Alevi toplumunun Türkiye’de ve dünyanın farklı ülkelerinde örgütlü önemli kurumları, Alevilerin geleceğini ve ortak mücadelesini ilgilendiren kapsamlı bir çağrı metni yayımladı.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) tarafından yapılan ortak çağrıda, Alevi toplumunun tarihsel bir eşikte bulunduğuna dikkat çekildi.
Açıklamada, Aleviliği içeriden ve dışarıdan tanımlama ve tek tipleştirme girişimlerine, eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü alanındaki sorunlara, siyasal gelişmelere ve Alevi toplumunun geleceğine dikkat çekilerek, farklı ocakları, erkânları, sürekleri ve örgütlenmeleri ortak bir zeminde buluşturacak bir “Temsilciler Meclisi” oluşturulması önerildi.
Kurulması hedeflenen yapının hiçbir kamu kurumunun, siyasi partinin, özel yapının ya da dış müdahalenin etkisi altında olmaması gerektiği vurgulanırken, karar ve iradenin Alevi toplumunun kendi özgür iradesiyle şekillenmesi gerektiğinin altı çizildi.
Kurumlar, “Ocaklarımız ayrı olabilir; fakat kökümüz birdir. Sofralarımız ayrı olabilir; fakat lokmamız birdir. Kapılarımız ayrı olabilir; fakat meydanımız birdir” sözleriyle Alevi toplumuna birlik çağrısında bulundu.
Alevi kurumlarının ortak açıklamasının tamamı şöyle:
DAHA GÜÇLÜ BİR GELECEK İÇİN; ORTAK İRADEYE, BİRLİK MECLİSİNE ÇAĞRI
15 AĞUSTOS CUMARTESİ – SAAT 15.00
HACIBEKTAŞ BELEDİYESİ KONFERANS SALONU
Alevilerin geçmişi, bugünü ve geleceğine dair fikri, emeği, derdi, kaygısı ve katkısı olan; “çorbada bir tutam tuzum, edecek bir çift sözüm var” diyen bütün inanç önderlerini, aydınları, akademisyenleri, sanatçıları, gençleri, kadınları ve cümle canları Temsilciler Meclisi’nin konuşulacağı Alevi Birlik Meydanı’na çağırıyoruz.
“Gelin Canlar Bir Olalım, İri Olalım, Diri Olalım”
Biz Aleviler, yüzyıllar boyunca ağır baskılara, katliamlara, inkâr politikalarına ve hor görülmeye rağmen inancımızı, kültürümüzü, yolumuzu ve toplumsal dayanışma geleneğimizi yaşatmayı başardık. Kökünü ocaklarımızdan, dergâhlarımızdan, hak erenlerinden, ser verip yine yolundan dönmeyenlerden alan bu onurlu gelenek; farklı coğrafyalardan, farklı dillerden, farklı erkânlardan ve farklı ocaklardan güç alarak bugünlere ulaştı. Bütün bu farklılıklara rağmen yolumuzda hep bir olmayı bildik.
“Yol Bir, Sürek Bin Bir” sözü, altı boş bir motto değil; yolumuzun, inancımızın ve yüzyıllar boyunca bu yolu ayakta tutan örgütlenme ve birlik bilincimizin temel düsturudur. Bugün bu tarihsel birikim bizlere, geçmişten devraldığımız mirası gelecek kuşaklara aktarma konusunda büyük bir sorumluluk yüklemektedir.
Geçtiğimiz altmış yıl, Alevilerin Türkiye’de ve göç ettikleri her ülkede inanç kimliklerinin tanınması mücadelesiyle geçti. Alevi hareketi, gerek köklü ocakları gerekse kentlerde gelişen örgütlenmeleriyle bulunduğu her yerde Alevi ibadethanelerinin, inanç ve kültür değerlerinin, hak ve kimlik mücadelesinin bayraktarı oldu.
Bütün bu mücadelelerin sonucunda bugün Aleviler geçmişe kıyasla daha özgür ve daha güvenli şartlarda yaşayabilmektedir. Ancak başta anayurdumuz Türkiye olmak üzere Alevilerin yaşadığı coğrafyalarda eşit yurttaşlık hakları, inanç ve ibadet özgürlüğü, kimliğe saygı ve gelecek güvencesi bakımından sorunlarımız tümüyle çözülmüş değildir.
Bugün Alevi toplumu ve hareketi bir tarihi eşikte daha durmaktadır. Geçmişten gelen sorunlarımızın yanı sıra son dönemde Aleviliğe yönelik tanım ve temsil tartışmaları, bu tartışmalardan beslenen otorite ve yönlendirme girişimleri, giderek kritikleşen siyasi gerilimler ve müdahaleler karşısında ortak bir zeminde buluşma ve ortak bir söz üretme ihtiyacı toplumumuz tarafından daha yakıcı biçimde dile getirilmektedir.
