Categories: Güncel

Selahattin Demirtaş: Sürecin ilerlemesi için Abdullah Öcalan’ın statüsü netleşmeli

Selahattin Demirtaş, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu yazı kaleme aldı. Demirtaş yazısında, Abdullah Öcalan’ın statüsünün, çalışma ve iletişim koşullarının netleştirilmesi gerektiğini belirterek, bunun sürecin ilerlemesi için en acil adım olduğunu vurguladı

Edirne Cezaevinde tutulan HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu yazı kaleme aldı.

Demirtaş yazısında, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün, imkanlarının ve koşullarının netleşmesi gerektiğinin altını çizdi.

4 Kasım 2016’da kendisinin de aralarında bulunduğu HDP’li siyasetçilere yönelik operasyonların ve tutuklamaların 10’uncu yıldönümünde QAD-Barış Meydanı’nda yayımlanan “Birlikte Kazanmak” başlıklı yazıda Demirtaş, çatışma çözümü ve silahsızlanma süreçlerinin zorluklarına, aktörlerin sorumluluklarına ve sürecin ilerlemesi için atılması gereken adımlara dikkat çekti.

Demirtaş’ın yazısının tamamı şu şekilde:

 “Çatışma çözümleri ve silahsızlanma süreçlerinin her aşaması zorludur, her aşamanın kendine özgü handikapları ve fırsatları vardır. Önemli olan, süreçte rol üstlenen bütün aktörlerin zorlukları aşmak için güçlü iş birlikleri geliştirmeleri ve fırsatları ortak kazanımlara dönüştürebilecek kapasitelerini harekete geçirmeleridir.

Sürece inanan ve herkese kazandıracağına ikna olmuş kesimler, zorlukların aşılması için yoğun çaba sarf ediyor. Sürecin başarısına inanmayan kimi çevreler ise bölgesel veya küresel gelişmeleri fırsata dönüştürmenin hesabını yaparak ipe un sermeye devam ediyor. Geçmiş deneyimlerin yarattığı güvensizlik nedeniyle sürece ihtiyatla yaklaşan kesimler de bulunuyor. Tıkanmaların önemli nedenlerinden biri, değişimi ilerletme iradesiyle değişime direnen anlayışların sürekli karşı karşıya gelmesidir.

Değişimin zorunluluğuna inanmıyorsanız sürece rahatça karşı çıkabilir ve isterseniz kendi içinde tutarlı gibi görünen bin tane gerekçe ileri sürebilirsiniz. Ancak bunların hiçbiri reel politik denilen acımasız çarkın dönüşünü durduramaz. İlkeli siyaset, meşru siyaset reel politiğe teslim olmaz, boyun eğmez ancak reel politiği görmezden gelme saflığına da düşmez.

 Herkesin sorumluluğu farklı

Sayın Abdullah Öcalan’ın önderlik tarzında fark yaratan da işte bu dengeleri iyi görmesi, cesurca hamleler yaparak, risk alarak siyaset zeminini korumayı başarmasıdır. Sayın Öcalan çok uzun süredir silahlı mücadelenin zamana yenildiğinin çok net farkındadır. Örgütü ve devleti aynı anda değişime davet etmekte, buna zorlamakta; böylece atılacak adımların birbirini tamamlayacağı yeni bir siyasi zeminin oluşmasına çalışmaktadır.

Kuşkusuz değişim ihtiyacı süreçte rol üstlenen bütün aktörler için geçerlidir ancak herkesin sorumluluğu, bulunduğu konuma ve sahip olduğu imkanlara göre farklılaşır. Devletin demokratikleşme, hukuki güvenceleri oluşturma ve özgürlüklerin önünü açma sorumluluğu ile örgütün silahsızlanmayı ilerletme sorumluluğu birbirinin yerine geçemez. 

Çözüme giden yol, tek bir anahtarla açılabilecek bir kapıdan geçmiyor. Her aktörün elinde farklı kapıları açabilecek anahtarlar var. Önemli olan, herkesin kendi anahtarını kullanarak ortak yolun önünü açmasıdır. Böylece tıkanıklıklar aşılabilir, fırsatlar ortak kazanımlara dönüştürülebilir; siyaset kurumu güçlenirken demokratikleşmenin, özgürlüklerin ve refahın önü açılabilir.

Bütün bunların gerçekleşebilmesi için sürecin en önemli ihtiyaçlarından biri de ortak güvenin yeniden inşasıdır. Geçmiş deneyimlerin, yerine getirilmeyen sözlerin ve yaşanan ağır kırılmaların yarattığı güvensizlik yalnızca iyi niyet çağrılarıyla aşılamaz. Sürece katılan herkesin birbirinden peşinen güven beklemek yerine, güveni birlikte üretecek koşulların oluşmasına katkıda bulunması gerekir. 

