Categories: Güncel

Hatimoğulları ve Bakırhan, Babacan ve Arıkan ile görüştü

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan’ı parti genel merkezinde ziyaret etti. Görüşmede Suriye ve Rojava’daki son durum ile Türkiye’de süren barış süreci ele alındı. Ziyaretin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında diyalog, demokratik çözüm ve insani yardım koridoru çağrıları öne çıktı.

Basın toplantısında ilk sözü alan Ali Babacan, oldukça verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, Suriye’deki gelişmelerin hem bölgeyi hem de Türkiye’deki süreci doğrudan etkilediğini söyledi. Babacan, DEM Parti heyetinin Qamişlo başta olmak üzere Suriye ziyaretlerinden bilgi ve gözlemleri paylaştığını ifade etti.

BABACAN: GALİP – MAĞLUP DİLİ YANLIŞ

Babacan, Suriye’deki yeni sistem inşa süreci ile Türkiye’nin iç barış sürecinin birbirini doğrudan etkilediğini ifade etti. Suriye’de kalıcı istikrarın ancak tüm kesimleri kapsayan ve azınlık haklarını güvence altına alan bir anayasa ile mümkün olabileceğini vurgulayan Babacan, güvenin zamanla inşa edileceğini ve Şam yönetiminin meşruiyetini ancak bu yolla güçlendirebileceğini söyledi.

Hükümete de seslenen Babacan, galip-mağlup dili yerine barışın ve hukukun kazanacağı bir dilin kurulması gerektiğini belirtti ve Suriye’de bir seçim takviminin açıklanmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Toplantıda ayrıca TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun pasif kalması eleştirildi. Babacan, komisyonun Suriye’deki gelişmeleri beklemek yerine derhal harekete geçmesi gerektiğini, atılacak her olumlu adımın Suriye’nin iç dinamiklerini de olumlu etkileyeceğini söyledi.

‘MUTABAKATA RAĞMEN ŞAM YÖNETİMİ İMZAYI ERTELEDİ’

Ardından söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Rojava’ya yaptıkları ziyaretler sırasında edindikleri gözlemleri aktardı. Hatimoğulları, 6 Ocak’ta Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerinde provokasyonlarla başlayan saldırıların farklı bölgelere yayıldığını belirterek, Qamişlo’da yapılan görüşmelerde kendilerine net biçimde bir “Kürt-Arap savaşı” kurgusunun gündemde olduğunun aktarıldığını söyledi.

Türkiye’de bazı çevrelerin “ateşkesi Kürt tarafı bozuyor” algısı yaratmaya çalıştığını vurgulayan Hatimoğulları, 10 Mart mutabakatı ve 4 Ocak Şam görüşmelerinde tam mutabakat sağlandığını, buna rağmen Şam yönetiminin imzayı ertelediğini hatırlattı ve Kürt tarafının ise her zaman mutabakatlara sadık kaldığını söyledi.

‘MÜRŞİTPINAR VE NUSAYBİN SINIR KAPILARI AÇILSIN’

Kobanî’nin ağır bir kuşatma altında olduğuna dikkat çeken Hatimoğulları, su, elektrik ve internetin kesildiğini, sivillerin açlık ve susuzlukla karşı karşıya bırakıldığını ifade etti. Çağrıda bulunan Hatimoğulları, Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapılarının derhal açılarak insani yardım koridoru oluşturulmasının bir tercih değil, insanlık görevi olduğunu vurguladı.

‘UYUYAN IŞİD HÜCRELERİ YENİDEN HAREKETE GEÇTİ’

Suriye’deki karmaşanın IŞİD’e alan açtığını belirten Hatimoğulları, uyuyan hücrelerin yeniden harekete geçtiğini ve bu tehdidin yalnızca bölgeyi değil Türkiye ve Batı dünyasını da etkileyebileceğini ifade etti. Hatimoğulları iktidar ve muhalefete de çağrıda bulunarak, barışın hem Türkiye’de hem de bölgede tesis edilmesi için ortak çaba gerektiğini vurguladı.

MUHALEFETE ÇAĞRI

Türkiye’deki muhalefete de seslenen Hatimoğulları, Şam yönetimi ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi dahil olmak üzere tüm taraflarla görüşebilecek bir heyetin oluşturulabileceğini, bu heyetin saha gözlemleri yaparak rapor hazırlamasının sürece pozitif katkı sunacağını söyledi.