Aleviliği içeriden ve dışarıdan “tanımlamaya”, Alevi erkân ve süreklerinin, inanç ve kültürünün, toplumsal ve siyasal bilincinin sahip olduğu zenginliği yok sayarak Aleviliği tek bir kalıba sığdırmaya yönelik tektipleştirme söylemi giderek yayılmaktadır.
Aleviliği tanımlama ve tektipleştirme yarışına su taşıyanlar, Alevi toplumu içinde parça parça Alevilik temsilleri üzerinden kendilerine güç, otorite ve ikbal arayışına girmektedir. Son yıllarda bu yarış ve arayış içerisinde olanlara kurumlardan ocaklara, akademiden sanat dünyasına, medyadan siyasete kadar hemen her alanda rastlamak mümkündür.
Aleviliğe dönük bütün bu müdahaleler karşısında Alevi topluluklar, özellikle de yeni kuşaklar, Aleviliğin ortak dilinden kopuk ve parçalanmış bir görüntü veren Alevi kurumlarından ve Aleviliği temsil iddiasındaki bütün aktörlerden uzaklaşmaktadır.
Özellikle Türkiye’de siyasal ortamın seçimli demokrasi, anayasal rejim, temel hak ve özgürlükler, laiklik ve çoğulcu toplum düzeni bakımından giderek aşındığı ve gerildiği bu süreçte Aleviler, varlıklarının güvencesi olarak gördükleri kazanımlar konusunda günden güne daha fazla kaygı duymaktadırlar.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında yeni toplum ve siyasetin inşası, yeni anayasa, barış süreci ve bölgesel savaşların genişleme ihtimali gibi önemli makro-siyasal gelişmelerin yaşandığı bir dönemde Alevi toplumu ve hareketi bütün bu tartışmaların neresindedir?
Devletle ya da siyasal aktörlerle olası bir müzakere sürecinde Aleviler hangi taleplerle, nasıl bir ortaklık zemininde ve kimlerin temsilinde masada yer alabilecektir?
Alevi toplumunun bu tür sorularına ve kaygılarına cevap verecek bir yapı ihtiyacı bugün bütün yakıcılığıyla ortadadır.
Bütün bu kritik tablo, bugünün ve yarının Aleviliğini dert edinen her bir kurumun, bireyin ve oluşumun omuzlarına tarihi bir sorumluluk ve görev yüklemektedir.
Etnik kökeni, dili, inanç ve ibadet tarzı, erkânı, süreği, kimlik tanımı, siyasi duruşu, Aleviliğe ve dünyaya bakışı ne olursa olsun; bugün çocuklarının ve toplumun geleceğini düşünen Alevilerin büyük çoğunluğu, Alevi kurumlarının, Alevi hareketinin, inanç önderlerinin, Alevi siyasal ve toplumsal aktörlerinin bir birlik zemini kurmasını istemektedir.
Alevilerin ortak sorunlarının çözümü, ortak sözlerinin ifade edilmesi ve ortak geleceklerinin inşa edilmesi için ortak bir zeminde buluşması gerektiği konusunda toplum içerisinde güçlü bir irade bulunmaktadır.
Bu fikir; yaptığımız toplantılarda, düzenlediğimiz çalıştaylarda, örgütlerimizde, ziyaret ettiğimiz yerlerde, köylerimizde, ocaklarımızda, aydınlarımızın yazılarında, medyada, akademik çalışmalarda ve sosyal medya ortamlarında giderek daha yüksek sesle dile getirilmektedir.
Biz, çağrıcı kurumlar ve kişiler olarak toplumumuzun uyarılarını, ihtiyaçlarını ve taleplerini duyuyor, görüyor ve önemsiyoruz. Önümüze konan tarihi görev ve sorumluluğu üstleniyoruz.
Gerek Alevi hareketinin güncellenme ihtiyacı gerekse Alevi toplumunun işareti ve talebi doğrultusunda, Alevi ve Bektaşi kurumlarının bir Temsilciler Meclisi içerisinde buluşabilmesi için tarihi bir adım atıyoruz.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tahliye edilerek partisinin…
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, dün gece Edirne’de bir kadına tacizde bulunduğu iddiasıyla darp edildi. Olay,…
Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in…
Mabel Matiz’in ‘Ha Leylim’ şarkısı ve klibi hakkında ‘müstehcenlik’ suçundan soruşturma başlatıldı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı,…
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, DEM Parti kongresinin 6 Eylül’e alındığını açıkladı Halkların Eşitlik ve…
Erdoğan ile yaptıkları görüşmenin ardından açıklama yapan DEM Parti İmralı Heyeti, ‘Görüşmede, sürecin kararlılıkla…