Doğa; canlısı ve cansızıyla bir bütündür. İnsanlık tarihi dediğimiz olgu; insanlığın geçmişinin tasvirini bize anlatır. İnsanın; arkeoloji, antropoloji, genetik, dilbilim ve diğer disiplinler ile yazının icadından bu yana; hayvanlarla olan gizemli bir ilişkisi hep vardı. İnsan, doğanın bir parçası olarak “özel bir tür” olmaya başladığı halde bile, hayvanlarla kurduğu sembolik ilişkiye hep devam etmiştir.
Bu vesileyle; Toplulukların düşünsel, sanatsal ve maddesel yaşamına özgü olan özelliklerin tümü, doğadaki diğer canlılarla da yakın ilişki içerisinde olmuştur. Varoluşun başından beri İnsanlar; özellikle hayvanlar üzerinde yaptıkları gözlemlerle, elde ettikleri tecrübeler sonucunda İnsan ve hayvan türleri arasında özdeşlik bağlar, benzeşik yanlar bulmuşlardır.
Dolayısıyla Aslan ve Tilki; antik kültürlerin “güç” ve “akıl” ı nasıl konumlandırdığını temsil eden iki arketiptir. Hayvanlar aleminde Aslan ve Tilki, en çok göze çarpanlar arasında yer almaktadır. Gerek devlet-siyaset yönetiminde ve gerekse edebi eserlerde, Aslan ve Tilkinin yeri oldukça önemsenmiştir. Öyleyse Aslan’dan başlayarak Tilki’ye gidelim.
Aslan güçlüdür! Bu yüzden ormanların kralıdır. Mezopotamya’dan, İngiliz Kraliyetine kadar, Aslan, güç ve iktidarın sembolüdür. Aslan her çağda, devletlerin otoritesini ve gücünü yansıtmıştır. Bu gerçeklik; Aslan motifli arkeoloji buluntularda sıkça göze çarpmaktadır. Kükremeleri, yaklaşık 10 kilometrede duyulur. Gece görüşleri, insanlardan sekiz kat daha ileridedir. O; iyi bir et oburdur! Dahası, çok gaddar bir avcı olarak da bilinir. Aslanın “erkeği,” “dişisi” sorulmaz! Zira Aslan, her koşulda yine aynı Aslandır..!
Bazı “yiğit, cesur ve güçlü” insanlara, mecazen “Aslan, Aslanım” diye hitap edilir. Bunu duyan zayıf insan dahi, kendince sevinir, hatta böbürlenir. İşte bu tür insanların aklı ile, Aslanın aklı aslında da paralellikler kurulur. Çünkü Aslan güçlüdür ve fakat, akılı kıttır.
Yani Aslanın tek bir eksiği vardır. O da akıldır. Dedik ya, Aslan güçlüdür, fakat akıllı değildir. Peki Tilki öylemi dir? Hayır! Tilki, çelimsizdir ama akıllıdır. Elbette Tilki; Aslan gibi güçlü ve ormanların kralı değildir. Zaten akıllı bir Tiki, bu eksikliğinin farkındadır. Duruma göre, her koşulda aklıyla vaziyet alır.
Siyasi yönetimlerde Aslan-Tilki karşılaştırması hep yapılır. Hele Orta Doğu siyasetinde; Aslan-Tilki birlikteliği hep vardır. Tilki, bir nevi ormanı yöneten Aslanın baş danışmanıdır. Güçlü bir Aslan’ının yanında; istisnasız, akıllı bir Tilki bulunur. Ama her Tilkinin yanında, bir Aslana pek de ihtiyaç yoktur. O tüm sorunlarını aklıyla çözer. Öyle ya çağımızda; akıl, gücün tek yaratıcısı değil midir? Akıl, en büyük güçtür! Önce Akıl!
