Kültür Sanat

Kırk Başlık Altında Cumhuriyet’in Kırk Yılı: 1938-1978

Cafer Demir’in yeni kitabı çıktı!

Araştırmacı, yazar Cafer Demir’in yeni kitabı Kırk Başlık Altında Cumhuriyet’in Kırk Yılı 1938-1978 raflarda yerini aldı. Türk Devlet yetkililerinin konuşmalarına, açıklamalarına ve meclis kayıtlarına doğrudan yer verilen kitap, aynı zamanda okurlara ve diğer araştırmacılara bir kaynak da sunuyor.

Güncel Konular, Politik Akımlar & İdeolojiler kategorilerinde eserler veren Cafer Demir’in son kitabı, Nisan Yayımcılık’tan çıktı. 1938 Mustafa Kemal’in ölümünden hemen sonrası süreç ile 1978 yılları arasındaki 40 senelik dönemin tarihe etki eden büyük gelişme ve olaylarını kapsayan kitap, okuyucuyla buluştu.

Kitabın Önsözü

Yazarımız Cafer Demir’in, Çıban (2004), Sürgün (2007), Umudu ve Tutkusuyla Qopo (2010), Kan Lekesi (2010), Ölüm Düştü Payımıza (2013), Tehcir Kanattı Hikayemizi (2019) belgesel romanları ve Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde Dersim (2009), 1838-1938 Yüzyılın Öyküsü ve Kemalizm (2017), Bütün Sıfatlarıyla Devlet (2018) (Umut ve Nisan Yayımcılık) ve Kardelen Yayıncılık tarafından okuyucuyla buluşturulan Türkiye’de Demokrasi ve İnsan Hakları Sorunu (2005) tarihsel araştırma inceleme kitaplarının ardından Kırk Başlık Altında Cumhuriyet’in Kırk Yılı 1938-1978 (2021)isimli yeni kitabını okurlarla buluşturmanın kıvancını duyuyoruz…

Tarih, birçok okurun yoğun bir ilgi alanı ve bir o kadar okurun da mesafeli yaklaştığı bir alan olsa da gözünü geleceği kazanmaya diken herkes açısından her geçen gün önemini tazelemektedir. Tarih, Jeane Kirkpatrick’e göre “iyi niyetten daha iyi bir öğreticidir”, Marcus T. Cicero’ya göre “Tarihin önemini asla unutmayın. Siz dünya üzerindeki yerinizi almadan önce olanların hiçbirini bilmemek, sonsuza kadar çocuk kalmaktır.” demektedir, Thomas Carlyle ise bütün geçmişi “şimdinin cenaze töreni”ne benzetir, Arap özdeyişinde de tarih hayatınızın her günü geçmişinizin bir sayfasıdır olarak tanımlanır.

Marksistler açısından ise tarih, üzerine sadece bahsedilecek, konuşulacak şeyler olmanın ötesindedir. Genel bir deyimle ona karakterini veren şey sınıf mücadelelerinin bizzat kendisiyken -Marks’ın filozoflar için söylediği yaygın kullanılan söze atıfla- belki de önemli olan tarihin bilgisini onun akış yönünü ezilenlerin lehine değiştirmek için kullanabilmektir.

Bu bağlamda Friedrich Engels, “Tüm tarih, toplumsal gelişimin çeşitli aşamalarında hakim sınıflara karşı yürütülen sınıf savaşımlarının bir tarihi olmuştur.” der ve Karl Marks’ın yorumuyla tarih, keyfiyetçiliğin ve göreliliğin üzerine çıkar: “İnsanlar, kendi tarihlerini kendi istedikleri gibi yapamazlar; kendileri tarafından seçilen koşullar altında da yapamazlar, doğrudan mücadele edilen, verili ve geçmişten aktarılan koşullar altında yaparlar.”…

“Tarihteki büyük savaşlar, devrimlerin büyük sorunları sadece ileri sınıfların tekrar tekrar saldırıya geçmeleri sayesinde çözülmüştür – ve o sınıflar yenik düşmenin dersini aldıktan sonra yenmeyi başarmışlardır. Yenik düşen ordular iyi öğrenir.” sözleriyle Lenin geçmiş deneyimlerle kazanmanın bağını kurar…

Ve Mao Zedung ise bir konunun tarihsel boyutuyla beraber incelemenin, yeni fikirler üretilmesi, eleştiri-özeleştiri ve sorunların çözümlenmesindeki önemini: “Bir sorunu araştırmadıkça, onun üzerine konuşma hakkından mahrum kalırsınız. Bu çok sert değil mi? Zerre kadar değil. Bir sorunu, şimdiki gerçekleri ve geçmiş tarihi araştırmadığınızda ve onun esasları hakkında hiçbir şey bilmediğinizde, onun hakkında ne söylerseniz söyleyin, kuşkusuz saçma olacaktır.” sözleriyle anlatır.

Şimdi, elinizdeki kitaba yeniden dönecek olursak…

Yazar birçok yerde, Türk Devlet yetkililerinin konuşmalarına, açıklamalarına ve meclis kayıtlarına doğrudan yer vermiş böylece okurlara ve diğer araştırmacılara kaynakları sunarken gerçekçiliğini korumuştur. Bu aynı zamanda Türk devlet sözcülerinin faşizan, ırkçı, yağmacı zihniyetinin ne kadar berrak bir şekilde dillerine yansıdığını da göstermektedir.

İbrahim Kaypakkaya, “… M. Kemal, halkımızın tarihinin bir parçası değil komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının ve onlarla birleşen orta burjuvazinin sağ kanadının, yani gerici sınıflarının tarihinin bir parçasıdır.” der. Bu sayfalarda, M. Kemal sonrası Kemalizm’inin tarih sahnesinde nasıl yol aldığını, gerici sınıfların bir parçası olma halinin hangi icraatlarla hayat bulmuş olduğunu okuyacaksınız. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi birçoğu doğrudan faşizmin bizzat uygulayıcılarının dillerinden dökülen sözcüklerden oluşacak.
Elinizdeki kitap, 1938 Mustafa Kemal’in ölümünden hemen sonrası süreç ile 1978 yılları arasındaki 40 senelik dönemin tarihe etki eden büyük gelişme ve olaylarını kapsamaktadır. Cumhuriyet’in Kırk Yılı, toplumsal hafızada sarsıcı bir şekilde yer edinen; İnönü’nün Cumhurbaşkanı olduktan sonraki ilk icraatları ile başlayıp, İkinci Emperyalist Büyük Paylaşım Savaşı sırasında TC’nin tutumu ile devam eden, 6-7 Eylül olayları ile yağmacılıkla iç içe geçmiş ırkçılığın ne kadar canlı olduğunu gözler önüne sererek yol alan ve son olarak da 1 Mayıs 77 işçi sınıfına karşı girişilen katliam ve Maraş Katliamı’nda yaşananlarla biten tarihsel süreci okuyacaksınız.

Yoğun emek ve çaba ile kitabı hazırlayan başta yazarımız Cafer Demir’e ve kitabın hazırlanması sürecinde emeği geçen herkese teşekkür eder, araştırmalarınıza, tarih okumalarınıza katkı sunmasını dileriz
Nisan Yayımcılık

Etiketler

İlgili Makaleler

Kapalı
Kapalı