Hatimoğulları, hükümet sözcülerinin kullandığı dilin Kürt halkını derinden yaraladığını belirterek, bu dilin değişmesi gerektiğini vurguladı.

BAKIRHAN: KARDEŞLİK TAKTİK DEĞİL STRATEJİ HALİNE GELMELİ

Tuncer Bakırhan ise iktidarın Suriye politikasını sert sözlerle eleştirdi. Sınır kentlerinde yaptıkları incelemelerde Kürt halkında derin bir “duygu kırılması” yaşandığını belirten Bakırhan, Ankara’ya şu soruyu yöneltti: “Ankara, bu tarihi dönemeçte Kürtlerin kazanımlarını bir tehdit olarak mı görecek, yoksa kendi kazanımı olarak mı değerlendirecek?”

Bakırhan, çözümün kardeşliği bir taktik değil, ana strateji haline getirmekten geçtiğini vurguladı. Bakırhan ayrıca sokak protestolarına yönelik müdahalelere değinerek, kadınların saç örgülerinin karanlığa karşı aydınlığın direnişini simgelediğini, bu sembollerden korkulmaması gerektiğini söyledi.

HATİMOĞULLARI VE BAKIRHAN, SAADET PARTİSİ LİDERİ ARIKAN İLE DE GÖRÜŞTÜ

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’a da ziyaret etti. Ziyaretin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Bakırhan, verimli bir görüşme yaptıklarını söyledi.

Hatimoğulları’nın Rojava’ya gerçekleştirdiği ziyareti hatırlatan Bakırhan, Suriye’nin yıllardır devam eden tekçi yaklaşımından vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Bakırhan, Tülay Hatimoğullarının tüm Kürt zeminleri ile yaptığı görüşmelerde Kürtlerin çatışma istemediklerini belirttiğini söyledi.  Bakırhan, “Bize düşen, başta DEM Parti, Saadet Partisi ve diğer siyasi partilere de düşen, Suriye inşa edilirken ülkenin kapsayıcı bir yaklaşıma sahip olmasını savunmaktır. Maalesef, o kapsayıcılığı şimdilik göremiyoruz” diye konuştu.

‘MÜRŞİTPINAR SINIR KAPISI DERHAL AÇILMALI’

Kobanî’nin kuşatma altında olduğuna dikkat çeken Bakırhan şunları söyledi:

דİnsanlar ilaca ulaşamıyor. İlaç ve gıda krizi var. Elektrik yok. Hem Suriye içinde hem de dışındaki insanlarla iletişim kurmalarını sağlayan olanaklardan yoksunlar. Ateşkese rağmen kuşatma devam ediyor. Sanırım ateşkes sadece Kürtlerin ateşkes olması olarak anlaşılıyor. Bu ateşkes devam etmeli, çatışmalar durmalı. Başta Kobani olmak üzere orada kuşatma altında bulunan bölgelere insani yardım koridorları açılmalıdır. Mürşitpınar Kapısı da kapalı olunca, insanlar gıdaya ve ilaca ulaşamıyor; ihtiyaçları karşılanamıyor. Bu nedenle çağrımızı yeniliyoruz; bir an önce Türkiye, Mürşitpınar Sınır Kapısı’nı açmalıdır.

İNSANLAR SORUYOR: BU NASIL KARDEŞLİK

Kobani orada yalnız mı kalacak? Dolayısıyla bunun için, başta iktidar olmak üzere yöneticiler de önlemler almalı, elinden geleni yapmalıdır. Bu konuda büyük bir beklenti var. Günlerdir bölgede bulunuyorum; insanlar sorguluyor; ‘Bu nasıl kardeşlik? Böyle mi olur kardeşlik?’

SAADET PARTİSİ’NİN TUTUMU DEĞERLİDİR

Sayın Genel Başkan Mahmut Arıkan’ın dün söylediğini çok önemsiyoruz. Saadet Partisi zaten başından beri bu konuda yapıcı, gerginliklerden uzak bir perspektifle soruna yaklaştı. Saadet Partisi’ne yakışan, rahmetli Necmettin Erbakan’ın dediği bu coğrafya ne kadar Türklerin ise o kadar bu coğrafyada yaşayan bütün ırkların Kürtlerindir.  Bu perspektifte ötekileştirme yok. Kapsayıcı bir perspektif var.

