İnançKültür SanatToplum Yaşam

Kürdlerde Din

Musa Anter

Musa Anter (1920-1992), 20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır’da, kendisine kurulan sinsice bir tuzakla katledildi. 72 yaşında katledilen Apê Musa’nın hayatı, haksızlıklara karşı mücadele eden başlı başına bir direncle örülüydü. Ardında bıraktığı kitaplar, gazete ve dergilerde yazdığı yazılar, verdiği konferanslarla konuşan bir tarih olarak hatırlanıyor, hatırlanacak.

Musa Anter’in 1963 yılında yayın hayatına başlayan Deng Dergisi’nin iki sayısında bölümler halinde yayımladığı “Kürdlerde Din“ adlı bu iki makaleyi, yazarımız Erdoğan Yalgın arşivlerden bulup çıkardı. 1963 yılında yayımlanan bu makaleleri orjinaline bağlı kalarak ilginize sunuyoruz. Böylece bizlere bıraktığı bu değerli çalışmalarından ötürü Apê Musa‘yı; her zaman anımsadığımızı ve unutmayacağımızı tarihe küçük bir not olarak düşmek istedik.

KÜRDLERDE DİN-1

(M. Ö. 3000 senesinden zamanımıza kadar Kürd tarihinden bazı notlar)

1.Din

1. Ateşperestlik :

Ciddi dini kaynaklara göre (1) Kürdlerde dinî (teolojik) fikir ateşten mülhemdir. Çünkü Kürdler ateşi aydınlık, doğruluk ve hakikatin menbaı olarak kabul ediyorlardı. Ateşe tapmaları bundan ileri gelmektedir. Zamanla bu kutsiyet güneşe (2) de teşmil etmiştir

Bugün gerek eldeki tarihî vesikalarla ve gerekse hâlen Kürdler arasındaki bazı âdetlerden, Kürdlerin daha önce ateş ve güneşperest olmalarında şüphe bırakmamaktadır. Zira Kürdlerin meskûn bulunduğu yerlerde şimdi bile bir çok eski ateşgehler bulunduğu gibi halkın da işlediği bir çok el işlerinde (halı, kilim, çorap ve ev tezyinatı) güneşi sembolize ederler- (Muşta Alâattin Paşa Camii ve diğer tarihî hanlar. Mardin’de Zafarna kilisesi güneş motiflerle taşları oyulmuştur.) Bazı Kürdler hâlen de ateşe ibadet ederler (Yezidiler). (3) İslâmiyet ve Hıristiyanlığı kabul eden Kürdlerce de ateş ve güneş mukaddestir. Meselâ birçok Kürdlerin: “Bı vi agıri, bı ve roja gı dırı mala xuede, bı ve çıré“ (= Bu ateş hakkı için, bu Allahın evine giden güneş hakkı için veya bu çıra hakkı için) diye yemin ettikleri sık sık işitilmektedir.

Çok eski bazı tarihî kaynaklar da bu hususta şahitlik etmektedirler. Meselâ Heredot usta şahitlik etmektedirler. Meselâ Heredot der ki: Madya’da Memlefin altı kabilesinden biri olan (Muğlar) ateşe taparlardı. Muğların Kürd oldukları ise tarihle sabittir.

Ateş: Kürdi kadim (Kardakca Medçe) den beri. Ateş kelimesi bir çok lehçe değişikliğine uğramıştır. Ahura = Işıklık, aydınlık, nurluluk demektir. Ancak Ahura mürekkep bir kelimedir. Ahur-a, Ahur veya Ahir, Adır, Ağır da ateşdemektir, (-a) ise gelmiş veya geldi demektir.

Ahura geniş mânasiyle ateşten gelen hakikat demektir. Ahura da Huda kelimesi gibidir- Malûmdur ki Hud (Xud)kendi, (a) da gelmiş demektir. İkisi birden ise (Kendisi gelmiş. Kendi kendini yaratmış) demektir. Sonradan Araplar da Ahuradan mülhem olarak Nurul enver veya Nurul samavat vel ara şeklinde ifade etmişlerdir ki bu da Allah demektir.

Daha sonra Kürdler Ahuraya daha da kuvvet vererek (Ahuramust) demeye başladılar. Must-Mazın=Kuvvet, Büyükdemektir. Ve zamanla Ahuramust Hürmüz şeklinde söylemeye başlamış ve halen de bu şekilde kullanılmaktadır.

Tabiî aydınlık hakikat ve kuvvet demek olan Hümüze karşı da karanlık batıl ve şerri temsil eden (Ehremen)düşünülmüştür; ki Araplar (ve benî İsrail kavimleri) buna karşılık Şeytan denmiştir. Tabiîdir ki ölüm de Ehremen’den bilinmektedir.