Aslan, gücü-kuvveti ve krallığı simgelerken; Tilki kurnazlığı, hileyi ve zekayı temsil eder. Mesela İtalyan Rönesans hareketinin önemli şahsiyetlerinden devlet adamı, askerî stratejist, modern siyasetin akıl danışmanı (!) ve edebiyatçı olan Niccolò Machiavelli (1469-1527); ölümünden beş yıl sonra basılan (1532) “Prens” adlı eserinde*, “bir hükümdarın hem “Aslan” gibi güçlü hem de “Tilki” gibi kurnaz olması gerektiğini anlatır. Machiavelli’nin bu eseri, Osmanlı da ilk defa, Mehmet Şerif Paşa tarafından 1919 yılında tercüme edildi. Fakat kitabı, Cumhuriyet kadroları okudu.
Yani bu eserin içerik tasfiyeleri ışığında bir yönetici, hem Aslanın gücünü ve hem de Tiklinin aklını kendisinde bulundurmalıdır. Bundan dolayı tuzakları tanımak için Tilki olmak ve Kurtları korkutmak için Aslan olmak gerekliliğini önerir. Bu vesileyle özellikle Orta Doğu siyasetçileri, hep bu doğrultuda hareket etmişlerdir. Kendi iktidarları için; Aslanın gücüyle, Tilkinin aklını hep bir arada kullanmışlardır. Uzun yıllar, bu alanda başarılı da olmuşlardır.
Ahlaka karşı menfaati, vicdana karşı tiranlığı önceleyen yaklaşımı benimsemek maksadıyla kullanılan Machiavellist düşünceye göre; “Bir yönetici, Aslan gibi güçlü olmalı ve tuzaklardan kaçınmalıdır. Tilki gibi kurnaz olmalı ve Kurtlara yem olmamalıdır” pratik düşüncesiyle hareket etmelidir.
Tarih boyunca “Haksızlıklara ve kötülüklere güzellemeler dizdiği” için hep eleştirilen Machiavelli ismi; “Machiavellist yada Makyavelizim” terimleriyle anıldı. Siyasette; negatif-olumsuz anlamlarda kullanılan etik olmayan, politik ve psikolojik olguları tasvir eden bir terimdir. Bu terimler; Hayatın gerçekliğinden uzak, hakikatte na-hak olan “amaç için her yolu mubah gören” politikacının tutumunu yansıtır. Nitekim devletleri yönetenlerin tıpkı ormanların kralı Aslan gibi güçlü ve akıl danışacağı kurnaz bir Tilkiyle birlikte hareket etmesi gerektiği siyaseten uygulanmıştır. Yani Machiavelli ahlaki değil, “çıkar temelli” bir politika önerir.
Son bir not:
Fars siyasetinde ise “Tilki” yerine daha çok; “Çakal” benzetmesi kullanılır. Zira Çakal, Kurt ile Tilki arasında bir noktada durur. Mesela Kurt avlanır. Yemini yerken Çakal; bu menüyü, sahip olduğu Tilkinin o küçücük aklıyla uzaktan uzağa-gizliden gizliye seyreder. Kurt, doyup çekilince, Çakal, geride kalan artıklarla karnını doyurur. Ki elbette bu yönüyle Tilki; Çakal’dan üstündür.
Bu yüzden Çakal, siyasal sembolizmde daha eleştirel ve aşağılayıcı bir metafordur.
Buna karşın Tilki’nin aklı, kendisine ait doğal hakkıdır. Çakal’ın kurnazlığı, başkasının emeğinden arta kalanı kapma refleksidir. Ezcümle: “Acaba” diyorum; “hayvanlar, bir nevi insanların aynası mıdır?”
Kaynak:
CHP Genel Başkanı Özür Özel'in tüzük kurultayında yaptığı benzetme sonrası DEM Parti Eş Genel Başkanı…
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, her hafta Pazar günü olduğu…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi'nde "İlim Yayma Ödülleri" törenine katıldı. Erdoğan, törende yaptığı açıklamada şunları…
CHP’nin 39. Olağan Kurultayı’nda Genel Başkan seçimi gündemli ikinci gün başladı. Ankara Spor Salonu’nda yapılan…
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 6–7 Aralık’ta İstanbul’da “Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum”…
Tunceli Valiliği’nin Ovacık ilçesindeki Munzur Dağları’nda yamaç paraşütü merkezi kurulması için çalışma başlattığını duyurması, bölgede…