Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle 22 Mart’ta gözaltına alınarak tutuklanan BirGün muhabiri İsmail Arı, ilk kez hakim karşısına çıktı.
Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkan gazeteci Arı hakkında “yanıltıcı bilgiyi yayma” ve “gizliliğin ihlali” suçlamalarından toplam 8 yıla kadar hapis cezası isteniyordu.
Bugün ilk kez hakim karşısına çıkan İsmail Arı, savunmasında sadece gazetecilik yaptığını ve bu nedenle cezalandırıldığını söyledi.
Duruşmada Arı’nın ve avukatlarının savunmaların ardından savcılık, 2,5 aydır cezaevinde bulunan Arı’nın tutukluluk halinin devamını talep etti.
Avukatların itirazlarının ardından kararını açıklayan mahkeme başkanı, “sanığın savunmasının alınmış olması, tutuklu bulunduğu süre göz önünde bulundurulduğunda, sanığın delillerin karartılmasına yönelik bir imkanının olmaması, sabit ikametgah sahibi olması birlikte değerlendirildiğine tutuklama nedenlerinin ortadan kalktığı anlaşıldığından…” gerekçeleriyle Arı’nın tahliyesine karar verdi.
İsmail Arı hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmayacak. Arı, 2,5 aydır tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi’nden tahliye edilecek.
Davanın bir sonraki duruşması ise 9 Ekim saat 14.00’te görülecek.
Saat 14.30 sularında başlayan duruşmaya ilginin yoğun olması ve çok sayıda izleyicinin gelmesi nedeniyle salon değiştirildi ve duruşma 15. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülmeye başlandı.
İsmail Arı, alkışlar eşliğinde duruşma salonuna getirildi. Duruşma salonunda çok sayıda gazeteci, siyasetçi ve meslek örgütü temsilcisi de yer aldı. Arı’nın ailesinin yanı sıra Utku Çakırözer, Sevda Karaca, Kayıhan Pala, Selin Sayek Böke, Alper Taş, Önder İşleyen, Mehmet Türkmen, İsmail Hakkı Tonbul, Alican Uludağ, Gökçe Gökçen, Murat Emir, Aylin Nazlıaka, İlhan Cihaner, Gamze Taşcıer, Seyit Aslan, Süleyman Bülbül ve Suat Özçağdaş gibi isimler de duruşmaya katıldı.
Savunma beyanında, avukat Kerem Altıparmak, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını kaynak göstererek ifade özgürlüğünün hedef alındığını savundu. Altıparmak, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinin, yanıltıcı bilginin kamuoyuna yayılmasını suç sayan hükmünün “gazetecileri hedef almak için bir araç haline geldiğine” dikkat çekti ve savunmanın, dosyanın Anayasa Mahkemesi’ne sevkini talep ettiğini de ekledi.
İddianamenin okunmasının ardından İsmail Arı’nın savunmasına geçildi.
Arı, bayramda aile ziyaretinde olduğu sırada Tokat’ın Turhal ilçesinde gözaltına alındığını hatırlatarak “Usulsüz bir şekilde telefon baz sinyalime bakıldığını düşünüyorum” dedi ve mahkemenin bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulunması istedi.
Gözaltı sürecinde telefonuna hakim kararı olmaksızın 4 polis tarafından el konulduğunu, itiraz üzerine yakınları tarafından Turhal İlçe Emniyet Müdürlüğü bahçesinde telefonunun teslim alındığını belirten Arı, ilgili polislere de suç duyurusunda bulunulmasını istedi. İsmail Arı, kendisine çıplak arama yapmak isteyen Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube polisleri hakkında da suç duyurusunda bulunulmasını istediğini söyledi.
Arı’nın suç duyurusu talepleri kabul edildi.
İsmail Arı, sadece kendisini değil gazeteciliği savunmak için mahkemede olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Buraya sadece kendimi savunmak için değil, gazeteciliği savunmak için geldim. Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen basın kartına sahibim. 75 gündür yatarı olmayan bir suçtan, sadece 58 satırlık bir iddianame ile cezaevindeyim. Gazetecilik faaliyetim 75 gündür engelleniyor. Kapasitenin çok üzerinde bir koğuşta 75 gündür yerde yatıyorum. Anayasada ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ denmesine rağmen cezaevinde tutuluyorum.”
“Emniyet ifadem tamamlandıktan sonra savcının yeni video paylaşımlar göndermesi üzerine ifadem yeniden başladı. Yani benim soruşturma dosyam gözaltı sürecimde oluşturuldu. Savcı ifademi bile almadan tutuklamaya sevk edildim.”
Tutuklanmasına neden olan haberlerinin arkasında olduğunu belirten Arı, hakkındaki suçlamaları reddetti. Arı, savunmasına şöyle devam etti:
“Söz konusu videodan Erdoğan ailesi rahatsız olmamış, iddia makamı rahatsız olmuştur. İddianamede ‘muhtemel’ gibi ifadeler yer alıyor. Ben bu nedenle 75 gündür cezaevindeyim. Haberimin arkasındayım. İddianamede gerçekler alenen perdeleniyor. TCK 217/A kapsamında yöneltilen tüm suçlamaları reddediyorum.”
