Kültür Sanat

Varoluşun Anlamını Aralayan Kedinin Şairi

Özgün E. Bulut’un “Kedinin Şairi – Totem Yayınları (Eylül 2021)” kitabı geçtiğimiz Eylül ayında ilgilisiyle buluşmuştu. Kedinin Şairi, ‘Çığlık, Gece Yarısı Konuşmaları ve Dertlerimi Kendime Anlatıyorum’ adlı üç bölümden oluşuyor. Özgün E. Bulut okuyucuyu anayurdu Dersim coğrafyasının bilinen simgelerinden ‘dere ve meşe’ ile yankıladığı dizelerle, insanın insana hayal kırıklığı olduğunu imleyerek okuyucuyu karşılıyor.

“ben hangi derenin burcuydum
hangi meşenin köpüğüydüm
bir yalancının yolundaki güldüm
dikenleri bileklerime kan oldu”(sayfa 9)

Bulut, Dersim soykırımının acısını, izlerini ve tarifsiz trajedisini daha kitabın ilk şiirlerinden itibaren köklerine nasıl işlediğini, kendisiyle nasıl özdeşleştiğini gösteriyor. Acıyı, itirazı ve hüznü şiirin retorik gücüyle etkileyici bir biçimde işleyen şairin, Dersim adlı şiirinde göz yaşını çiçek inceliğiyle imlemesi bunun göstergelerinden biridir. “İsimsiz mezarların ortasında oturup / isimler verdim hıçkırıklarla taşlarına / çünkü gözyaşı bir çiçek inceliğiydi /çünkü bütün kentlerin hikâyeleri vardı / sana düşen ilmek buydu” (sayfa 14-15)

Bulut, Dersim adlı şiirinin peşindeki Çığlık adlı şiirde de itirazını devam ettirerek, geçtiğimiz yıllarda orman yangınlarıyla talan edilmek istenen Dersim’in kendisine biçilen makûs tarihin bilinçli bir şekilde devam ettirilmesine kederin harfleriyle isyan eder. Peşi sıra gelen Ömrün Tek Günlük Özeti adlı şiirinde kitabın ismini oluşturan tematik imge olan kedinin yaşamındaki etki alanına kapı açmıştır. “evin içinde mesafesiz duran tek sıcaklıktı kedi” (sayfa 21)

Özgün E. Bulut, Kedinin Şairi’ndeki şiirlerinde yoğun olarak öznel bir sesleniş ekseninden evrenle bağ kuruyor. İnsana dair incinmelere, hayal kırıklıklarına, gitme arzusuna, acılara, kedere ve boşluk duygusuna dostu, biriciği, yoldaşı olarak gördüğü kedisinin varlığından ve sevgisinden aldığı duygulanımla direncini diri tutar. Bu etkileşimi dilin olanaklarını estetik bir bilinçle usturuplu bir şekilde kullanarak yapar. “neyin tanığıydım boşluğa bakarken kenarında durduğum suya karışan kandan / ne anlamalıydım… öfkemin rengi başımı yiyor / kedinin yanına kuşlar konarken” (sayfa 22-23)

Bulut, ürkütücü yönlerini vurguladığı dünyada şiirin sağaltıcı gücüne sığındığını işaret ettiği şiirlerinde, hayatın tüm bileşenlerini ve en nihayetinde kendini de eklemlediği bir sorgulama biçimiyle varoluşun karanlık noktalarında arayış halinde gezinir. Tam da bu noktada bazı şiirlerinde santimantalizmin sınırlarına kayarak düzyazıya düzlemine girip çıkarak dolaşımına devam eder. Bu ince ve tehlikeli sınırda gönül alıcı imgelerle şiirini düzyazıdan kotarmayı başaran Özgün E. Bulut, şiirlerinde genel olarak farklı biçimsel formlar denemekten sakınmıştır.

Bulut, kitaba ismini veren Kedinin Şairi (Sayfa 29-30) şiirinde, Tanrının bahşettiği yaşam güzelliği olarak imlediği kedisiyle, kendi kişisel acılarının benzeştiğini düşündüğü anayurdu Dersim’in trajedisiyle aynı yazgının kördüğümüne bağladığı varoluşunu karşılaştırmalı olarak değerlendirir. “kedim yüzüne bakar durmaksızın / o hep çok başına ben hep tek başıma / onun ülkesi ev benim ülkem yangın” (sayfa 29). Özgün E. Bulut’un kendisini sevdiren ve okutan bir şiiri olduğunu gösteren kitabın tematik toplamından oluşan ana tema, kitabın en etkileyici şiirlerinden biri olan “Sekizinci Günün Sabahı” (Sayfa 50) adlı şiirinde görülmektedir.

“herkes yorulacak bir gün kendi etini yemekten
herkes utanacak kendi kanını içmekten
söz yerine pıhtı düşecek dilden
toprak kendi derdini örtecek yaprak bulamayacak
ışıkları söndürün artık sabah oldu
durum tam olarak budur
demeye de dil varmıyor
durum tam olarak budur
durum tam olarak budur”

Özgün E. Bulut, kentlerin tüketici karmaşasının yanı sıra pastoral dokunuşlarla kırsalda da dolaşım sergilediği, fakat mekân ve zaman değişikliğini yumuşak bir şekilde kullanarak insanı ve onun etkileşim alanı olan yaşamın eylemsellik hallerinin paradokslarına ayna tutmaya çalışan bir şiire sahiptir.

Özgün Enver Bulut
Mazgirt, Dersim doğumlu. Karikatürle başladığı sanat yaşamına yazı ve şiiri dâhil etti. Edebiyat/ sanat dergilerinde şiirler, yazılar ve Artı Gerçek’te haftalık yazılar yazdı. Biri antoloji olmak üzere, yedi şiir, bir eleştiri, bir de inceleme kitabı bulunmaktadır. Şiirlerin Diliyle Dersim (Antoloji), Ve Çanakkale Ve Şırnak Ve Balveren, Aşkın Gayri Resmi Tarihi, Anıya Şarkı, Efsun, Kırılma Vakti, Kuşların Kanadına Sarıldım, Kedinin Şairi (Şiir) Dersim Kültür Sanat İçinde (Eleştiri), Xızır Ormanının Koynunda Bir Köy Dereköy (İnceleme).

Hıdır Işık

Recent Posts

Düzgün Bava Cemevi’nde “Ağaç” ve “Tahliye” Krizi

Dersim’in en önemli inanç merkezlerinden biri olan Düzgün Bava Cemevi, 2021 yılından bu yana süregelen…

1 saat ago

TBMM’de “Dersim” ve “soykırım” tartışması

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, görüşmeleri süren kanun teklifi sırasında “Dersim” ve “soykırım”…

13 saat ago

Gülistan Doku’nun attığı son mesaj ortaya çıktı

Dersim'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun, kaybolduğu…

13 saat ago

Bakan Gürlek açıkladı: Rojin Kabaiş’in telefonu Çin’e gönderilecek

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2024 yılında Van'da hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin…

13 saat ago

Bir Garip ozanın ardından

Kirveler Gelince: Ekinler ve Öfke Dersim’de daha bıyığımız terlememişti. Çocuk sayılırdık. Ama ‘devrim kavgası’ çocuk…

13 saat ago

Munzur Gözeleri’nde Hukuk Kazandı: Yargı ‘Kesin Koruma’ Dedi

Doğal ve kültürel mirasın en hassas noktalarından biri olan Munzur Gözeleri için yürütülen hukuk mücadelesinde…

19 saat ago