1. Haberler
  2. Dersim
  3. Borges Dêrsım’e Konuk Oldu

Borges Dêrsım’e Konuk Oldu

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Wêjegeh Amed ve Dêrsim Araştırmalar Merkezi’nin 3-4-5 Temmuz 2026 tarihleri arasında Dêrsim’in Pulur (Ovacık) ileçside gerçekleştirdiği edebiyat kampında, Latin Amerika’nın usta kalemi Jorge Luis Borges, Dêrsim’in düşsel varlıklarıyla birlikte tartışıldı. Amed Yazarlar Evi Felsefe Kulübü’nün bir süredir okumalarını yaptığı Borges için, coğrafi ve kültürel izdüşüm mekânı olarak Dêrsim seçildi.

Tek günlük bir çalıştay olarak tasarlanan edebi-felsefi kamp, Wêjegeh Amed (Amed Yazarlar Evi) adına Yazar Lal Laleş ile Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) adına Yazar Nesimi Aday’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Amed ile Dêrsim’in düşün ve yazın insanlarının ilk kolektif çalışması olan etkinlikte konuşmacılar, Arjantinli yazar Borges’i kadim bir kültüre sahip Dêrsim’de, Alevilik kültürüyle birlikte konuşmanın önemine dikkat çekti. Borges’in, uzam ve zaman, gerçeklik, benlik gibi insan zihnini kuran temel kavramların sınırlarını yoklayan bir gezgin; insanlığın felsefi, bilimsel, mitolojik ve mistik birikimini kurmaca evrenine özenle yerleştiren bir bibliyofil olduğunu belirten konuşmacılar, onun görünen ve görünmeyen çoklu evrenleri, kimlikleri, dilleri, tarihleri, mitleri ve sembolleriyle kendini olduğu kadar sakladığını da bilen Dersim’de birlikte okunup konuşulmasının önemini hatırlattı.

Lal Laleş, Nesimi Aday

Programın ilk etkinliği: “Benliğin Kırık Aynası”

Ovacık’ta, Munzur Çayı kenarında gerçekleştirilen programın ilk etkinliği olan “Benliğin Kırık Aynası” (Eynika Şikitî ya Kesayetî) başlığını Kerem Bakıcı ve Ahmet Demirel tartışmaya açtı. İkili, Borges’in Alef’inden yola çıkarak “her şeyi görebilseydik yine de anlatmaya ihtiyaç duyar mıydık?” sorusunu gündeme getirdi ve merdiven altındaki karanlık odada parıldayan küçük kürenin bir mucizeden çok bir kayıp olduğunu vurguladı; çünkü gören kişi gördüğünü anlatamadığı an dünyanın tamamı elinden kayıyor. Sunumda Alef bu çelişki üzerinden okunarak, sonsuzluğa dokunan birinin neden kendi sesini bulamadığı sorusu tartışmaya açıldı.

Kerem Bakıcı konuşmasında, Alef’i dinleyici karşısında anlatmanın kendisinin de bir çelişki taşıdığını, çünkü Alef’in özünde anlatılamaz olanı anlatma çabasının trajedisi bulunduğunu söyledi. Bakıcı, “Benliğin Kırık Aynası” başlıklı sunumunda Alef’i bir mucize değil bir yıkım anı olarak okuduğunu belirterek, her şeyi gören anlatıcının tam da bu görme anında sevdiği kadına dair beslediği masalı yitirdiğini, dilin sonsuzluğu sıralamak zorunda kaldığı için onu hep eksik aktardığını anlattı. Munzur Nehri’nin sesine karışan kendi sesiyle Borges’in sayfada kurduğu o sessiz çöküşün bir benzerini yaşadığını aktaran Bakıcı, kelimelerin yetmediği yerde anlamın yine de bir yol bulduğunu gördüğünü ifade etti. Sözlerini “Borges belki de bize bir ders değil, bir teselli bıraktı; anlatamadığımız şeyler bizi yok etmez, çünkü dil kendi yetersizliğiyle bizi sonsuzluktan korur” diyerek tamamladı.

