Diyarbakır’da 20 Eylül 1992 tarihinde JİTEM tarafından katledilen Kürt yazar Musa Anter (Apê Musa) ölümünün 34’üncü yıldönümünde vurulduğu yerde anıldı. Seyrantepe’deki Cumhuriyet Mahallesi 442’nci Sokak’taki anmaya, Anter’in ailesi, gazeteciler, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.
Saygı duruşuyla başlayan anmada konuşan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nden Fahrettin Kılıç, cinayetin arkasındaki yapıların halen açığa çıkarılmadığına dikkat çekti.
‘SALDIRILAR DA MÜCADELE DE SÜRDÜ’
Kılıç, Apê Musa cinayetinin halkın yaşadığı gerçekliklerin duyurulmasını engellemeye yönelik bir saldırı olduğunu dile getirdi.
×Apê Musa’nın ardından Özgür Basın susmadı. Aksine, Apê Musa’nın bıraktığı miras onlarca gazeteci tarafından taşındı. Özgür Basın çalışanları katledildi, tutuklandı, gözaltına alındı, tehdit edildi. Gazete ve ajans binaları bombalandı, yayın organları kapatıldı, internet sitelerine ve sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirildi. Gazetecilerin haber kaynaklarına, çalışma alanlarına ve yaşamlarına yönelik saldırılar farklı biçimlerde sürdürüldü. Nagihan Akarsel, Gülistan Tara, Cihan ve Nazım gibi gazetecilerin hedef alınması, bu saldırıların günümüzde de sürdüğünü gösteriyor. Aradan geçen yıllara rağmen değişmeyen şey, Kürt halkının gerçeklerini görünür kılmaya çalışan gazetecilerin hedef alınmasıdır. Bizler de bu mirası sürdüreceğiz. Özgür Basın baş eğmedi, baş eğmeyecek. Hakikati yazmaya, hakikati savunmaya ve halkların sesini dünyaya duyurmaya devam edeceğiz.
Musa Anter’in oğlu Dicle Anter ise Kürt gazetecilerin geçmişten bugüne verdiği mücadeleyi hatırlattı, “Apê Musa’nın katledilmesinin üzerinden 34 yıl geçti ama biz her yıl katledildiği yerde Apê Musa’yı anmaya devam edeceğiz” dedi.
MIZRAKLI: BÜYÜK BİR DEĞER BIRAKTI
Edirne Cezaevi’nden 8 Eylül’de tahliye olan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, Musa Anter’in her Kürde ve insana büyük bir değer bıraktığını dile getirdi.
×Apê Musa’yı katledenler eğer bugün bir yerlerde geziyorsa tamamlanmamış bir adalet vardır. Adalet tesis olmadan barışı gerekten tesis edebilecek bir durum olmaz. 1990 yılındaydı Vedat Aydın’ın İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Kurulu’nda Kürtçe konuşma yaptığı gün arkamda Apê Musa vardı. Konuşma yapılırken Apê Musa’nın gururlu oturuşunu, ‘Biz varız dilimizle, kültürümüzle, yarattıklarımıza varız’ diyen oturuşunu hatırlıyoruz. Artık binlerce Musa Anter var. Onun bıraktığı kalemle korkusuzca yazan, fotoğraf makinasını en zor anlarda kullanan binlerce gencimiz var.
Anma, Anter’in katledildiği yere fotoğraf ve karanfillerin bırakılmasıyla sona erdi.
