
Dersim’e sahip çıkmak yalnızca bir aidiyet meselesi değil; kadim bir kimliği, toplumsal duruşu ve ortak değerleri koruma sorumluluğudur. Bu sorumluluk ise ancak güçlü birey, duyarlı toplum ve dayanışma kültürüyle mümkün olabilir.
Yine Dersim; sürekli ve sık şekilde Dersim’i ve Dersimli’yi yazmak, ikrar verdiğimiz Dersim’e sorumluluğumuzdandır. Dersim sevdası sadece söylenmiş bir laftan ibaret değildir. Dersim sevdası, kadim bir kimlik ve felsefe duruşuna sahip çıkmak, onu koruyarak geleceğe taşımak anlamına geliyor. Bütün içerisinde bir parçayı ayırarak öne çıkarmak ne dar bölgecilik, mikro milliyetçilik ne de küçük düşünmek değildir. Bilakis, küçük özgünlükleri, farklılıkları yaşatamazsan bütünlüğü sağlayamazsın ya da anlamlı yaşamı var edemezsin. Bu yüzden Dersim sevdası da, Dersim kaygısı da asla yerelcilik, mikroculuk vs. değildir.
Dersim’i daha fazla yazmak, analiz yapmak gereklidir ama sorunları çözmeye yetmiyor. Bunun için de analizlerde elde edilen verileri pratikleştirmek elzemdir. Öte yandan bir kent kimlik kuşatılmış ve sürekli saldırı altındaysa yapılması gereken öz savunma pratiktir, yoksa konuşulanlar lafazanlığın ötesine geçmez. Dersim’in çok sorunu olduğu biliniyor. En önemlisi demek doğru değil, zira hepsi önemli. Çünkü tarihsel süreç içerisinde kazanılmış bir kimlik, eşsiz doğa ve kavim inanç yok oluyor.
Fakat her zaman “sorunların anası” diye tabir edilen ve halledildiğinde çözümü kolaylaştıran ana sorunlar da vardır. Dersim’in ana sorunu ise kanımca insan-toplumdur. Dersim’de insana, dolayısıyla topluma dönük saldırılar sonucu üretimden düşürülmüş çarpık kişilik ve düşünsel yapı, Dersim kimliğini zedeleyen ve zaafa uğratan en temel noktadır. Elbette tartışmaya açıktır ama unutmayalım ki doğru kişilik ve sağlam bir toplumsal duruş, bütün sorunların çözümünün anahtarıdır. Geçmişte sorunların bu kadar ayyuka çıkmamasının temelinde insanın duruşu, toplumun duyarlılığı ön plana çıkıyordur. Tabii ki bunun oluşmasında düşünce ve inancın rolü belirleyicidir. Tersinden düşünüldüğünde de inancın var olması, düşünsel kimliğin kendini koruması insanla olur. Yani simbiyotik bir ilişki söz konusudur.
Ez cümle, Dersim’in var olması ancak Dersimlinin kendini koruması, geliştirmesi ve dayanışmasıyla olur. İnsanı güçlendir ki toplum güçlensin; toplumsallığı büyüt ki Dersim kurtulsun.