Kerem Bakıcı, Ahmet Demirel

Dêrsim’in ve Borges’in Düşsel Varlıkları

Programın ikinci oturumu olan “Borges’in Düşsel Varlıkları” (Mexlûqê Hewnan yê Borgesî) başlığında Eylem Ata, Akın Yanardağ ve Yalçın Çakmak konuştu. Oturumda Borges’in Düşsel Varlıklar Kitabı’nın önsözünde yer alan, kitabın adının Prens Hamlet’ten noktaya, sonsuz boyutlu hiperdüzlemlerden tanrılara kadar her şeyin eklenmesini kaldırabileceğine dair sözlerine değinildi. Konuşmacılar, Borges’in bu başlıkla âdeta başka bir evreni mümkün kıldığını, okuru bu evrene dahil etmek için ise zihnin en tanıdık edimlerinden biri olan derleme, ayıklama ve tasnif etme yöntemini kullandığını aktardı. Borges’in farklı kültürlerin halkbilim, mitoloji ve edebiyat metinlerindeki düşsel varlıkları bir katalog hâlinde sunduğunu, ardından da bu tür bir kitabın kaçınılmaz olarak eksik kalacağını belirterek okurlarını kendi bölgelerindeki “canavarların” isim ve betimlemelerini göndermeye çağırdığını hatırlatan konuşmacılar, bu çağrının kitabın asıl sorusunu da ele verdiğini vurguladı: Kurguya gerçeklik katan yazar mıdır, yoksa kurguya dahil olan okur mu?

Eylem Ata, Borges’in “Ölü” öyküsünü yalnızca bir ölüm anlatısı olarak değil, mitolojik ve psikolojik bir iç yolculuk olarak değerlendirdiklerini söyledi; öyküdeki yolculuğun, klasik kahraman anlatılarındaki gibi dış dünyaya değil, insanın kendi iç evrenine doğru ilerleyen bir labirente dönüştüğünü belirtti. Ata, bu labirentin yalnızca fiziksel bir mekân değil, kişinin bilinçdışına, bastırdığı arzu ve korkularına, kabullenmek istemediği yönlerine açılan simgesel bir alanı temsil ettiğini vurguladı.

Yalçın Çakmak, Eylem Ata, Akın Yanardağ

Akın Yanardağ, “Herkesin Olan Borges” başlıklı konuşmasında, Borges’in ardında bıraktığı şeyin yazdıkları değil kendi imgesi -labirent, düş ve ayna- olduğunu, ulusal geleneği aşıp diller arasında serbestçe dolaşabilmesinin onu herkesin yazarı kıldığını söyledi. Kendi çocukluğuna, annelerin sözlü hafızadan gelen ve her anlatımda çatallanan masallarına gönderme yaparak, bu düşlemlerin ve mitlerin insanlığı evrensel olarak birbirine bağlayan görünmez ipler olduğunu, insan ile doğanın da zihin ile kalp gibi iç içe olduğunu anlattı. Düş kurmanın bir yeryüzü kardeşliğini gerektirdiğini, Borges’in bunu kolektif hafıza ve mitolojilerle inşa ettiğini belirten Yanardağ, Dêrsim’in de mitolojik ve doğayla kurduğu bağ açısından tam olarak Borges’in dünyasına ait olduğunu vurguladı. Edebiyatın insanın kendi evrenini kurup onda sınırsızca dolaşmasından ibaret olduğunu, buradaki aracın zihin değil (Derrida’ya atıfla) yürek olduğunu söyleyen Yanardağ, sözlerini Borges’in “zaman, yaşayan benim” ifadesine bağlayarak, onun döngüsel evreninin insanı zamanın içinde yeniden dolaştırdığını belirterek tamamladı: dem bu demdir, dem bu dem.

