1. Haberler
  2. Güncel
  3. Katledişinin 19. yılında Hrant Dink anıldı

Katledişinin 19. yılında Hrant Dink anıldı

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Agos gazetesinin kurucularından ve ilk genel yayın yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 19. yılında, öldürüldüğü Şişli Osmanbey’deki Sebat Apartmanı’nın önünde anıldı. 2019’dan bu yana 18 ve 19 Ocak akşamları Sebat Apartmanı’na Hrant Dink anısına üretilen yansıtmalar eşlik ediyor.

Bu yıl Ohannes Şaşkal’ın ‘Aklın Yüreği’ isimli videosu Sebat Apartmanı’na yansıtıldı. Sabah saatlerinden itibaren Halaskargazi Caddesi çift yönlü olarak anma için trafiğe kapatıldı.

Soğuk hava ve kar yağışına rağmen binlerce kişi saat 14.00’te ellerinde “Buradayız ahparig”, “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz”, “Vazgeçmiyoruz ahparig”, “Adalet istiyoruz”, “Faşizme inat kardeşimsin Hrant” dövizleriyle Sebat Apartmanı’nın önünü toplandı.

“Biz bitti demeden bu dava bitmez”, “Katiller halka hesap verecek”, “Katilleri koruyan cinayete ortaktır” sloganı atılan anmada, Hrant Dink’in arkadaşları’ndan Bülent Aydın, birçok dilde “Hrant’ın arkadaşları hoş geldiniz” anmaya katılanları selamladı.

‘VİCDAN DENİZİ DALGALARI GİBİYİZ’

Sözlerine adalet talebini yineleyerek devam eden Aydın, “Kar altındayız, yağmur altında da olduk. 19 yılda her koşulda Hrant’ı andık. Acımız dinmedi, adalet yerini bulmadı, adalet arayışımız sürüyor. Çünkü bu karanlık cinayetin arkasındaki perde aralanmadı. Zamanın bir hükmü var ama tarihin de bir hükmü vardır. Vicdan denizinin dalgaları gibiyiz” dedi.

‘İÇİMİZİ DOLDURAN YAS BİRLEŞTİRİR BİZİ’

Aydın “Kimsenin ettiği yanında kalamaz. Biz bitti demeden bu dava bitmez. Hrant’ın arkadaşları, Hrant Dink’in arkadaşları, burada. Bu meydanı dolduran sizler, bizler çok daha büyük bir vicdan denizinin dalgaları gibiyiz. Çünkü bu meydanın bir ucu Taksim’de, Şişli’dedir. Bu meydanın bir ucu Samatya’da, bir ucu Kurtuluş’tadır. Bu meydanın bir ucu Yenikapı’da Balıklı Mezarlığı’ndadır. Bu meydanın bir ucu ülkeler ötesinde, bir ucu Ararat Dağı’nın ardındadır. Bir ucu Diyarbakır’dadır. Bu meydanın bir ucu Ani’dedir. Bir ucu Aras kıyısındadır. İçimizi dolduran yas birleştirir bizi. Kalplerimizi birleştiren iyiliktir. İsteğimiz adalettir. Yaşasın halkların kardeşliği” dedi.

‘UMUDUMUZ DEVAM EDİYOR’

Agos’un hayatta olmayan kurucularını anarak konuşmasına devam eden Aydın, “Barışın ve adaletin bir gün gerçekleşeceğine, suyun çatlağını bulacağına dair umudumuz devam ediyor. Bu ülkenin en büyük dertlerine ilaç gibiydi Hrant’ın sesi. Kollarını kocaman açıp herkesi kucaklamaya çalışırdı, arkasından kurşun sıkan katil yüzüne baksaydı belki bunu yapamazdı, Hrant öyle bir insandı” dedi.

Hrant’ın arkadaşları anmada İsrail ordusunun Gazze’ye yönelik soykırımına da yer verdi. Bülent Aydın “Kahrolsun soykırımcı zorbalar. Nehirden denize özgür Filistin” sloganı attırdı.

‘ŞİŞLİ BELEDİYESİ’Nİ KAYYUM YÖNETİYOR’ 

Aydın, 19 yıl boyunca anmaların hazırlanmasına destek olan Şişli Belediyesi emekçilerine de “Şişli Belediyesi’ni şu an kayyum yönetiyor. Belediye Başkanı ve Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu” sözleriyle değindi. Anmada Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Belediye Başkan Yardımcısı Erol Özdemir’in mektubu da okundu.

Anmada Gezi Davası tutuklularına da “Osman Kavala, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman bu meydanın insanlarından. Arkadaşlarımızın yeri cezaevi değil, bu meydan. Adalet ve demokrasi mücadelesinde yanımızda durmaları gerekiyor” sözleriyle destek verildi.

Anmaya; CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, avukat Eren Keskin, Cumartesi İnsanları, DEM Parti milletvekilleri Kezban Konukçu Köse, Celal Fırat ve Sezai Temelli, DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanları, EMEP milletvekili İskender Bayhan, TİP milletvekili Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi, gazeteci ve sivil toplum temsilcisi katıldı.

×

‘ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Bu yılın konuşmasını yapan Agos emekçilerinden Leda Özber, Hrant Dink’in çalışmalarını, birlikte paylaştığı anıları ve Agos’un yayım tarihinden köşe taşlarını anlattı.

Özber konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “İçinde yaşadığımız yakıcı gerçekliklere dair iki çift söz söylemek isterim. Türkiye’de basın üzerindeki baskılar artarak devam ediyor. Çok sayıda gazeteci hapiste. Her gün bir başkası, sırf habercilik yaptığı için gözaltına alınıyor, yargılanıyor, tutuklanıyor. Gazetecilik suç değildir.

Suçsuz yere hapsedilmiş olsa da, dostlarımız ve insanlık yine kadın, çocuk demeden sürülüyor olsa da Gazze’den, devletler yine seyirci kalsalar da o bize çok tanıdık zulümlere, adalet istemekten bıkmayacağız, haklarımızın gasp edilmesine karşı sesimizi yükseltmekten, insanca, bir arada yaşamı savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”