Köşe Yazıları

Bir Fermanın Ardında Kalanlar

Mehmet Ali Yıldız

 

Osmanlı’nın, 27 Mayıs 1915 tarihinde yürürlüğe koyduğu Sevk ve İskân Kanunu, binlerce Ermeni ve diğer gayrimüslim yurttaş için yalnızca bir göç emri değil; aynı zamanda yüzyılların hafızasını, emeğini ve yaşamını geride bırakmaya zorlayan büyük bir kopuşun adı olmuştur.

Zorunlu İskân Kanunu, Şark Islahat Planı gibi toplum mühendisliğine imkân tanıyan yasalarla başta Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, Kürtler olmak üzere bu toprakların çok renkli kültür bahçesi çoraklaştırıldı.

Anadolu ve Mezopotamya’da büyük siyasi sürgünler yaşandı, yaşatıldı. Örneğin diasporadaki Dersim nüfusu, ana-ata topraklarında kalanların çok daha fazlasıdır.

Birçoğu, yanlarına yalnızca birkaç parça eşya, bir çıkın ve sınırlı miktarda para alarak doğup büyüdükleri toprakları terk etmek zorunda kalmıştır.

Geride ise çocukluk anıları, alın teriyle kurdukları yuvalar, hafızalarına kazınmış sokaklar, mezarları, bahçeleri ve umutları kalmıştır. Kendilerini savunmaya dahi fırsat bulamadan, gözyaşlarını Haq’a emanet ederek yurtlarından ayrılmışlardır.

Fakat onların ardından yalnızca sessizlik kalmamıştır.

Geride bırakılan malları, mülkleri ve emekleri ganimet olarak gören; bu büyük acıyı bir fırsata dönüştürmeye çalışan leş kargaları da vardı. Dün insanların gözyaşından çıkar devşiren bu zihniyet, bugün de emekçilerin alın terinden beslenmeye devam etmektedir. Çünkü ganimet avcılığı yalnızca mala değil, bazen insanın onuruna ve toplumsal hafızaya da yönelir.

Tarih boyunca bu anlayış, baskı düzenlerinin ve darbeci zihniyetlerin yanında saf tutmuştur. Nice gencimizi hayatlarının baharında zindanlara sürüklemiş, suçsuz ve günahsız insanları akıl almaz işkencelerden geçirerek yaşamdan koparmıştır.

Bugün de aynı zihniyetin farklı biçimlerde sürdüğünü görüyoruz. Kamuoyu önünde kullanılan bazı ifadelerin ve yapılan bazı açıklamaların, özellikle Kürt kadınlarını hedef alan incitici bir yaklaşımı yansıttığı kanaatindeyiz. Bu nedenle, söz konusu söylemlerin sahiplerinin toplum vicdanını yaralayan bu tutum karşısında açık ve samimi bir şekilde Kürt kadınlarından özür dilemelerini bekliyoruz.

Direnişin ve mücadelenin simgesi olan Kürt kadınına dil uzatanlar bilmelidir ki, Kürt halkı bu hakaretleri cevapsız bırakmayacak, demokratik tepkisini her alanda gösterecektir.

Ancak unutulmamalıdır ki halkların onuru iftiralarla gölgelenmez; mücadeleyle yoğrulmuş bir tarih birkaç sözle karalanamaz.

Bizler; direnişi yalnızca sözleriyle değil, yaşamlarıyla yazan kadınlarımızla gurur duyuyoruz.

Onların onuru, bu halkın hafızasıdır.

Örgülü saçlarına, rengârenk giysilerine, üzerlerinde taşıdıkları takılarına ve bellerine bağladıkları Pışta Xadê (Haq’ın kemerine); Kılleya Heqî – Hak kılemi kesiyorum.

Dersim Gazetesi

Share
Published by
Dersim Gazetesi

Recent Posts

30 kişinin tutuklandığı Gülistan Doku soruşturmasında yeni gözaltı operasyonu

Gülistan Doku soruşturmasında emekli ve görevdeki polislerin de aralarında bulunduğu 11 şüpheliye yönelik gözaltı kararı…

4 saat ago

Kaos GL’ye “müstehcenlik” soruşturması: Yönetim ve denetim kurulu üyeleri gözaltında

Kaos GL Derneği’nin yedek üyeler dahil yönetim ve denetim kurulu üyeleri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından…

4 saat ago

DEM Parti Heyeti, Öcalan’la görüştü

DEM Parti İmralı Heyeti, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından İmralı Adası’ndan…

4 saat ago

Kaybolmadı, satıldı: 11 aylık bebeğin kaybolmasıyla ilgili 5 gözaltı

Diyarbakır’da çobanlık yapmak için Divriği ilçesine giden Balıkçı ailesinin 11 aylık bebeğinden 10 Eylül’den bu…

4 saat ago

Kaşif Kozinoğlu soruşturması: Kurtlar Vadisi senaristleri ifadeye çağrıldı

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında Kurtlar Vadisi Pusu senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan’ın…

4 saat ago

Demokratik Cumhuriyet ve Barış için 1001 İmza kampanyası başlatıldı

İstanbul’da “Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyası kamuoyuna duyuruldu. Eyüpsultan Kültür Merkezi’nde düzenlenen…

2 gün ago