Atılması gereken en acil adım…

Yılların biriktirdiği sorunlar, iç içe geçmiş düğümler gibidir. Bu düğümleri zorlayarak çözmeye çalışmak, bazen onları daha da sıkılaştırır. Bu nedenle düğümleri çözerken izlenecek usul, kullanılacak dil ve üslup büyük önem taşıyor. Bu konuda halen yeterli olgunluğa, yapıcı tarza maalesef ki ulaşılamadı. Herkesin bu konuya azami özen göstermesi siyasi, ahlaki ve vicdani bir zorunluluktur.

Atılması gereken en acil adımsa Sayın Öcalan’ın rolünü oynayabileceği statüsünün, imkanlarının ve koşullarının netleşmesidir. Bu adımın atılması uzadıkça süreç gelgitler yaşamaya devam edecektir. Sayın Öcalan’ın süreçte üstlendiği rolün gerektirdiği çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması yalnızca kendisiyle ilgili bir mesele değildir. Silahsızlanma kararının uygulanması, ortaya çıkabilecek sorunların çözülmesi ve sürecin farklı aktörleri arasında sağlıklı iletişimin kurulması bakımından gereklidir. Sorumluluk üstlenmesi beklenen bir aktörün bu sorumluluğu yerine getirmesini sağlayacak koşulların oluşturulması, sürecin kendi iç tutarlılığının gereğidir.

Sayın Öcalan’ın koşullarının netleştirilmesi için de DEM Parti başta olmak üzere tüm muhalefetin pozitif bir dille yapıcı siyaseti hakim kılması önemlidir. Aynı zamanda PKK’nin de daha yapıcı, cesur ve kararlı bir duruşla silahsızlanma aşamasına hız vermesi, sürecin ilerlemesini ve diğer aktörlerin adım atmasını kolaylaştıracaktır. Herkes bulunduğu yerin zorluklarını, zorunluluklarını en iyi kendisi bilir.

Sürece toplumsal desteği güçlendirmek gerekir 

Kimsenin adına konuşamam, ahkam kesemem fakat şunu da kabul etmeliyiz ki sorunların çözümü, krizlerin aşılması için herkes tam da bulunduğu yerden pozitif çaba göstermek, yerinden kıpırdamak, değişmek zorundadır. Çözüm süreci bisiklet sürmeye benzer, ilerlemek ve dengeyi korumak için pedalları çevirmeye devam etmek gerekir.

Toplumsal desteği güçlendirmeyen bir çözümün kalıcı olması güçtür. Geçmişin yarattığı korkuları ve güvensizlikleri aşmak, toplumun geleceğe ilişkin umutlarını büyütmek ve toplumsal desteği güçlendirmek gerekir. Çünkü barışı yalnızca sürecin aktörleri kuramaz, bu nedenle toplumun da barışın öznesi haline gelmesi gerekir.

Sürecin başarısıyla ortaya çıkacak siyasi, ekonomik ve jeostratejik fırsatları Türkiye’nin, tüm Kürtlerin ve Orta Doğu halklarının ortak kazanımına dönüştürebilmenin yolu, bugünden iş birliği zeminleri yaratabilmekten geçer.

Önce riskleri beraber göğüsleyelim, handikapları el birliğiyle aşalım ki sonra meyveleri de tüm halklar hep beraber toplayabilelim, hep birlikte kazanalım.”

 

Dersim Gazetesi

Recent Posts

Asgari ücret 10 ayda 7 bin 726 TL değer kaybetti

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), Ekim ayı enflasyon…

1 saat ago

Ağrı Barosu, Diyadin’de katledilen çocuklar için Adalet Bakanlığı’na başvurdu

Agirî Barosu, Giyadîn’de 15 yaşındaki Muhammed Aydemir ile 16 yaşındaki Orhan Arslan’ın özel harekât polisleri…

1 saat ago

Sûr’da şirketler projeleri bıraktı, muhatap yok, aileler evlerine dönemiyor

Amed’in tarihi Sûr ilçesinde 2015 – 2016 tarihleri arasında ilan edilen sokağa çıkma yasakları sürecinde…

2 gün ago

Uzak Şehir bu akşam var mı?

Uzak Şehir bu akşam var mı sorusu, 2 Kasım Pazartesi günü dizinin takipçileri tarafından araştırılıyor.…

2 gün ago

2 ayda 2 bin 137 X hesabı erişime engellendi

İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), EngelliWeb projesi kapsamında Ekim 2026’da tespit edilen erişim engellemelerine ilişkin yazılı…

2 gün ago

Kent Uzlaşısı meclis üyeleri DEM Parti’ye geçti

DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, ‘Kent Uzlaşısı ile seçilen meclis üyelerimiz görevlerini partimiz çatısı…

2 gün ago