İnsan Hakları Derneği (İHD), 1 Ekim 2024 ile 1 Temmuz 2026’yı kapsayan, “PKK-Barış Süreci İzleme Raporu”nu Diyarbakır Barosu’nda düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.
RAPOR DÖRT BAŞLIKTAN OLUŞUYOR
Rapor, “Sürecin ana dönemleri ve akışı”, “Meclis Komisyonu dinleme çalışmaları ve toplumsal beklentiler”, “Meclis Komisyonu çalışmaları ve Meclis Raporu’nun analizi” ve “Barış sürecinin haklar, özgürlükler ve hukuk alanına etkileri” şeklinde dört ana bölümden oluşuyor. Raporda ayrıca sürecin başladığı günden bu yana geçen 21 aylık dönemi kapsayan ayrıntılı bir kronoloji yer aldı.
Raporda, incelenen 21 aylık süreç şu dört evrede ele alındı:
* Birinci dönem: Ekim 2024-Şubat 2025; Başlangıç ve kamuoyunun hazırlanması dönemi,
* İkinci dönem: Mart-Temmuz 2025; Öcalan’ın 27 Şubat 2025 çağrısı, PKK’nin 12 Mayıs 2025’teki fesih ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı, 11 Temmuz 2025’teki silah yakma töreni,
* Üçüncü dönem: Ağustos 2025-Şubat 2026; TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmaları ve 18 Şubat 2026’da kabul edilen Meclis Raporu,
* Dördüncü dönem: Şubat-Haziran 2026; Çerçeve yasa beklentisinin sürdüğü, sürecin ivme kaybettiği aşama; 1 Temmuz 2026 itibarıyla süreç bu duraklama evresindedir.”
Meclis komisyonun raporuna yer verilen raporda, parti raporları ile komisyon raporunun incelendiği ve burada “Sorunu bir ‘terör’ meselesi olarak tanımlayan güvenlik, devlet odaklı yaklaşım” ile “sorunu Kürt meselesi olarak tanımlayan hak, kimlik, muhatap odaklı yaklaşım” şeklinde iki temel yaklaşımın ortaya çıktığı belirtildi.
Raporda, “Bu iki yaklaşım; sorunun tanımı, kök neden, muhataplık, hukuki çerçeve, demokratikleşme/yerel yönetim ve süreç sıralaması olmak üzere altı eksende birbirinden ayrışmaktadır. Meclis dinleme çalışmalarında katılımcılar hukukun üstünlüğü, eşit yurttaşlık, temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi, yerel demokrasi ve karar alma süreçlerinde şeffaflık konusunda geniş ölçüde birleşmektedir. Buna karşılık kadınlar, gençler, çatışmadan doğrudan etkilenen gruplar ve diğer kırılgan kesimlerin temsili bakımından önemli boşluklar bulunmaktadır” denildi.
Raporda, 2025 yılı PKK ile silahlı çatışmanın sona erdiği ama insan hakları, demokrasi, adalet ve temel özgürlükler açısından ciddi gerilemelerin yaşandığı bir yıl olarak tanımlandı. Raporda yaşanan gerilemeler şu şekilde sıralandı:
Raporda, 21 aylık süreçte şu temel çıkarımlara yer verildi: “Geri dönülmez eşikler aşılmıştır; Ancak bu kazanım henüz kalıcı bir siyasi barışa dönüşmemiştir. PKK’nin fesih kararı ve silah yakma töreni kırk yılı aşan çatışmalı dönemi fiilen sonlandıran tarihsel bir eşiktir. Bir yanda güçlü bir siyasi irade ortaya konurken, öte yanda kayyum uygulamaları, yargı operasyonları ve ifade/toplanma özgürlüğü kısıtlamaları sürmüştür. Süreç bir güven ikilemi içinde duraklama noktasına gelmiştir. İktidar bloğu ile Kürt siyasi hareketi arasındaki ‘önce silahsızlanma teyidi’ ile ‘eş zamanlı reform’ talepleri arasındaki sıralama uyuşmazlığı, oyun teorisindeki ‘mahkûmun ikilemi’ örüntüsüne benzer biçimde süreci aylarca bir ‘bekleme odasında’ tutmuştur.
