Üç milletvekilinin Abdullah Öcalan ile İmralı Adası’nda yaptığı görüşmeye ilişkin tam tutanaklar, görüşmeden iki ay sonra TBMM’nin internet sitesinde kamuoyuyla paylaşıldı
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 24 Kasım 2025’te İmralı Adası’nda gerçekleştirilen görüşmenin tam tutanaklarını yayımladı. Meclis Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nu temsilen adaya giden üç milletvekilinin Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeye ait kayıtlar, “İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi Görüşme Tutanağı” başlığıyla TBMM’nin resmi internet sitesinde yer aldı.
Söz konusu görüşmeye, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız katılmıştı. Heyet, komisyon adına İmralı Adası’na giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile temaslarda bulunmuştu. Görüşmenin ardından hazırlanan özet tutanaklar, 4 Aralık 2025’te yapılan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısında okunmuştu. Ancak tutanakların yalnızca özet halinde paylaşılması başta DEM Parti olmak üzere muhalefet partilerinin tepkisine yol açmıştı. Muhalefet, görüşmenin içeriğinin eksiksiz biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini savunmuştu.
İtirazlara rağmen Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, o aşamada tutanakların tamamının açıklanması yönünde bir adım atmamıştı. TBMM, aradan geçen yaklaşık iki ayın ardından, İmralı’da yapılan görüşmenin tam metnini kamuoyunun erişimine açtı.
Türkiye için istediğini Suriye için de istediğini belirten Abdullah Öcalan, bunun yerel demokrasi ve komün (demokratik belediyecilik) olduğunu ifade etti. Bu konuyu her gün düşündüğünü söyleyen Öcalan, bu çerçevede SDG ile diyalog kurabileceğini, onların kendisini dinleyeceğini düşündüğünü ancak bu anlamda tek taraflı hareket etmeyeceklerini dile getirdi. Ahmed El-Şara’nın da SDG gibi demokratik bir Suriye için pozitif adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Öcalan, boşuna tarih anlatmadığını, Suriye’de çok yoğun bir Arap milliyetçiliği bulunduğunu, ülkede Türkmenlerin de yaşadığını belirtti. SDG’nin, Kürtler gibi Türkmenlerin de haklarını gözetmesi gerektiğini ifade etti.
Suriye konusunda önerisinin yerel demokrasi olduğunu kaydeden Öcalan, AK Parti’nin kuruluş esasının da belediyecilik olduğunu, mevcut yasanın eksik yönleri bulunduğunu ve bu yasayı bütün şehirlere yaymak istediğini söyledi. Yerel demokrasiyi Atina demokrasisi örneğiyle açıklayan Öcalan, her bölgeden bir delegenin seçilerek o bölgeyi temsil ettiğini, bunun hem yerellik hem de demokrasi anlamına geldiğini ifade etti. Suriye için ne mezhep ne de etnik temelli bir yapı değil, yerel bağlamda güçlendirilmiş bir demokrasi gerektiğini düşündüğünü belirtti. Asıl sorunun ise bu kavramın içeriğinin nasıl doldurulacağı ve Anayasa’ya nasıl dahil edileceği olduğunu söyledi.
Bir devlet için merkezi üniter güçler kadar bölgesel yerel demokrasinin de gerekli olduğunu, birinin olmadan diğerinin olamayacağını dile getiren Öcalan’ın bu değerlendirmesi üzerine Feti Yıldız, Suriye’de yerel demokrasilerin bir savunma gücü olup olmayacağını sordu. Öcalan, asayiş kapsamında güçlerin bulunacağını, Suriye’de iki gücün kaynaştırılması gerektiğini ifade etti. Suriye’de Arap milliyetçiliğinin güçlü olduğunu, Esad ailesinin yaptıklarının ortada olduğunu söyleyen Öcalan, demokratik şartlar sağlanmazsa Ahmed El-Şara’nın da yarın bir diktatöre dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Türkmenlerin Kürtlerden daha kötü durumda olduklarını dile getiren Öcalan, Türkmenlerin kendilerini ifade edebilecek bir cemiyetinin ya da Türkmen komününün bulunmadığını, muhataplarının komün kavramını anlayıp anlamadığını sorguladı.
Suriye’nin sivil toplum ya da yerel demokrasi olmadan bırakılması halinde yeni bir Hafız Esad’ın ortaya çıkacağını ifade eden Öcalan, bunu önlemek için kendi gücünü kullanacağını, pratikte de elinden gelen her şeyi yapacağını söyledi.
