Meclis Genel Kurulu’nda konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Filistin sorununun da çatışmalarla değil barışçıl yöntemlerle, diyalogla, müzakereyle ve halkların özgür yaşam iradesine saygıyla çözülebileceğine inandıklarını vurgulayarak çözüme dair 11 somut öneri sundu
Meclis Genel Kurulu, Filistin ve İsrail gündemi ile ilgili bugün saat 14.00’da olağanüstü toplandı. Yapılan olağanüstü toplantıda Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit söz aldı.
Gazze’de yaşanılanların insanlığın ve uluslararası hukukun çöküşü olduğunu ifade eden Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Filistin sorunu dünyanın ve bölgemizin kanayan yaralarından biri. Son 2 yılda bambaşka bir boyut kazandı. Gazze’deki çocukların, kadınların, gençlerin, gıdaya ulaşamayan anne ve babaların bir bütün olarak Gazze halkının acısını her birimiz yüreğimizde yaşıyoruz. Filistin sorunu bir sömürgecilik ve hegemonya sorunudur. Hegemonik dayatma, halkların özgür yaşam iradesini tanımama yönündeki politikaların günümüze değil Filistin sorunundan tutalım Kürt sorununa varıncaya kadar birçok sorunu ve Orta Doğu’daki tabloyu daha fazla çıkmaza sürüklediği ortadadır” dedi.
‘Savaşın köklerini aramak gerek’
“Filistin sorunu sömürgeciliğin, emperyalizmin ve paylaşım savaşlarının dünyayı kasıp kavurduğu tarihsel bir dönemde ortaya çıktı” diyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, “20. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren Filistinlilerin sistematik sürgünü başladı. Nakba sadece fiziksel bir yer değiştirme değildir. Filistinlilerin kimlikleri, sosyal ve siyasal hakları, tarihleri ve gelecekleri ellerinden alındı. Filistinli çocuklar Nakba’dan sonra kurulan kamplarda doğdu. Zorunlu göçü dinleyerek büyüyen, sonuçlarını bizzat yaşayan ve vatan diyebileceği bir yer olmayan kuşakların nasıl bir psikolojiye sahip olacağını tahmin edebilirsiniz. O yüzden savaşın köklerini orada aramak lazım” diye belirtti.
‘Bir ilhak politikasıdır’
“Altı Gün” savaşlarından bu yana 60 yıldır savaşın en ağır biçimde sürdüğünü söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, “1990’larda Filistin için bir umut, barış umudu belirdi. Taraflar masaya oturdu. Ancak bu umut kısa sürede boşa çıkarıldı. Bu deneyim barış girişimlerinin ne kadar kırılgan ve kıymetli olduğunu onları yani barış sürecini gözümüz gibi korumamız gerektiğini bize bir kez daha hatırlatıyor. Ancak günümüze kadar İsrail kimi zaman askeri operasyonlarla kimi zaman hukuki oldu bittilerle kimi zamanda yasa dışı yerleşimcilerin saldırılarıyla Filistin topraklarını işgal etmeyi sürdürdü. Gazze’de son iki yıldır yaşananlar bu uzun süreli tarihsel bağlamın Gazze’de son iki yıldır yaşananları bu uzun tarihsel bağlamın dışında ele almak mümkün değildir. İsrail devletinin saldırganlığı 7 Ekim 2023’ten sonra bambaşka bir boyuta taşındı. Artık ne uluslararası hukuk ne savaş hukuku ne evrensel hukuk ilkeleri ne de en temel insani değerler işlememektedir. İşleyen tek şey dizginsiz ve sınırsız bir şiddet sarmalıdır. Dünyanın gözü önünde bir halk açlıkla, hastalıkla, bombardımanlarla topluca yok edilmeye çalışılmaktadır. Düşünün ki bugün uygarlığın köklerinden olan bir coğrafyada insanlık açlığa, susuzluğa ve insanlık dışı yöntemlere mahkum edilmiştir. Filistin’de çocuklar, bebekler açlıktan ölüyor. Tüm bunların yanında şimdi de Gazze’nin tamamen boşaltılması gündeme getiriliyor. Yani tam bir ilhak politikası. Böyle bir adım insanlık tarihinin en büyük etnik temizlik girişimi olacaktır” sözlerini kullandı.