BİR ÇÖZÜM YOLU BULMALIYIZ

Sayın Başkanımızın da söylediği gibi, bizce de Mecliste oluşturulacak ve hatta bütün siyasi partileri kapsayacak bir komisyon, başta Kürtlerin yaşadığı kentler olmak üzere Şam yönetimi ile görüşmelidir. Yaşananları yerinde incelemelidir. Tek taraflı algılarla bir yaklaşım oluşturarak Suriye hakkında konuşamayız; bir çözüm yolu da bulamayız. Biz katılıyoruz ve destekliyoruz. Umarım diğer siyasi partiler de bu konuda yapıcı bir tutum içinde olurlar.

SÜREÇ GÜVENSİZLİKLERE RAĞMEN DEVAM EDİYOR

Bu süreç, kırılmalara ve güvensizliklere rağmen devam ediyor ve devam edecek. Hepimizin bu sürece ihtiyacı var; en başta iktidarın ihtiyacı var. Çatışmasız, kavgasız, şiddetsiz, insanların diyalog ve müzakere ile sorunlarını tartıştığı ve çözdüğü bir Türkiye’yi hepimiz umut ediyoruz. Bunun devam etmesi için, DEM Parti olarak üzerimize düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getirmeye devam edeceğiz.”

‘TÜRK’ÜN HAKKI NEYSE KÜRT’ÜN DE HAKKI ODUR’

Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan ise  önemli ve sıkıntılı bir süreçten geçildiğini ve bu süreçte Türkiye’deki halklar arası bütünlüğün sağlanmasının önemli olduğunu vurguladı. Arıkan, “Hep söyledik: Türkiye’de Türk’ün ne kadar hakkı varsa, Kürt’ün ve diğer etnik kökenlerden insanların da o kadar hakkı vardır; bunu her zaman savunuyoruz. Aynı şekilde, komşu ülke Suriye’de Arap’ın ne kadar hakkı varsa, Kürt’ün ve diğer etnik kökenlerden insanların da o kadar hakkı olduğunu her zaman ifade ediyoruz. Nasıl ki bizim coğrafyamızda Türk nüfusunun sayısal olarak fazla olması diğer etnik kökenlerin dışlanmasını gerektirmiyorsa, Suriye’de de Arap nüfusunun fazla olması diğer etnik kökenlerden insanların ötekileştirilmesini gerektirmez” diye konuştu.

‘MECLİS’İN BİR HEYETİNİN DE BÖLGEYİ ZİYARET ETMESİ GEREKİR’

Suriye’nin kısa sürede toparlanarak tüm etnik kökenli insanlara eşit hak dağılımını sağlaması gerektiğini belirten Arıkan, “Yakın zamanda Meclis’in bir heyetinin, gerek Şam yönetimiyle gerekse Şam’da yaşayan diğer etnik kökenlerden halklarla bir araya gelmesini, bir rapor hazırlamasını ve dünya kamuoyunu doğru şekilde bilgilendirmesini talep ediyoruz ” diye konuştu.

 

Dersim Gazetesi

Recent Posts

HDK davası: Fırat Epözdemir hakkında beraat kararı

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Epözdemir’in HDK soruşturması kapsamında “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası yapmak”…

1 saat ago

TÜİK ve DİSK-AR verileri: Gerçek işsizlik yüzde 28,6

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) aralık 2025 dönemine ilişkin iş gücü istatistiklerini yayımladı. 15 ve daha…

2 saat ago

AKMP raportörü: Kürt halkını destekliyoruz

AKMP’de yapılan bir acil genel kurul toplantısında İran ve Suriye’deki duruma ilişkin bir karar tasarısı…

2 saat ago

Mazgirt’te Rojava’ya destek eylemi

Demokratik Kurumlar Platformu Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Peri Beldesinde, Rojava’ya yönelik saldırına karşı açıklama yaptı.…

3 saat ago

Narin Güran davası: 15 kişinin yeniden yargılandığı duruşma ertelendi

Diyarbakır'da 21 Ağustos 2024’te kaybolan ve 8 Eylül’de cenazesi bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ölümüne…

5 saat ago

Depo işçilerinin mücadelesi sürerken Migros, işçilere işten atma mesajı gönderdi

– Migros’un 25 Ocak 2026 tarihinde işçilere gönderdiği “1 Şubat 2026 tarihinden itibaren işçilerin Migros…

5 saat ago