Öcalan, Türkiye’de Demokratik Cumhuriyet, Orta Doğu’da Demokratik Orta Doğu hedefini dile getirerek, acele etmeden birlikte çalışılması gerektiğini vurguladı. Suriye’de üniter devlete karşı olmadığını ancak yerel demokrasi ve sivil toplum olmadan asla bir yapının kabul edilemeyeceğini, ülkenin yeni bir diktatörlüğe kurban edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Tutanaklarda Suriye detayları
Tutanaklarda Suriye ilgili bölümler de yayınlandı. Öcalan’ın tutanaklara yansıyan ifadeleri aynen şöyle:
Türkiye için istediğini Suriye için de istediğini, bunun yerel demokrasi ve komün (demokratik belediyecilik) olduğunu, bu konuyu her gün düşündüğünü, bu kapsamda onlarla (SDG) diyalog kurabileceğini, onların kendisini (A.ÖCALAN) dinleyeceklerini düşündüğünü ancak bu anlamda tek taraflı hareket etmeyeceklerini, Ahmed El-ŞARA’nın da SDG gibi demokratik Suriye için pozitif adımlar atmasının gerektiğini,
Kendisinin (A.ÖCALAN) boşuna tarih anlatmadığını, Suriye’de çok yoğun bir Arap milliyetçiliği bulunduğunu, orada Türkmenlerin de olduğunu, kendilerinin (SDG) aynı Kürtler gibi haklarını gözeteceklerini,
Suriye konusunda kendisinin (A.ÖCALAN) önerisinin yerel demokrasi olduğunu, (AK Parti’nin) kuruluş esasının belediyecilik olduğunu, yasanın eksik yönleri olduğunu ve bütün şehirlere bu yasayı yaymak istediğini, yerel demokrasi Atina demokrasisinde her bölgeden bir
delege seçildiğini ve onların o bölgeyi temsil ettiklerini bunun yerellik ve demokrasi olduğunu, Suriye için ne mezhep ne etnik temelli, yerel bağlamda güçlendirilmiş bir demokrasi gerektiğini düşündüğünü, asıl sorunun bu kavramın içeriğinin nasıl doldurulacağı ve Anayasa’ya nasıl dahil edileceği olduğunu,Bir devlet için merkezi üniter güçler kadar bölgesel yerel demokrasinin de gerektiğini, biri olmadan bir diğerinin olmayacağını, (F.YILDIZ bunun üzerine; Suriye’de yerel demokrasilerin bir savunma gücü olup olmayacağı sorulmuştur.) asayiş kapsamında güçlerin bulunacağını, Suriye’de iki gücün kaynaştırılması gerektiğini, Suriye’de Arap milliyetçiliğinin güçlü olduğunu, Suriye’de ESAD ailesinin yaptıklarının ortada olduğunu, eğer demokratik şartlar sağlanmaz ise Ahmed El-ŞARA’nın da yarın bir diktatöre dönüşebileceğini,
Türkmenlerin Kürtlerden daha kötü durumda olduklarını, kendilerini ifade edecek bir cemiyeti, Türkmen komünü bulunmadığını, muhataplarının komünü
anlayıp anlamadığını,Suriye’yi sivil toplum ya da yerel demokrasi olmadan bırakmaları durumunda yeni bir Hafız ESAD çıkacağını, bunu önlemek için kendisinin (A.ÖCALAN) gücünü kullanacağını, pratikte de elinden gelen her şeyi
yapacağını,Türkiye’de Demokratik Cumhuriyet, Orta Doğu’da Demokratik Orta Doğu olacağını,
Acele etmeden birlikte çalışmak gerektiğini, Suriye’de üniter devlete bir şey demediğini ancak yerel demokrasisiz ve sivil toplumsuz asla olmaması gerektiğini, yeni bir diktatörlüğe kurban etmemek gerektiğini…
Perşembe günü Federe Kürdistan’ın başkenti Erbil’de ABD ve Demokratik Suriye Güçleri (DSG) heyetleri arasında gerçekleştirilen…
Esenyurt’un seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer, “kent uzlaşısı” davası kapsamında bugün Silivri’de hakim karşısına çıktı.…
Suriye Arap Ordusu’na mensup bir askerin, bir Kürt kadın savaşçının saç örgüsünü keserek bu anları…
SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi başkanlığındaki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi heyetinin, bugün Federe…
En düşük emekli aylığının 20 bin liraya yükseltilmesini öngören düzenleme, Meclis Genel Kurulu’ndan geçti. TBMM…
Gelin başı, sadece bir saç modeli değil, gelinin yüz hatlarını çerçeveleyen ve bakışlarını belirginleştiren sanatsal…