Konuşmasının devamında Gülistan Kılıç Koçyiğit şunları belirtti:
“Filistin’e, Gazze’ye yönelik 21. yüzyılın en büyük katliam ve soykırımlarına karşı dünyanın dört bir yanında güçlü itirazlar yükseldi. Kentlerde meydanlar doldu taştı. Protestolar, eylemler gerçekleştirildi. Dünyanın dört bir yanında halklar da, hükümetler de tüm engellemelere ve İsrail devletiyle yaptıkları anlaşmalara rağmen sessiz kalmadılar. Filistin ve Gazze halkı için somut adım attılar. Ama ne yazık ki Türkiye’nin bu süreçte dişe dokunur somut gerçek anlamda bir adımı olduğunu ifade edemeyiz. Ortada sadece bolca hamaset ve kınamalar var. Türkiye’nin bu konuda yaptıklarını yeterli görmüyoruz. Üçüncü ülkeler aracılığıyla askeri ve ticari ilişkilerin sürdürülmesi asla ama asla kabul edilemez. Petrol ve asgari sanayide kullanılan ham medya ticaretinin devam etmesini asla doğru bulmuyoruz ve kabul etmiyoruz. Filistin için sokağa çıkanlar tehdit edildi. Gençler gözaltına alındı. DEM Parti ve muhalefet partilerinin Filistin için verdiği araştırma önergeleri reddedildi. İsrail’in başkentinde dahi savaş karşıtları özgürce sokaklara çıkabilirken Türkiye’de savaş karşıtları İsrail’in gerçek anlamda boykot edilmesini isteyenlerin karşısına iktidarın toması ve kelepçesi çıktı.
‘Ortadoğu’dan bağımsız değildir’
Bu süreçte Türkiye gerçekten ne yapmıştır? Bugün genel olarak Filistin’de özel olarak da Gazze’de yaşananlar İran, Irak ve Suriye’deki krizlerden asla bağımsız değildir. Bunlar bölgesel rekabetin ve küresel güç oyunlarının kesiştiği birbirine bağlı sahnelerdir. Binlerce yıllık tarihi olan Orta Doğu hiçbir dönem yüzyıl önce dayatılan ulus devlet anlayışından zihniyetinden çektiği kadar çekmemiştir. Kapitalist ve emperyalist zorbalık insanlığın bir kez daha doğduğu topraklarda açlık ve ölümle sınanmaktadır. Kapitalist modernitenin ulus devletçi egemenlik formu bölgenin kültürel, ekonomik, toplumsal ve siyasal kaynakları üzerinden yüzyıldır bu topraklara acı kan ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir. Ortadoğu’nun kaderi yüzyıl sonra şekillenirken katı ulus devletçi zihniyetlerde ısrar edenler yüzyıllık haritaların tekrarı ve emperyal projelerin yenilenmesinde ısrar edenler olarak tarihe geçecektir.
Dolayısıyla bugün Gazze’de çözümü konuşmak sadece uluslararası hukukun değil, aynı zamanda Ortadoğu’nun geleceğinin temel konusudur. Bizler Ortadoğu’daki tüm sorunlarda olduğu gibi Filistin sorununun da çatışmalarla değil barışçıl yöntemlerle, diyalogla ve müzakereyle halkların özgür yaşam iradesine saygıyla çözülebileceğine inanıyoruz. Demokratik bir Ortadoğu’yu mümkün kılabiliriz. Halkların birbirinden ayrılmadığı, düşmanlaştırılmadığı herkesin dili, inancı, kültürüyle bir arada özgürce yaşayabildiği bir istikrar, güven ve huzur ortamı yaratmak mümkündür.
Bunun için şu somut önerileri sunuyoruz:
‘Tarihsel düğüm çözülürse diğer sorunlar da çözülür’
Bizler tüm bölgede eşitlik, adalet, özgürlük ve demokrasi temelinde gelişecek her barışçıl çözümü sonuna kadar desteklemeye hazırız. Barış bu toprakların tüm Ortadoğu’nun ve Filistin’in yıllarıdır özlemini duyduğu ortak rüyasıdır. Bizlere düşen görev bu rüyanın gerçekleşmesi barışın her yerde egemen olması için mücadele etmek halkların kendi eşit ve ortak geleceğini demokrasi için de birlikte inşa edebilmesi için güçlü iradeyi ve dayanışmayı her gün daha da büyütmektir. Kürt sorununun çatışma alanından çıkarılarak barışçıl yollarla çözümü için bugün büyük emeklerle yürütülen sürecin kalıcı bir çözüme ve barışa evirilmesi için aynı zamanda Ortadoğu’da barışın gelişmesine de önemli katkılar sunacağını asla unutmamalıyız. Bir tarihsel düğümün çözülüyor olması Ortadoğu’daki diğer düğümleri de çözecektir. Bu nedenle herkesin barış sürecinin sahiplenmesi, kalıcı çözüme ve barışa hizmet eden politikaları esas alması ve geleceğini siyaset üstü bir bakışla görmesi gerektiğinin altını çizmek isteriz.”
Kaynak: JINNEWS
Dersim merkez Cumhuriyet Caddesi’ndeki Belediye Yeraltı Çarşısı üzerinde bulunan bir restoranda silahlı kavga çıktı. Olayda…
28 Ağustos’ta köyde yapılmak istenen bilirkişi keşfi için bir araya gelen Zara ilçesi çevre köylüleri…
Kürt sorunun çözümü için Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmaları sürüyor.…
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Van Milletvekili Pervin Buldan, Urfa Milletvekili Mithat Sancar…
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli…
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı’nın son seçiminde, “seçime hile karıştırıldığı…