Ortaya çıkardığı ve ödül aldığı ancak yargılama konusu yapılan Yunus Emre Vakfı’ndaki yolsuzluk haberine ilişkin de konuşan Arı, beraatini talep etti ve savunmasını şöyle sonlandırdı:
“Size şaşıracağınız bir şey söyleyeceğim. Yunus Emre Vakfı davasını siz yürüttünüz Sayın Hâkim. Ben, izlediğim ve haberleştirdiğim dava nedeniyle bugün yargılanıyorum. Yunus Emre Vakfı’na ilişkin haberimle üç ayrı ödül aldım. Ben bu ülkede gazetecilik yapma hakkımı kullanıyorum. Halk için gazetecilik yaptım. Çok fazla tehdit edildim ama halk için gazetecilik yapmaya devam ettim. Tutuklanınca insanların bunun farkında olduğunu gördüm. Tutukluluğuma itiraz etmek için çeşitli eylemler gerçekleştirildi. Ben tertemiz gazetecilik yaptım, bu yüzden cezalandırıldım. Bana yapılan eziyeti sağır sultan duydu, yargı organları duymadı. Gazetecilik suç değildir. Derhal beraatimi talep ediyorum.”
Avukatlar Kerem Altıparmak, Tolgay Güvercin, Ali Deniz Ceylan, Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu ve Bülent Yücetürk savunmala yaptı. Avukat savunmalarının tamamlanmasının ardından savcı, İsmail Arı’nın tutukluluğunun devamını ve Arı’nın haberleriyle ilgili Vakıflar Genel Müdürlüğünden ve Kültür Varlıklarını Koruma Müdürlüğünden ‘delillerin’ toplanmasını talep etti.
Avukatların itirazlarının ardından kararını açıklayan mahkeme başkanı, Arı’nın tahliyesine karar verdi. Hakim, “sanığın savunmasının alınmış olması, tutuklu bulunduğu süre göz önünde bulundurulduğunda, sanığın delillerin karartılmasına yönelik bir imkanının olmaması, sabit ikametgah sahibi olması birlikte değerlendirildiğine tutuklama nedenlerinin ortadan kalktığı anlaşıldığından…” diyerek Arı’nın tahliyesine ve hakkında herhangi bir adli kontrol tedbiri uygulanmamasına karar verdi.
Davanın bir sonraki duruşması 9 Ekim’de saat 14.00’te görülecek.
Mahkeme başkanı, iddianamede yer alan haber ve sosyal medya paylaşımlarının bir bütün olarak internet ortamından alınarak herhangi bir dijital kaydının yapılıp yapılmadığının Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne sorulmasına ve varsa bir örneğinin mahkemeye sunulmasına karar verdi. Mahkeme ayrıca, söz konusu paylaşımların incelenmesi amacıyla bir bilirkişi görevlendirilmesine hükmetti. Bilirkişiden, içerikleri doğrudan kaynaklarından tespit ederek görüntü kayıtları ve video çözümlemeleriyle birlikte mahkemeye sunması istendi.
Mahkeme, iddianamede adı geçen vakıfların kamuya yararlı vakıf statüsünde olup olmadıklarının ve vergi muafiyetine sahip bulunup bulunmadıklarının tespiti amacıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasına karar verdi.
Duruşma öncesi basın meslek örgütleri Sıhhiye’deki Ankara Adliyesi önünde açıklama yaptı. Burada konuşan BirGün Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın yaptığı açıklamada, “Burdan bir adım geriye adım atmayacağız. İsmail cezaevinde bile yazdı. İsmail çıktığı andan itibaren yazmaya devam edecek. Bizim başımızı öne eğerken görmeyeceksiniz; görmediler, İsmail de eğmedi. Utanılacak bir şey yazmadık. Bugün bizi yargılamaya çalışanların mahkemelerini bir gün takip edeceğiz. Bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan okurlarımıza da teşekkür ederiz” dedi.
Diğer gazeteciler ve sendika temsilcileri de İsmail Arı dahil mesleğini yaptığı için cezaevinde tutulan bütün gazetecilerin derhal tahliye edilmesi çağrısı yaptı.
TGC Yönetim Kurulu, dün Sincan Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan İsmail Arı’yı ziyaret etti. Arı, cezaevinden yaptığı açıklamada şunları söyledi:
×Beni susturmak isteyenler olabilir ama gazetecilikten vazgeçmeyeceğim. Cezaevinde de yazmaya, haber yapmaya devam ettim, ediyorum. Gazetecilerin tutuklanması yalnızca gazetecilerin değil, halkın haber alma hakkının da hedef alınmasıdır. Bu yüzden yurttaşlardan isteğim, gazetecilere ve haber alma özgürlüğüne sahip çıkmalarıdır. Çünkü gazetecilik suç değildir ve sonunda kazanan gerçekler olacaktır. Bugün savunmamı, tutuklanma gerekçesi olan haberlerimin doğruluğu üzerine yapacağım ve gazeteciliğin suç olmadığını anlatacağım. Tahliye olmayı bekliyorum.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yetkilileri Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin Mezopotamya…
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne (AKBK),…
DEM Parti iki yılda bir düzenlediği Yerel Yönetimler Konferansı yarın başlıyor. Konferansın partinin yerel yönetim…
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) mayıs ayı enflasyon verilerini açıklamasının ardından SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin ocak-mayıs…
Haklarının ödenmesine ilişkin verilen sözlerin yerine getirilmemesi üzerine Ankara’ya yürüyüş başlatan Doruk Madencilik işçileri…
Mûş’un Varto ilçesine bağlı Xwarik köyü sınırları içerisinde planlanan Jeotermal Enerji Santraline (JES) karşı kurulan…