Hürmüz kelimesi Kürdten gayri diğer milletler arasında başka başka telâffuz edilmiştir. Meselâ eski Asur ve Keldaniler (Süryâni-Nastori) Hürmüze (Harmıs veya Hermes) dedikleri gibi, eski Yunanlılar da Hürmüze (Enoch – Enoh) demişlerdir. Ancak yani üç kere büyük olan Hürmüz derlerdi. Yunanlılar Hürmüze (Tris-magistos) Yine bu tarihi kaynaklara göre insanlara ilk kitap ve kitabet bilgisini veren, yazı yazma sanatını öğreten de Hürmüz (Enoch) dır. İlk Felekiyat (Kozmorafya-Yıldız ve kâyinat) bilgisini de Hürmüz insanlara öğretmiştir. Büyük şehir kurma ve bu şehirlerde nizam ve intizam içinde yaşamak için gerekli bilgiyi insanlara lütfeden Hürmüzdür: a) Pendari nik. b) Goftar inik. c) Kerdari nik. Türkçesi: a-) Güzel nasihat b) Güzel söz c) Güzel amel. Fakat İranî olmayan kavimler bu prensibleri şu şekilde anlamışlar: a) Güzellik- b) Aydmhk. c) Şifa Sıhhat.

Hatta bazı kaynaklar Hürmüzün kurduğu (veya kurdurduğu) şehir adedinin 180 olduğunu ve bu şehirlerin de en küçüğü Urhai Rihai (Edessa) (4) yâni bugünki Urfa şehri olduğunu kaydederler.

  • Ateşperest Kürdlerde dinî akideye müstenid bazı inanç ve hukukî prensibler:
  1. Ateşperest Kürdler dini itikatları icabı ölülerini yere gömmez, yüksek dağlardaki büyük taşların üstüne bırakarak cesetlerin kuşlar ve kartallar tarafından yenmelerini temin ederlerdi. Zira inanıyorlardı ki; canlı bir hayvan tarafından yenen bir cesedin ruhu, o hayvan veya hayvanlar vücudunda ilelebet dünyada kalacaktır. Sonra ölülerini küplere koyarak yine yüksek dağlarda (Mağaralarda) (5) saklamaya başla’dılar.
  2. En eski Kürdlerde bile, bugünkü şekle ve manaya pek yakın nikah akdi ve sisitemi vardı. Nikâh akdinde esas tarafların rızası ve aile reislerinin muvafakati kâfi ve şart idi. (6) Bu devirlerde Taaddüt-il zevcat (Birden fazla kadınla evlenme) caiz idi. Ancak zina ve cinsî sapıkılğın cezası çok ağır (idam) idi.
  3. Erkek çocuklar sünnet edilmezlerdi. Sünnet ancak, Kürdler; İslâmiyeti kabul ettikten sonra olmaya başlamışlardır.
  4. Ateşperest Kürdlerde tesattür (Çarşaf ve erkekten saklanma) yoktur. Bugün dahi şehirler hariç Kürd köylerinde erkekten saklanma (örtünme-çarşaflanma) yoktur. Ateşperest Kürdlerde, kız çocuklar biluğ (kâmil) cağına kadar kilot (don) giymezler, yalnız bir entari ile örtünürlerdi. Erkek çocuklar da biluğ çağına kadar kemer (kuşak) bağlamazlardı.
  5. Ateşperest Kürdlerde ibadet yalnız aile reisine düşerdi ki bunlara «pir» denirdi. Ancak zamanla pirler dinî geleneklerine bir çok hurafe ve keramet karıştırarak işi sihirbazlığa kadar vardırdılar ki, görüleceği gibi Zerdüşt’ü Kürd, M-Ö. 660 senesinde bu batıl delâletlerle mücadele için bir peygamber olarak zuhur etmiştir.

______________

  • Kiliseler tarihi Farsça yazma nüshada sahife 301 ve Abûl-Farac Tarihi Türkçe 1945, cil: l ‘e bkz.
  • Bu hususta iki fikir vardır. Kürdler ilkin güneşe tapmışlar ve ondan sonra aynı kutsiyeti güneşe de izafe etmişler.
  • Önce güneşe tapılmış ve ondan sonra da yer yüzünde güneşe benziyen ateş te mukaddes sayılmıştır.
  • Abu-I Farac tarihi baskı 1945 Türkçe eahife: 71-72 ve mütaakip ile Urfa bölgesi tarihi 1960 Türkçe baskı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi yayınlan No: 843. Müellif: Fikret Işıltan ile Süryani (Amidli-Diyarbekirli) Maryeşua tarihinin 1958 tarihli Türkçe tabı He Süryanice nüshaların bak.
  • Bugün Kürdlerle meskûn yerlerdeki dağ mağaralarında sık sık bu tip mezarlıklara rastlanmaktadır.
  • Babilonyada bulunan Hamurabi Hukuk prensibleri ile Gılgamış destanı Muzaffer Ramazanoğlu tercümesi 1944 de bak. Ayrıca bugün Kürdler arasında söylene gelen bir çok masallar (Sıleymani Sindi ve Memê Alan gibi) dan da bu esaslar, anlaşılmaktadır.

