Sanatçı Mikail Aslan, yaklaşan Munzur Kültür ve Doğa Festivali öncesi yaptığı açıklamada, festival anlayışının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Aslan, festivalin en az bir gününün tamamen Dersim’in dili, kültürü ve üretimine ayrılması çağrısında bulundu.
Sanatçı Mikail Aslan, yaklaşan Munzur Kültür ve Doğa Festivali öncesinde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, festivalin içeriğine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak çeşitli öneriler paylaştı.
Festivallerin artık geçmişte olduğu gibi toplumda heyecan yaratmadığını belirten Aslan, mevcut haliyle düzenlenen organizasyonlara yönelik eleştirilerin arttığını ifade etti. Popüler sanatçılar ve büyük sahne gösterilerinin öne çıktığı festival anlayışının geride bırakılması gerektiğini savunan Aslan, daha küçük ölçekli, nitelikli ve özünü koruyan festivaller düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
Festival komitesiyle yaptığı görüşmelerde de bu önerileri dile getirdiğini aktaran Aslan, festival programının en az bir gününün tamamen bölgenin dili ve kültürüne ayrılmasını önerdi.
Aslan, “O gün düzenlenecek panellerden çocuk etkinliklerine, konserlerden sahne sunumlarına kadar her şey ana dillerimizle gerçekleştirilmelidir. Sanatçılarımız, şairlerimiz, klamlarımız ve govendlerimiz kendi dilimizi ve kültürümüzü özgün biçimde yansıtabilmelidir.” ifadelerini kullandı.
Mikail Aslan’ın açıklamasının tamamı şöyle:
YENİ MUNZUR FESTİVAL İÇİN BİRKAÇ TESPİT VE ÖNERİ
Dersim’de yapılacak festivallerin yaklaşmasıyla birlikte festivalle ilgili tartışmalar yeniden yoğunlaşmaya başladı. Doğaldır ki her kurumun, her politik çevrenin kendine ait planları ve fikirleri var. Ancak bilinen bir gerçek de var: festivaller artık eskisi kadar insanlarda heyecan uyandırmıyor. Hatta toplumun bazı kesimlerinde festivallerin bu haliyle yapılmaması gerektiği yönünde güçlü bir kanaat oluşmuş durumda.
Popüler sanatçıların ve büyük gösterilerin öne çıktığı, yüzeysel, tüketime hizmet eden, egemen kültürün hâkim olduğu festival anlayışını geride bırakmak gerekiyor. Bana göre yeniden başlamalı; ancak bunu yaparken daha küçük ölçekli, daha minimal, nitelikli ve özünü koruyan festivaller planlanmalıdır.
Festival komitesindeki arkadaşlarla yaptığım görüşmelerde de dile getirdiğim gibi, genellikle üç veya dört gün olarak düzenlenen festivalin en az bir günü tamamen bölgenin diline ve kültürüne ayrılmalıdır. O gün düzenlenecek panellerden çocuk etkinliklerine, konserlerden sahne sunumlarına kadar her şey ana dillerimizle gerçekleştirilmelidir. Sanatçılarımız, şairlerimiz, klamlarımız ve govendlerimiz kendi dilimizi ve kültürümüzü özgün biçimde yansıtabilmelidir. Adorno’nun dediği gibi, “Anadili insanın ana vatanıdır”. Hem Dersim den katılanlar hem de çevre illerden gelen mihmanlarımız o gün Dersim kültürünü doyasıya hissetmelidir.
Aynı zamanda bütün zorluklara rağmen bu topraklarda üreten insanların emeği görünür kılınmalıdır. Elişi yapan kadınlardan toprağı eken rençberlere, hayvan güderek yaşamını kazanan çobandan sebze meyve üreten emekçilere kadar herkes festivalin doğal bir parçası olmalıdır. Onların üretimleri sergilenmeli, tüketiciye ulaştırılmalı; karşılaştıkları sorunlara ilişkin paneller, forumlar ve tartışmalar düzenlenmelidir.
Bilindiği gibi geçmişte dört gün süren festivallerde politik grup ve çevreler kendi talepleri ve listeleriyle festivale yön veriyorlardı, bugün kendi pratiklerine özeleştirisel yaklaşan tek tük bireyler olsa da aynı yaklaşım devam etmektedir. Toplum olarak içine düştüğümüz bu buhranda hepimizin payı vardır. Öyleyse sorumluluk gereği festivalin en azından bir gününde bütün gruplar ideolojik yaklaşımlarını ön planda tutmadan, bu coğrafyanın diline, kültürüne, üretimine, emeğine ve hafızasına sahip çıksınlar, kol kanat olsunlar. Böyle bir yaklaşım festivali hem daha anlamlı ve özlü hale getirecek hem de toplumun farklı kesimlerini ortak değerler etrafında buluşturacaktır.
Festival, yalnızca eğlence ve gösteri değil; bu coğrafyanın diliyle, kültürüyle, emeğiyle ve hafızasıyla yeniden buluştuğu bir ortak yaşam alanı olmalıdır.
Wêjegeh Amed ve Dêrsim Araştırmalar Merkezi'nin 3-4-5 Temmuz 2026 tarihleri arasında Dêrsim'in Pulur (Ovacık) ileçside…
Bugün Alevi mahallelerinde Arap Emrah, Volkan Rençber ve Daltonlar gibi çetelerin faaliyetleri artmış durumda. Gazi…
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ankara’da 7-8 Temmuz günlerinde toplanacak NATO zirvesi gerekçe…
Şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş Edirne Cezaevi’nde tutsak bulunan Selahattin…
Özgür Özel, “Ölü Deniz” gösterisi nedeniyle 3 Temmuz’da tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ı cezaevinde ziyaret etti. …
İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde 21 yıldır öğretim üyesi olarak görev yapan Alevi ve Kürt araştırmaları alanındaki…