Yalçın Çakmak ise Borges’in Düşsel Varlıklar Kitabı’nı bir halkbilim çalışması olarak değerlendirerek, yazarın burada esasen bir “hikâye anlatıcısı” gibi öğrendiklerini kayda geçirmiş olmasının kıymetli olduğunu, ancak bu tarz bir çabanın Borges’e özgü olmadığını, sözlü kültürün ağır bastığı pek çok toplulukta benzer zenginliklerin bulunduğunu, aradaki farkın bunların hâlâ yazıya geçirilememiş olması olduğunu söyledi. Çakmak, Dêrsim coğrafyasının sahip olduğu Alevilik ve doğa inancıyla bu konuda çok çeşitli ve önemli örnekler sunduğunu, Borges burada yaşasaydı ilgisine uygun sayısız örnekle karşılaşıp bunları kayıt altına alacağını belirtti; Borges’i bir birey değil bir temsil olarak ele alırsak, onun eserinde yaptığının Dêrsim için de gerçekleştirilebileceğini, bunun için hâlâ döngüsel zamana inanan geleneksel Dêrsim insanından derlemeler yapılmasının önemli bir ihtiyaç olarak durduğunu sözlerine ekledi.

Çalıştayın son bölümü: “Borges’in Rüyalarına Girmek”

Borges Dêrsim çalıştayının son bölümünde Nesimi Aday, Fatih Kök, Gönül Dalkuş, Ezgi Kaya ve Lal Laleş sunum yaptı. “Borges’in Rüyalarına Girmek” başlıklı bu bölümde katılımcılar, gerçeklik ile kurmacanın sınırlarını sürekli yerinden oynatan Borges’in düşler, aynalar, labirentler ve sonsuzluklarla örülü edebî evrenine odaklandı. Sunumlarda amacın yalnızca Borges’i anlamak değil, onun hayal ettiği dünyaların içinde kendine yer açmak olduğu vurgulanarak, “Borges siz olsaydı nasıl düşünür, hangi hikâyeleri yazar, hangi düşleri görürdü; bugün karşınıza çıksaydı sizi nasıl okur, hangi kurmaca karaktere dönüştürürdü” soruları ele alındı. Katılımcılar, yazar ile okur arasındaki sınırın silindiği, kimliklerin birbirine karıştığı bu hayali yolculukta Borges’in yalnızca incelenen bir yazar olmaktan çıkıp bizi düşleyen, bizim tarafımızdan düşlenen ve belki de yerimize yazan bir figüre dönüştüğünü, öykülerindeki temel sorunun burada da geçerli olduğunu dile getirdi: Rüyayı gören kimdir, rüyanın içinde olan kimdir, aralarındaki fark gerçekten var mıdır?

Nesimi Aday, Gönül Dalkuş, Lal Laleş, Fatih Kök, Ezgi Kaya

Ezgi Kaya, Borges’in dostluğu bir ayna olarak, insanı kendisiyle yüzleştiren bir süreç olarak tanımladığı dünyadan, sonsuz bağlantıya sahip olduğumuz ama derinlikli sohbete hasret kaldığımız bir döneme geçtiğimizi söyledi. Kaya, bugünün hızla tüketilen ilişkileri içinde dostluğun yalnızca birlikte vakit geçirmek olmadığını, Borgesyen bir anlayışla hayatın uçsuz bucaksız labirentlerinde bir başkasının zihninde kendine yer bulma sanatı olduğunu vurguladı.

Dokuz yıldır tango yapan Gönül Dalkuş, Borges’in rüyasına girseydi onunla kurmak isteyeceği dansın tango olacağını, ama bunun bilinen anlamda bir çift dansı olmayacağını söyledi. Dalkuş, Borges’in dünyasında dans etmenin bir koreografiyi tekrarlamaktan çok zamanın ve kimliğin sınırlarını birlikte sorgulamak olacağını, kendi işlerinde de hareketin tek bir ana ait olmadığını, üst üste binen bedenler ve silinen sınırlarla ördüğünü anlattı. Dansı ilgi çekici kılanın estetikten çok, zamanın ortadan kalktığı ve iki bedenin ortak bir hafızada buluştuğu an olduğunu belirten Dalkuş, Borges’le dans etseydi kimin yönlendirdiğinin belli olmadığı, zamanın doğrusal akmadığı bir tango tahayyül ettiğini; sonuçta sorduğu “bir tango boyunca gerçekten iki kişi mi dans eder, yoksa birbirinin rüyasına giren iki hafıza mı hareket eder” sorusuna -tıpkı Borges gibi- kesin bir cevap vermek istemediğini, çünkü sanatın kendisi için cevap üretmekten çok izleyiciyi belirsizlik içinde düşünmeye davet etmek olduğunu sözlerine ekledi.

