Sanatçı İlkay Akkaya ve akademisyen-felsefeci Zeliha Burcu Acar, barışın toplumsallaşması için tüm kesimlerin sürece dahil olması gerektiğini belirtti
“Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansında bir araya gelen sanatçı İlkay Akkaya ile akademisyen ve felsefeci Zeliha Burcu Acar, barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Barışın toplumsallaşması için tüm kesimlerin sürece dahil olması gerektiğine dikkat çeken Akkaya ve Acar, yurttaşlık haklarının savunulması, ortak mücadele ve kadınların barışın inşasındaki rolüne vurgu yaptı.
Sanatçı İlkay Akkaya ve Akademisyen ve Felsefeci Zeliha Burcu Acar NûJINHA’dan Arjin Dilek Öncel değerlendirmelerde bulundu.
Barış süreçlerine temkinli yaklaşılmasının nedenine dair konuşan İlkay Akkaya, “Bunun nedeni devlet-yurttaş ilişkisiyle ilgili. Çünkü bizim yurttaşlar olarak devletle ilgili bu tür konulardaki deneyimlerimiz çok mutlu sonlarla bitmedi. Yani bunlar çok haklı kaygılar” dedi.
İlkay Akkaya, ancak söz konusu barış olduğunda tüm kesimlerin bir araya gelebildiğini ve bekleyen değil, sürece dahil olarak bir mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye’de iktidar baskısı nedeniyle farklı seslerin uzun bir süre cılız çıktığını ifade eden İlkay Akkaya, şöyle belirtti:
“Eskiden ülkemizde baskı grupları vardı. Fakat içinde bulunduğumuz rejimde bu gruplar da çok büyük bir yara aldı. Belki yeniden bu baskı gruplarını sosyal medya üzerinden hayata geçirebiliriz. Bu gruplar bize yeniden yurttaşlığımızı, yurttaşlık haklarımızı hatırlatıyordu.”
‘Yurttaşlık haklarımızı bilmeliyiz’
Gerçek bir toplum olabilmek için önce yurttaşlık haklarının bilinmesi ve savunulması gerektiğini vurgulayan İlkay Akkaya, şöyle dedi:
“Nasıl bir ülkede yaşamak istiyoruz? Bunu belirlemek ve bu düşünceyi ifade etmek her yurttaşın temel insan hakkıdır. Ancak böyle bir toplum olabiliriz çünkü. Neleri başarabiliriz? Nasıl ilişkilerle yurttaşlık bağlarımızı bir üst seviyeye taşıyabiliriz? Nasıl kardeşçe, eşit, adaletli bir şekilde yan yana yaşamayı başarabilirizi tartışmak çok değerli.”
‘Barış’ dediği için görevinden ihraç edilmişti
Akademisyen ve Felsefeci Zeliha Burcu Acar da, “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzaladığı için görevinden ihraç edilmişti. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde yardımcı doçent olarak görev yaparken, 2017 yılında yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile görevinden ihraç edile ve dava sonucunda görevine geri dönen Burcu Acar, daha sonra yeniden ihraç edildi.
Barışın toplumsallaşması için her kesime görevlerin düştüğünü ve bu sorumluluğu yerine getirmek gerektiğini söyleyen Burcu Acar, “Çünkü sürecin özneleri bizleriz” dedi.
‘Hiçbir emperyalist güç iki halkı barıştırmak için bu kadar çabalamaz’
“Barış ve Demokratik Toplum” sürecine dair kaygıların anlaşılır olduğunu ifade eden Burcu Acar, “Genel duruma bakıp kaygılanmak çok doğal” dedi.
Ancak sürece eril bir bakış açısıyla yaklaşılamayacağını söyleyen Burcu Acar, şunları belirtti:
“Benim de çok güvendiğim hocalarım vardı, sürece dair yorumları ‘bu emperyalist güçlerin planı’ ya da ‘amaçları başka şunların, planları var’ yönündeydi. Bu bakış açısı çok tanıdık, bu bakış açısının neden olduğunu da biliyorum. ‘Ortadoğu’da böyle gelmiş, böyle gider’ diye düşünüyorlar. Ama burada bir eril bakış açısı var, şöyle bir hataya düşüyorlar; hiçbir emperyalist güç iki halkı barıştırmak için bu kadar çaba harcamaz. O nedenle öznenin kim olduğu konusunda her ne kadar onların kafası karışsa da, ben öznenin bizler olduğumuza inanıyorum.”
‘Süreçte herkes kendini var edebilir’
“Barış süreci için bize de özel bir davet gelmedi ama biz masada kendimize yer açmaya çalışıyoruz” diyen Burcu Acar, sürecin her kesimin kendisini var edebileceği bir süreç olduğunu belirtti.
Barış süreçlerinin uzun ve zorlu olduğunu vurgulayan Burcu Acar, “Risklerin, tehlikelerin farkındayız ama ona göre barışın yerelden ve pratik yaşamdan kurulacağını bilip, o alanda elimizden ne gelirse onu yapmaya çalışıyoruz” dedi.
‘Kadınların barışa yaklaşımı daha kapsayıcı’
Barış süreçlerinde kadınların rolüne de değinen Burcu Acar, şöyle konuştu:
“Barış süreçlerinde ‘şunlarla masaya otururum, bunlarla oturmam’ eril bir bakış açısı, kadınlarda duvarlar ve ön yargılarla daha az karşılaşıyoruz. Barış yerelden deneyimlerden, pratik alanlardan kurulabilecek bir şey. Kadınların pratik alan ile teoriyi daha iyi birleştirebileceğini inanıyorum. Jineoloji de teori ile pratiğin birleştiği yerden kuruldu. O nedenle kadınların yaklaşımı daha kapsayıcı daha derinden geliyor.”
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen Barış Anneleri, Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde atılması gereken…
Diyarbakır 18. Asliye Ceza Mahkemesi, Demirtaş'ın avukatlarının Diyarbakır'daki dava dosyasının Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi…
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), Ekim ayı enflasyon…
Agirî Barosu, Giyadîn’de 15 yaşındaki Muhammed Aydemir ile 16 yaşındaki Orhan Arslan’ın özel harekât polisleri…
Selahattin Demirtaş, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu yazı kaleme aldı. Demirtaş yazısında,…
Amed’in tarihi Sûr ilçesinde 2015 – 2016 tarihleri arasında ilan edilen sokağa çıkma yasakları sürecinde…