Politika

Hatimoğulları: Raporumuz çözümün reçetesini sunuyor

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Mersin İl Örgütü tarafından düzenlenen dayanışma yemeğinde konuştu. Etkinliğe demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Hatimoğulları burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Sayın Öcalan’ın çağrısı Türkiye’de Kürt halkına ve bütün halklara, Türkiye’deki bütün ezilen ve sömürülenlere bir çağrı olarak vücut buldu, karşılık buldu. Bu çağrıyla birlikte PKK bir dizi tarihi adım attı. Türkiye’de barışın gerçek anlamda inşa edilmesi için, Kürt halkının haklarının kazanılması için, 50 seneyi bulan savaş ve çatışma sürecinin siyasi, hukuki ve yasal bir düzleme kavuşabilmesi için son derece tarihi adımlar attı. Meclis’te de bir komisyon kuruldu. Meclis’teki bu komisyon, Türkiye’deki yurttaşlarımızın yüzde doksan beşini temsil eden zengin bir birliktelikle oluşturuldu. Bunun yetmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Raporumuzu en erken veren siyasi parti olduk. Büyük bir mücadele tarihine sahip olan bir fikir ve anlayışla raporumuzu hazırladık, sunduk. Bu rapor sadece kağıttan ibaret değildir, üzerinde basitçe cümlelerin yazıldığı bir rapor değildir. Bu rapor, yüz yıllık Kürt sorununun hem Türkiye’de hem bölgede çözüm reçetesini sunan bir rapordur. Yasa yapma sürecinin başlamasını bekliyoruz. Türkiye’de mevcut olan yasaların dahi uygulanmadığı, Anayasa’nın ayaklar altına alındığı bir dönemden geçiyoruz. Böylesi bir süreçte, silahsızlanmanın hızlanmasını sağlayacak olan özel bir yasanın çıkarılmasını bekliyoruz.

Bir yandan barış, diğer yandan emek mücadelesi veriyoruz

Bir yandan barışın bu topraklarda toplumsallaşmasını sağlamak için çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Diğer yandan da ülkede derinleşen işsizlik, açlık, yoksulluk, geçinememe ve barınamama sorununu temel meselelerimizden biri olarak görüyoruz. Türkiye’de elli milyona yakın yurttaşımız açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Asgari ücretin belirlenmesiyle ilgili görüşmeler devam ediyor. Masada işveren var, masada devlet var ama işçiler yok. Bizler evimizde kaynamayan tencereyi, çocuklarının beslenme çantasına bir paket süt koyamayan milyonlarca yurttaşımızın yaşadıklarını biliyoruz. İnsanlar bu topraklarda açlığa, yoksulluğa mahkum edildi. Özellikle barışa sahip çıkacak olan en önemli kesimler, bu ülkede yaşayan işsizler, yoksullar, barınamayanlar, geçinemeyenler, emekliler, kirasını ödeyemeyenler, engelliler, doğa ve insan hakları savunucularıdır. İnsanlar iş istiyor, ekmek istiyor. İnsanca ve onurlu bir şekilde yaşayabileceği bir ücret istiyor. Silahların kalıcı bir şekilde susmasını istiyor. Ama aynı zamanda bu ülkede demokrasinin bütün örüntülerinin toplumun içinden filizlenerek büyümesini, zuhur etmesini ve bizleri birleştirmesini istiyor. Halkların eşit kardeşliğini istiyor. Büyük kardeşin küçük kardeşe hükmettiği bir ilişki kardeşlik hukuku değildir.

Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde kayyım rejiminin tamamen ortadan kalkması lazım

Bu topraklarda yaşayan 72 milletten yurttaşımız birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde neden olmasın? Herkes kendi diliyle, anadiliyle konuşacak, anadiliyle eğitim görecek; kendi inancıyla ibadet edecek. Kimsenin kimse üzerinde tahakkümü olmayacak. İşte biz böylesi bir demokratik seviyenin hukuki bir sürece kavuşmasını istiyoruz. Bütün farklılıklarımızla Akdeniz Belediyesini yerel seçimlerde kazanan bizdik. Partimizin Akdeniz’deki başarısı, Türkiye’deki başarılara genel bir örnektir. Çünkü farklılıklarımızla kazandık. Kayyımcı zihniyet belediyemize kayyım atamıştı, belediye eşbaşkanlarımızı tutuklamıştı. Belediye eşbaşkanlarımız şu an aramızda. Yine beraberiz, yine mücadeledeyiz.

Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde kayyım rejiminin tamamen ortadan kalkması lazım. Kayyım atanmış bütün belediyelerden kayyımlar geri çekilmeli, belediye başkanları ve belediye eşbaşkanları görevlerine iade edilmelidir. Yine aynı şekilde Adana Büyükşehir Belediye Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının da aralarında olduğu CHP’li belediye başkanlarına yönelik operasyonları asla kabul etmiyoruz. Bu operasyonların siyasi saiklerle yapıldığını biliyoruz. Seçme ve seçilme hakkımızı elimizden alamazsınız. O yüzden bir kez daha diyoruz ki bütün seçilmişler görevlerine iade edilmelidir. Halk kendi iradesini istiyor.

Tekçi ve ırkçı anlayışlara asla pabuç bırakmayacağız

Hasta mahpuslarla ilgili yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Hasta mahpuslar bu toplumun vicdanını kanatan, yaralayan en büyük insan hakkı ihlallerindendir. O yüzden hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalıdır. Birçok cezaevinde gözlem kurulları hala infaz yakıyor. Bunu kabul etmek mümkün değildir. İnfaz yakılmasına derhal son verilmelidir. AİHM ve AYM kararları hayata geçirilmiyor. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Mersin’in, Çukurova’nın topraklarından Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve Leyla Güven şahsında bütün mahpuslara selam ve sevgilerimizi gönderiyorum.

Anayasanın ilk dört maddesiyle ilgili birçok tartışma ve manipülasyon var. Bu manipülasyonu yapan, süreci karşıtlaştıran, şiddetten ve savaştan beslenen kesimlere buradan bir kez daha yanıtımızı veriyoruz: Şu anda anayasa Türkiye’nin gündeminde olan bir konu değildir. Şu anda bizim bir yol temizliğine ihtiyacımız vardır. Yol temizliğinden kastettiğimiz de barış ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılmasıdır. Bu ülkenin bölüneceğini, bu ülkenin tekçi ve ırkçı anlayışının devam etmesi gerektiğini söyleyen zihniyetleri buradan mahkum ediyoruz. Onlara asla pabuç bırakmayacağız. Bu topraklarda barış kazanacak, demokrasi kazanacak, halk kazanacak.

Kadınlar barış masasının asli özneleridir

Barış süreci kadınlar olmadan olmaz. Kadınlar barış masasının asli özneleridir, demokratik toplumun inşa edicileridir. Bizler çatışmalara, kadın cinayetlerine, erkek şiddetine, devlet şiddetine, militarizme her yerde karşı çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz. Rojava’da direnen kadınları sizlerin huzurunda bir kez daha selamlıyorum. Kadınların Rojava’da oluşturmuş olduğu hukuk, demokratik, kadın özgürlükçü… Bütün farklı halkların eşit temsiliyetini savunan demokratik bir Suriye’nin inşasında kadınların ne kadar büyük bir rol üstlendiğinin hepimiz farkındayız. Aynı rolü bizler de burada demokratik bir Türkiye için, demokratik bir cumhuriyetin inşası için, barışın inşası için kadınlar olarak üstleniyoruz. Emek veriyoruz, daha da emek vermeye devam edeceğiz.

Dersim Gazetesi

Recent Posts

Madımak’ta katledilenler anıldı: Unutmadık, unutturmayacağız

Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında katledilenler anıldı. Madımak Oteli’ne ‘Utanç Müzesi’ afişi asılırken, katliamla yüzleşme ve…

6 saat ago

Sivas’ta katledilen 33 can Dêrsim’de anıldı: Yüzleşme istiyoruz!

Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği etkinliklerine katılan 33 aydın, akademisyen,…

6 saat ago

Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi’nden Deniz Göktaş’a destek: Mizaha kelepçe vurulamaz

Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi, komedyen Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayarak, yaşananlara…

6 saat ago

Varto’da JES nöbeti 61’inci gününde: Topraklarımıza dokundurtmayacağız!

Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere köyünde, ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından planlanan…

6 saat ago

33. Yıl 33 Can

  2 Temmuz 1993’te yaşanan Madımak Oteli katliamından bu yana 33 yıl geçti. 33 yıllık…

6 saat ago

Kordu’dan Sivas Katliamı için kanun teklifi: Madımak’ın “Utanç Müzesi” olması istendi

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yaşamını yitiren 33 kişinin…

20 saat ago