Fatih Kök ise Borges’in kurmaca ile gerçeklik arasındaki sınırları bilinçli olarak belirsizleştirdiğini, rüyaların, hayali varlıkların ve var olmayan şeylerin onda yalnızca edebî unsurlar değil, gerçekliği yeniden düşünmeye çağıran felsefi araçlar olduğunu söyledi; Borges’in dünyasında kurmacanın gerçeğin karşıtı değil farklı bir görünümü olduğunu vurguladı. Kök, sohbet sırasında tartışmanın merkezine oturan “sevmek, tanrısı yanılabilen bir din yaratmaktır” sözüne değinerek, bu ifadenin hem sevginin insanı mutlaklaştırma eğilimini hem de kurduğumuz anlam dünyalarının kırılganlığını gösterdiğini; Borges’in evreninde inançların ve sevgilerin de rüyalar ve kurmaca karakterler kadar hakikat ile yanılsama arasında salındığını, bu nedenle onun öykülerinin gerçekliğin çoğu zaman anlatılarla kurulduğunu düşündürdüğünü belirtti.

Borges’in rüya poetikası ve Dêrsim mitolojisi

Çalıştayın kapanış konuşmacısı olan Nesimi Aday, “Borges ve Rüya Poetikası” başlıklı sunumunda, Jean-Paul Sartre’ın “Sartre Sartre’ı Anlatıyor” adlı anlatısından ödünç aldığı üçüncü şahıs anlatımla kendi rüyalarını, Aleviliğin ben’i öteleyip biz’i öne çıkaran anlayışı üzerinden yorumladı. Borges’in Düşsel Varlıklar Kitabı ile Dersim’in düşsel varlıkları arasında bağ kuran Aday, Reya Haq Alevi inancının en büyük miti olan Hızır’ın (Xızır) Tanrı aşamasındaki kabulüne dikkat çektip, onun Borges’in mitleriyle yakınlığına vurgu yaptı. Alevilik, Ezidilik ve Kürt mitolojisindeki yılan figürünü de ele alarak, evin meleği sayılan yılanların rüyalara girişiyle Borges’e olan yakınlığını vurgulayan Aday, annesinin yılanları “ev sahibi” ilan edip (“Ew marê mal in”) bunu komşu olarak nitelemesi, Borges’in “her kültür kendi düşsel varlığını yaratır” tezindeki şifreleme edimine örnek gösterdi; bu anlatıyla rüya ile gerçeğin iç içe geçtiğini aktardı. Sunumda ayrıca Borges’teki Naga figürüne de değinen Aday, Hint mitolojisinde Buddha’yı koruyan bu yılanların bilgelik ve kutsallık simgesi olduğunu, Kureyş Baba’nın yılanı kırbaç olarak kullanmasının da aynı geleneğin bir uzantısı olduğunu ifade etti.

Bir günlük çalıştay, Aday’ın kapanış konuşmasıyla açılışta ortaya konan soruya döndü: Rüyayı gören kimdir, rüyanın içinde olan kimdir? Amed ile Dêrsim’in yazın emekçilerinin bu ilk kolektif buluşması, Borges’in evrensel edebî mirasının Dêrsim’in sözlü belleği ve mitolojisiyle ne denli canlı bir sohbete girebildiğini gösterdi; katılımcılar bu tür ortak okuma ve tartışma etkinliklerinin sürdürülmesi gerektiği görüşünde birleşti.

 

 

Deneme Bonusu Deneme Bonusu Deneme Bonusu Deneme Bonusu Deneme Bonusu Deneme Bonusu Deneme Bonusu Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Casino Siteleri Casino Siteleri Casino Siteleri