Meclis Komisyonu değerli bir kurumsallaştırma çabasıdır, ancak bağlayıcı sonuç üretme kapasitesinden yoksundur. Kadın hareketlerinin, diasporanın, yerel yöneticilerin ve örgütsüz bireylerin sürece yeterince dahil edilmemiş olması, barış inşasının gerektirdiği kapsayıcılıktan uzak bir tabloya işaret etmektedir. İzleme ve doğrulama mekanizmalarının yokluğu şeffaflığı ve güvenilirliği zayıflatmaktadır. Bağımsız bir izleme yapısının kurulmamış olması kamuoyunda spekülasyonu artırmakta ve mevcut tıkanıklıkların aşılmasını zorlaştırmaktadır.”
“İHD’nin vardığı sonuç açıktır: silahların susması barış için gerekli ama tek başına yeterli değildir” denilen raporda, kalıcı barış için atılması gereken adımlar ise şu şekilde sıralandı:
Siyasetçilere
*Çerçeve yasa gecikmeden ve takvime bağlı çıkarılmalı.
*TBMM’nin merkezi rolü kalıcılaştırılmalı.
*Demokratikleşme reformları sürecin ayrılmaz bileşeni olarak ele alınmalı.
*Temiz siyaset iktidar–muhalefet ayrımı yapılmadan yürütülmeli.
*Geçiş dönemi adaleti mekanizmaları kurulmalı.
*Bağımsız izleme heyetlerine resmî zemin tanınmalı.
*Bölgesel ve uluslararası boyut sürecin parçası olarak yönetilmeli.
Sivil topluma
* Bağımsız izleme kurumsallaştırılmalı.
* Kapsayıcılık boşlukları giderilmeli.
* Hakikat, hafıza ve hesap verebilirlik alanında öncü rol üstlenilmeli.
* Hak temelli barış dili güçlendirilmeli. Süreç ‘güvenlik’ parantezine sıkıştırılmamalı; demokrasi, eşit yurttaşlık ve toplumsal adalet ekseninde savunuculuk sürdürülmelidir.
* Barış Ankara-merkezli pazarlıklardan çıkarılıp yerelleştirilmeli.
* Bölgesel ve uluslararası dayanışma ağları güçlendirilmeli.
Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolüne dikkat çekilen raporda, “Silahsızlanma kararının örgüt tabanında kabul görmesini sağlayabilecek etkili bir lider olarak değerlendirilmektedir. Çatışma çözümü literatüründe lider aktörler, güven inşası ve alınan kararların uygulanması açısından kritik rol oynayabilmektedir. Bu nedenle sürecin kurumsal bir zeminde yürütülmesi ve ilgili aktörlerin hukuki çerçeve içinde tanımlanması önerilmektedir” denildi.
İnfaz hukukunda yapılabilecek değişiklikler, “umut hakkı”, konutta infaz ve iletişim ve görüşme imkânlarının genişletilmesi gibi tartışılan düzenlemelere işaret edilen raporda, bunların olası katkılarının; Silahsızlanma sürecinin sürdürülebilirliği, güven artırıcı etki ve toplumsal entegrasyonun desteklenmesi olduğu kaydedildi.
“Sürecin başarısı, güvenlik, hukuk, demokrasi ve toplumsal uzlaşının birlikte güçlendirilmesine bağlıdır” denilen raporda, “Türkiye, kırk yılın en önemli barış fırsatıyla karşı karşıyadır. Meclis’in tatile girmeden çerçeve yasayı çıkarıp çıkarmaması, çıkarılacak yasanın uygulanma kabiliyeti bu fırsatın heba olup olmayacağını belirleyecek sınav anıdır” ifadelerine yer verildi.
Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kenti yakınlarındaki tarihi Cesena Mağarası’nda 11 Temmuz 2025’te gerçekleştirilen silah yakma…
Barış Vakfı Yönetim Kurulu, Kürt sorununun çözümü ve çatışmasızlık sürecinin “kalıcı toplumsal barışa evrilmesi amacıyla”…
CHP’de yönetim değişikliğinin ardından parti içindeki gelişmelere ilişkin yeni kulis iddiaları gündeme geldi. Gazeteci Mustafa…
Zindan edebiyatı uzun yıllardır tartışılan bir konu. Yaşadığımız ülkenin gerçekliği düşünüldüğünde, zindanlar özgürleşmenin, barışın, demokrasinin…
Dersim'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin soruşturmada…
Komedyen Deniz Göktaş’ın ‘Ölü Deniz’ isimli stand-up gösterisi erişime engellendi İfade Özgürlüğü Derneği’nin verdiği bilgiye…