Devamı gelecek sayıda

Musa Anter: “Kürdlerde Dîn I“
Deng Dergisi, 15 Nisan 1963/ 1: 8, 9

Fotoğraf: Nesimi Aday (1992)

******

KÜRDLERDE DİN-2 

(M.Ö. 3000 senesinden zamanımıza kadar Kürd tarihinden bazı notlar.)

İlerde «Kürdlerin Menşei» bahsinde anlatacağımız gibi müverrihler (tarihçiler) Kürdlerin menşeini tetkik için ikiye ayırırlar. Tabiî bu ayırma, gayet umumî ve coğrafidir. Şöyle ki:

  • Doğu Kürdleri veya Madlar–Medler
  • Batı Kürdleri veya Agn-Ağrarat-Urartu-Cudi Kürdleri.

Dinî inançları esas itibarı ile bir olan Kürdlerin tarih içindeki imkânlar nispetinde bazı tekâmülî farklar göze çarpmaktadır. Meselâ Zerdüştler (Zeradeştler), Doğu Kürdlerinden olduğu için bu kısım Kürdlerin dinî inamşları, felsefesi ile birlikte zamanımıza bile mükemmel bir şekilde  intikal etmiştir. Ancak maalesef Batı Kürdlerin, dinî inançları sağlam ve muntazam vesikalarla (Meselâ birinci Zerdüştün kitabı olan Zent veya III. Zerdüştü Kürdün kitabı Avesta gibi) Zamanımıza intikal etmemiştir. Van Gölü havzası ile Mardin civannda Tel-Halef «yani Helfe ve sair bazı Mezopotamya şehir harabelerinde bulunan bazı kitabe ve tabletler hariç, Batı Kürdlerinin dinî inançlarının teferruatlı safhalanı (efsaneler halinde) onlara komşu yabancı bazı milletlerin (Asuriler gibi) kaynaklarından öğreniyoruz.

Kürdi Kadim (Eski Kürtlerin) her devrinde Ateş ve Tabiat, dinî inanç ve dinî felsefelerine kaynaklık etmiştir,

Yukarıda işaret ettiğimiz gibi Batı Kürdlerine, Urartu-Ararat-Agri veya Cudi Kürdleri de denirdi. Huri-Haltu-Haldi (1) Ier de Urartuların bir kısmıdır. İşte bu Batı Kürdlerinde tek Allah fikrine çok yakın bir şekilde millî bir ilâhları ve bunun maiyetinde bugünkü dinî inançlarda Melek mesafesinde ikinci derecede ilâhlar vardı.

Urartuların ve Hurilerin millî ilâhlarının adı «Haldi» idi. Bu büyük ilâhın yanında daha küçük

rütbeli Teşi-ba ve Ardi-Ni ilâhları vardı. Teşi-ba: Hava ve rüzgâr İlâhı’dır. Malûmdur ki bugünkü Kürdçede de «teşi» dönen, dönderen, çeviren demektir. «Ba» da rüzgâr, hava’dır. Teşi–ba ise rüzgâr çeviren, rüzgâr yapan ilâh demektir.

Ardi-Ni Ardi, ateşe mensub, ateşten demektir. «Ni» ise Türkçede «çe» karşılığıdır. Meselâ: Merani «Erkek-çe» Keçka-ni «Kız-ce» gibi. Ararat Kürdlerinde millî ilâh Haldi’nin diğer ilâhlardan üstün olduğu, Van civarında Çobankâpı (2) kayalığında okunan şu yazıttan da anlaşılmaktadır. Yazıt şöyledir:

Tanrı Haldi’ye her sene 17 sığır, 34 koyun Teşi- Ba ve Ardi-Ni’ye 6 şar sığır ve 12 koyun, Şebitü (3) ve sair ilâhlara da 2 sığır ve koyun kurban edilecektir. Kürdlerin dinî inançlarının. tabiî kuvvetlere (Güneş, Rüzgâr ve Ateş gibi) istinat ettiğini yukarıda görmüştük. Fakat bilhassa Sami kavimleri olan komşuları (Asuriler gibi) bu inançlara, daima insan da katarak efsane ve hurafeler, destanlar meydana getirmişlerdir.

