1. Haberler
  2. Ekoloji
  3. Dersim’de Doğa Alarmı: Baraj, GES ve Maden Projelerine Karşı Dayanışma Çağrısı

Dersim’de Doğa Alarmı: Baraj, GES ve Maden Projelerine Karşı Dayanışma Çağrısı

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği, kentin baraj, HES, GES ve maden projeleriyle kuşatıldığını belirterek, doğa talanına ve ekolojik yıkıma karşı toplumsal mücadele çağrısı yaptı.

Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği, kent genelinde yürütülen baraj, Hidroelektrik Enerji Santrali (HES), Güneş Enerji Santrali (GES) ve maden projelerine ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Dernek binasında gerçekleştirilen açıklamada, “Dersim’de yaşam alanlarımızın talan edilmesine izin vermeyeceğiz” ve “Av cinayettir, avcılık yasaklansın, yaban hayatına dokunma” pankartları açıldı.

Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Yusuf Topçu, Dersim doğasının özellikle maden projeleriyle geri dönülmez bir tahribatla karşı karşıya bırakıldığını söyledi.

Açıklamayı okuyan dernek üyesi Suna Çelik ise, Dersim’in üç tarafının enerji üretimi gerekçesiyle inşa edilen baraj, HES ve GES projeleriyle kuşatıldığını belirtti. Bu projelerin yalnızca doğayı değil, bölgenin sosyal ve ekonomik yaşamını da olumsuz etkilediğini vurgulayan Çelik, hayvancılık ve tarımsal üretimin giderek gerilediğine dikkat çekti.

1990’lı yıllarda gündeme gelen 8 HES projesiyle Dersim’in insansızlaştırılmasının hedeflendiğini ifade eden Çelik, halkın ve demokratik kurumların mücadelesi sayesinde Munzur ve Pülümür vadilerinin sular altında kalmasının engellendiğini hatırlattı. Ancak 2011 yılında Peri Suyu üzerinde kurulan baraj zinciriyle Mazgirt ve Nazımiye ilçeleri ile Elazığ’ın Karakoçan ilçesine uzanan verimli tarım arazilerinin yeniden sular altında bırakıldığını belirtti. Bu süreçte birçok köylünün arazisinin kamulaştırma yoluyla el değiştirdiğini, direnen yurttaşlar ve dernek üyeleri hakkında davalar açıldığını ve cezalar verildiğini söyledi.

Çelik, enerji projeleriyle sınırlı kalmayan politikaların bugün yeni bir aşamaya geçtiğini ifade ederek, Pertag bölgesindeki Demirsaban, Kaçarlar, Dereli, Avzeni ve Soğukpınar mahalleleri ile Hozat’ın Kardelen köyünde planlanan projelerin hayvancılık, arıcılık ve tarımı bitme noktasına getireceğini dile getirdi.

Meclis gündemindeki milli parklarla ilgili yasa değişikliklerine de değinen Çelik, bu düzenlemelerin koruma statülerini zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Türkiye’nin ilk ve en büyük milli parklarından biri olan Munzur Vadisi Milli Parkı’nın yeni düzenlemelerle birlikte sermaye projelerine daha açık hale getirilebileceğini belirtti. Korunan alanların yapılaşmaya ve enerji yatırımlarına açılmasının, milli parklar ve yaban hayatı sahaları için ciddi riskler barındırdığını ifade etti.

Doğa talanının yalnızca Dersim’le sınırlı olmadığını vurgulayan Çelik, ülkenin farklı bölgelerinde benzer projelerin sürdüğünü söyledi. Dersim’in enerjiye değil, doğasının korunmasına ihtiyaç duyduğunu belirten Çelik, şirketlerin kâr odaklı projeleri karşısında demokratik kurumlarla birlikte mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.

Kaynak: MA