FORUM

49 Yıl, 99 Yıl: Bir Yatırım Süresi mi, Bir Ekosistemin Ömrü mü?

Doğa çoğu zaman sessizdir.
Ama sessizlik, rıza değildir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine torba yasa içinde getirilen ve kamuoyuna “yatırımların önünü açacak teknik bir düzenleme” olarak sunulan teklif, gerçekte teknik değil; açık bir tercihtir. “Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” kapsamında kabul edilen hükümlerle, milli parklar ve diğer korunan alanlarda turizm tesislerine 49 yıla kadar intifa hakkı verilmesinin ve belirli koşullarda bu sürenin 99 yıla kadar uzatılmasının önü açıldı.

Üstelik enerji, ulaşım ve benzeri altyapı yatırımları için özel kişi ve şirketlere izin verilmesinin çerçevesi de genişletildi.

Komisyon görüşmeleri hızlıydı. Ekoloji örgütleri, barolar, meslek odaları itiraz etti. “Kamu yararı” kavramının muğlaklığına dikkat çekildi. Ancak metnin özüne dokunulmadı. İdareye geniş takdir yetkisi tanındı. Böylece koruma statüsüne sahip alanlar, istisnai kararlarla uzun süreli kullanım haklarına açılabilir hale geldi.

49 yıl.
99 yıl.

Bir şirket için makul bir yatırım süresi olabilir.
Ama bir ekosistem için bu, kuşaklar demektir.

Bu tabloya Munzur Vadisi Milli Parkı’ndan bakmak gerekiyor. Munzur yalnızca bir coğrafya değildir. Suyun, inancın, kültürün ve biyolojik çeşitliliğin iç içe geçtiği bir yaşam havzasıdır. Burada atılacak her “yatırım” adımı ekonomik olduğu kadar politiktir.

Çünkü doğa koruma hukuku zayıflatıldığında güçlenen şey sermayenin hareket alanıdır.
Denetim mekanizmaları gevşetildiğinde artan şey şirket tasarrufudur.
Koruma statüsü esnetildiğinde genişleyen şey betonun sınırıdır.

Ekolojik sonuçları öngörmek zor değil: Habitat parçalanması, göç yollarının kesilmesi, su rejiminin bozulması, endemik türlerin baskı altına girmesi… Bir vadide başlayan tahribat, havza boyunca yayılır. Bir nehirdeki değişim yalnızca suyun değil, yaşamın akışını da etkiler.

Politik sonuç ise daha nettir: Doğa, kamusal bir varlık olmaktan çıkarılıp ekonomik bir kaynağa indirgenmektedir.

Oysa gerçek kamu yararı; kısa vadeli gelirlerde değil, uzun vadeli ekolojik bütünlükte saklıdır. Bir milli parkın değeri ihale bedeliyle ölçülemez. Bir vadinin anlamı yatırım süresiyle sınırlandırılamaz.

Bugün mesele yalnızca bir yasa maddesi değildir.
Mesele, hangi tarafta durduğumuzdur.

Ya doğayı sermayenin genişleme alanı olarak göreceğiz,
ya da onu yaşamın asli unsuru olarak savunacağız.

Munzur’dan yükselen itiraz yalnızca yerel bir tepki değildir. Bu itiraz, doğanın metalaştırılmasına karşı politik bir duruştur. Ve unutulmamalıdır ki yasalar değişebilir; ama yaşamı savunan irade, 99 yıldan daha uzun ömürlüdür.

Dersim Gazetesi

Recent Posts

DEM Parti: Bütçe faize, silaha ve ‘seçim’ yatırımına ayrıldı

Meclis’e sunulmak üzere hazırlanan 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nde bütçenin yüzde 10’una denk…

2 gün ago

Dersim’de sağanak etkili oldu, Munzur ve Pülümür’ün debisi yükseldi

Spot: Dersim’de etkili olan sağanak nedeniyle metrekareye yaklaşık 25 kilogram yağış düştü. Munzur Nehri ve…

2 gün ago

Ayten Kordu, akademisyenin AK Parti yönetimindeki görevini Meclis’e taşıdı

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Munzur Üniversitesi’nde görev yapan Dr. Öğretim Üyesi Ayşe Esra…

2 gün ago

Pervin Buldan: Kürt sorunu, Türkiye’nin de Ortadoğu’nun da ortak gelecek meselesidir

Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen Kürt Konferansı’nda konuşan Pervin Buldan, ‘Kürt sorunu, Türkiye’nin de Ortadoğu’nun da ortak…

2 gün ago

Çukur Vartolu filmi ne zaman çıkacak?

Türk televizyonlarının fenomen yapımlarından Çukur, bu kez farklı bir projeyle gündemde. Ay Yapım imzalı dizinin…

2 gün ago

Musakkayı daha hafif ve lezzetli pişirmenin püf noktaları

Musakkanın acı olmaması için dikkat edilmesi gereken ilk nokta, patlıcanların taze olması. Özellikle iri çekirdekli,…

2 gün ago