Meselâ bir Asur efsanesine göre Asur kraliçesi ŞAMURAMAT – ŞAMRAM – ŞAMÎRAN – SEMİRAMlS, Doğu Anadoluda çok yakışıklı bir kral olan «ARA» (4) ya âşık olur. Fakat kral Ara, kraliçeye yüz vermez Bunun üzerine Semiramis ordusunun başına geçerek Ararat «Urartu» Kürdlerinin diyarına taarruz eder. Şidetli bir çarpışmada kral Ara öldürülür. Fakat kraliçe Semiramis bu katle çok üzülür ve sevgilisinin üzerine kapanarak ilâhlardan Ara’nın dirilmesine dua eder. Duası kabul olunur ve Ara dirilir. Aynı efsaneyi eski Yunan Filozofu Eflâtun, Yunan Edebiyatına şöyle aktarmıştır: “Araratta «er» adında, bir kral ölüp, bir müddet yer altında kaldıktan sonra tekrar dirildi“ Ancak Kürdler ilâhlanın ikametgâhı telâkki edelen Hürmüzgâhların (mâbetlerine) bir çok kıymetli eşyayı (hususiyle harb âletleri) adarlardı.

Meselâ Van Gölü havzasında Toprakkale‘ de (5) yapılan bir kazıda ele geçen tunç bir kalkan üstünde şöyle bir ibareye rastlanmıştır: “Hükümdar kudretli Haldiye bu kalkan, Erimanaş’ın oğlu Rusas, hayatı için vakfetti“ Van kalesindeki mabette bulunan meşhur hançerli (6) heykel de böyle bir adaktır.

Kürdlerin mabetlerine böyle eşya adamaları zamanla Hürmüzgâhlarn baha biçilmez birer millî hazine ve müze halini almalarna yol açmıştır. Nitekim Asur kralı Sargon M.Ö.715 te Ararat Kürdlerinin memleketini işgali sırasında ilâh Asur’a hitaben, yazdığı meşhur harb raporunda Muşaşir kalesinin (bugünkü Gevar kalesi) mabedinde ele geçirdiği ganaimin tam listesini bulabiliyoruz.

Bu raporda geçen eşya listesi aşağı yukarı şudur: 4 Ulent, 3 min (7) altın, 162 talent, 20 – 6/36 min gümüş, 3600 talent lıam bakır, 6 adet altın kalkan; bunlar ilâh evinde sağda ve/solda asıh idiler ve şaşaalı bir surette parlıyorlardı ve ortalarında 5 talent 12 min ağırlığında alev renginde kırmızı altın ihtiva eden köpek başlarını havi idiler. 1 adet…boynuzlu… kapılanndaki aştarti; bunların içine 2 talent ağırlığında ince altın kakılrmştı, 1 adet insan eli şeklinde altın kilit; bu kilit kapı kanatlarını kapıyordu ve üzerinde kanatlı bir ejder ihtiva ediyordu.

___________________

  • Bugün dahi Bohtilere «Haldi» de denir. Ve eski Bohtan beylerine «Mire Halda» derlerdi. Sonra bu deyim, İslâm orduları Mezopotamya kumandanı Hallt bin Velid ile karıştırılarak zamanla aynı ailenin bazı mensupları bile kendilerini galat olarak bu Arap kumandan soyundan saydı.
  • Prof. Dr. Arif Müfit Mansel’in “Urartu Tarihi ve Medeniyeti“
  • Şebi, Kürtçe’de gece. karanlık demektir. «Tu» ise yine Kürdçede sen mânasmadır, Ararat Kürdlerinin bu ilâhı, Mad Kürdlerinin Ehrement (Şeytan) a tekabül etmektedir.
  • Ara, Ardini’den Asuriler ilahi kral diye efsaneleştirmişler. Hakikat halde  Semiramis devrinde,  Araratta «Ara» adında bir kral yoktur.
  • Prof. Dr. Arif Müfit Mansel‘in “Urartu Tarihi ve Medeniyeti“
  • Hançer denen harp aleti, ilk defa olarak Kürdlerin bulunduğu bölgelerdeki vesikalarda görüyoruz. Ve hâlen de; Kürdler arasmda âdeta sembolik ve mukaddes bir silahtır.
  • Min, Eski Babil ağrlık ölçüsüne göre takriben 500 gramdır. Bir fikir edinmek için Sardur III. ün Van‘da bulunan bir kitabesinde; Halba (Halep) şehrinin Urartu’ya senelik vergisini kaydedelim: 30 min altın, 800 min gümüş, 3000 elbise, 2000 bakır aşe ve 1533 bakır kiri’den ibarettir. Talent, aşe ve kiri ölçüleri bugünkü ölçülerle neye tekabül ettiği bilinmemektedir.

 

Devamı gelecek sayıda.. (diye not düşülmüş) Fakat Deng dergisinin 3. Sayısı çıkamaz, Çünkü dergi kapatılmış ve yöneticileri gözaltına alınıp tutuklanmıştı.

Musa Anter: “Kürdlerde Dîn II.“
Deng Dergisi 15 Mayıs 1963/ 2: 15, 16

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Kapalı
Kapalı