Toplumun çoğunluğundan farklı düşünen, gerçeğin bir değil bir çok yüzünün olduğundan hareket eden, meselelere dünyanın penceresinden bakmayı bilimin onlara yüklediği bir sorumluluk olarak  kabul eden aydınların bu duruşu, onların popülist otoriter liderlik tarafından çoğunluğa hedef gösterilmesi için yeterli bahaneyi oluşturur. Farklı düşünenler, farklı çözümler önerenler, başka türlü yaşamak mümkün diyenler büyük bir öfkenin muhatabı olur.

Otoriter liderlik içeriğini kendinin tanımladığı “kutsal devlet”, “kutsal lider”, “kutsal milli çıkarlar” ve “yüce ahlak” kavramlarını çoğunluğun üstüne boca ederken, diğer yandan da “devletimizi, milletimizi, dinimizi bizim tanımladığımız ulusal çıkarlarımızı eleştirenler ihanet içindedir” diye buyurur.

Bugünün dünyasında otoriter liderliğin kaynağı çoğunluktur. Otoriter liderin  “seçilmiş” kişi olması, onun söylediği her sözün de “doğru” ve “haklı” olması anlamına gelir. Bu nedenle günümüzde otoriter rejimler seçimlere çok büyük önem verirler. Her seçim sonucu otoriter liderliğin tüm eylem ve söylemlerinin çoğunluk tarafından onaylanması ve meşrulaştırılması olarak kabul ve takdim edilir.

Güç, bir kez ele geçirildikten sonra, gücün tahkimi popülist otoriter liderliğin birinci önceliğidir. Çoğunluğun memnuniyetsizliğini besleyecek ve yönlendirecek bir düşman ihtiyacı bu nedenle olmazsa olmazdır. Çünkü birilerinin çoğunluğun nefretini hak edecek ölçüde kutsal devlete, kutsal lidere, kutsal amaçlara ihanet içinde olması gerekir. Hain, alçak, ahlaksız, zalim gibi nitelemelerle çoğunluğun önüne atılan bu kişiler bir etnik gruba, bir partiye, bir mezhepe ait olabilir ya da otoriter popülist liderliği eleştiren aydınlar olabilir.

Otoriter popülist siyaset ‘öteki’ne, kutuplaşmaya ,kapalı bir siyaset alanına ve çoğunluğun iradesinin ‘kanun’ olmasına ihtiyaç duyar. Eğer ülkede kimlik,din,ahlak ve yaşam biçimi eksenli kaygılar  hakimse, halk olarak tanımlanan çoğunluğun adaletinin sağlanması otoriter liderin ana misyonudur. Bu misyon lideri tartışılmaz kılar ve liderin çelişkilerini görünmez hale getirir. Çünkü her atılan adım liderin çoğunluğun hakkını ve adaletini teslim ettiği ‘tarihi’ bir adımdır. Bu nedenle liderin kişisel önceliklerinin çoğunluğun öncelikleri ve arzusu olduğu algısının yaratılması gerekli bir adımdır. Dolayısıyla her eleştiri ve farklı düşünce vatanın, liderliğin kutsallığına karşı kör bir düşmanlık olarak çoğunluğa sunulur. Ve çoğunluğun düşünceleri olarak yansıtılan otoriter liderliğin öncelikleri, sandık demokrasisi ve kamuoyu araştırmaları ile  yeniden çoğunluğun arzusu olarak siyasetin ana girdisi haline getirilir.

Çoğunluğun mobilizasyonu için de “korku” hep diri tutulur. Otoriter liderler kendi korkularını çoğunluğa aktarır, öfkeli sözlerle kitlelerin hıncını körükleyerek derinleştirdikleri düşmanlığı muhaliflerine yönlendirirler. Onlar için seçim kaybetmek, halkın desteğini yitirmek siyasi sürecin normali olmaktan çıkar. Sonuçta, ortaya amaca ulaşmak için tüm korkuların seferber edildiği, tamponu olmayan, toplumun üretici ve yaratıcı gücünü yok eden bir yapı çıkar. Kutuplaşma her kuralı aşındırır, standartları yok eder. Olmayan standartlar toleransı erozyona uğratır ve o toplum onu bir arada tutan hukuki, ahlaki ve vicdani tüm  değerlerini kaybeder.  Ve kendini dizginleme gereği duymayan, bu nedenle kurumsal güçlerini en uç noktasına kadar kullanan liderlerin toleransı dışlayan öfkeli dili ve yaklaşımı toplumu öfkeli kalabalıklara dönüştürür.

Oysa bir toplumun aileden kamu alanına kadar tüm yönlerinde olduğu gibi siyasi yaşamda da yazılı olmayan kurallar ve standartlar vardır. Bir ülkenin hafızasını oluşturan sanatçı ve yazarlara, geleceğini şekillendiren akademisyenlere  tolerans göstermek, muhalefeti meşru kabul etmek, azınlıkta kalanların haklarını korumak gibi…Çoğu kez  yazılı olmayan bu kurallar ve standartlar, yazılı yasalardan çok daha önemlidir. Çünkü bunlar bir sistemin çarpma etkisini hafifleten tamponlarıdır.

Bu tampon kurumların yıkılması ile gerçeklik algısı yitirilir, öfke kitleleri ele geçirir ve toplum içe doğru patlar. Tarihte böyle bir yolculuğun mutlu sonla bittiği tek bir hikaye yoktur.

Nesrin Nas

Dersim Gazetesi

Recent Posts

Munzur Vadisi’nde yasaklar denetimsizlikle deliniyor: Hafta sonları duman yükseliyor

Türkiye’nin en önemli doğal alanlarından Munzur Vadisi Milli Parkı’nda, ateş yakarak piknik yapmak, gelişigüzel kamp…

11 saat ago

Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu ilk toplantısını yaptı: Dört alt komisyon kuruldu

Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu, ilk toplantısını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirdi. Toplantıda…

11 saat ago

Zonguldak’ta Kürt işçilere saldırıya ilişkin soruşturma açıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek Zonguldak’ta Kürt işçilerin saldırıya uğramasına ilişkin soruşturma açıldığını duyurdu Şirnex’in Cizîr…

1 gün ago

Takip ve Tespit Kurulu yarın ilk kez toplanıyor

  Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında çıkarılan yasanın yürürlüğe girmesinin ardından oluşturulan Takip ve…

2 gün ago

Amed Koşuyolu’nda taziye 3’üncü gününde

Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için Koşuyolu Parkı’nda kurulan taziye 3’üncü gününde sürüyor Medeniyetler Beşiğinde…

2 gün ago

Tülay Hatimoğulları’ndan Çepni’ye ziyaret

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 3 Şubat’tan bu…

5 gün ago