Güncel

Yılmaz Güney ile yolculuk

Dersim’de yeni açılmış ‘Arkadaş Sinema’nın iyi bir müdavimi olarak Yılmaz Güney’in hiçbir filmini kaçırmıyordum; her gün her seansını aynı heyecanla izlerdim. Arada parasızlık yüzünden sinemaya kaçak girdiğim çok olmuştur. Bu yüzden de çok dayak yediğimi hatırlıyorum!
Yılmaz Güney, herkesin idol olarak gördüğü bir sanatçıydı. Büyük hayalimiz onun gibi olmaktı. Onunla aynı cezaevini paylaşmak pahasına İstanbul’a gidip silah yakalatan arkadaşlarımız oldu! Bunlardan biri Dersim’de ‘Kunta Kinte’ olarak bilinen ve 12 Eylül Darbesi sürecinde katledilen Haydar Çakmak’tı. Bu konuyu yıllar önce yazmıştım zaten.
***
Sonraki yıllarda Yılmaz Ağabey ile Paris’te tanışmış ve bir ‘12 Eylül’ etkinliği için Paris-Strasbourg yolculuğunu birlikte yapmıştık. Dersim’de filmleri yüzünden yediğim dayakları anlatınca kahkahayla gülmüştü. Ardından istediği bir türküyü bilmediğim için tartıştık ve beni otobanda indirip son sürat devam etmişti Bir süre sonra dörtlüleri yakarak geri gelmiş, gülümseyerek kucaklamış, “şaka ettim” demişti. Şaka olduğunu biliyordum. O, hepimizin örnek aldığı ebedi özelliği olan bir öncüydü. Bu yüzdendir ki, Yılmaz Güney tüm yaşamım boyunca rehber edindiğim biri olarak kalacak.
Bu arada, benden bir Ürgüp türküsü olan “Cemalım”ı istemişti. Ben de “Devrimci marşlardan istediğini söyleyeyim ama bu türküyü hiç duymadım” deyince kızmıştı! Sonra türküyü kendisi söylemiş ve araçta bulunan diğer arkadaşlarla birlikte kendisine eşlik etmiştik.
***
Yılmaz Günay, “herhangi biri” değildi ve halktaki karşılığı da büyüktü. Sadece halkın yaşadığı acıları ustalıkla sinemaya aktarmakla yetinmeyip, kurtuluşun yolunu göstermesi de sanatçılığının parçasıydı, hatta özüydü. Cezaevini yaratıcı bir üretim merkezine dönüştürmeyi başarmış ender sanatçılardan biriydi. En güzel romanını orada yazdı. Sinemada uluslararası düzeye taşıyan senaryoyu orada yazdı. Hikâyeleri ve şiirleriyle halka ulaşmaya devam etti.
***
9 Eylül 1984, hepimiz için sonsuz bir acıyla anılacaktı. Yakalandığı o amansız hastalık nedeniyle Yılmaz Güney adında büyük bir sanatçı artık yaşamıyordu. Erken gelen bir ölümdü ve insanlar bunu kabullenmekte zorlandı. Avrupa’da yaşayan on binlerce Türkiyeli, bu beklenmedik ölüm karşısında şaşkındı. Paris sokakları Yılmaz Güney’i uğurlamaya gelen acılı insanlarla dolup taştı. Gözyaşları sel olup aktı.
***
36 yıl aradan sonra hayal ettiği bir ülke olmaktan hâlâ çok uzağız. Yine hapisteyiz ve sürgünlerde yine gurbet şarkıları söylemek zorundayız. Onun “Mutlaka kazanacağız” hayalini gerçek kılmak adına umudumuzu koruyoruz. Ve onu şimdi çok daha arıyor, çok daha özlüyoruz.
Ferhat Tunç

Recent Posts

DEM Parti Heyeti, İmralı’ya gidiyor

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere yarın…

1 saat ago

DEM Parti: Barış iradesinin güçlenmesi için İmralı sistemine son verilmeli

DEM Parti, 15 Şubat 1999’da Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “uluslararası komplo”…

3 saat ago

Mazlum Abdi: Adı ne olursa olsun, yerel bir Kürt yönetimi istiyoruz

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Suriye yönetiminin kavramlara takıldığını belirterek, Kürtlerin kendi bölgelerinde…

3 saat ago

Migros depo işçileri kazandı

Migros’un lojistik ağında taşeron olarak hizmet veren US Grup’a bağlı depo işçilerinin işverenin yüzde 28’lik…

18 saat ago

Şeybani ve Mazlum Abdi’den ortak BM temasları

Münih Güvenlik Konferansı’nda SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, BM,…

24 saat ago

Düzgün Baba’da Hızır Cem’i

Düzgün Baba Cem Evi’nde Hızır Cem’i yürütülerek, inkâra ve asimilasyona karşı birlik vurgusu yapıldı. Hızır…

24 saat ago