Koyê Ser, Dersim’in Nazimiye ilçesine bağlı bir köy. Resmi adı Eğribelen’dir. Koyê Serî Kirmanckî olup, “üstteki dağ” anlamına geliyor. Hakikaten de köy 2700 metre yükseklikte bulunuyor. Oradan Dersim’in bütün zirveleri, Bingöl Beyaz Dağ, Erzurum dağları ve Mercan dağları görülüyor. Nazimiye’ye 25 km uzaklıkta olan Koyê Ser’in hikâyesini 1976 yılında köyde doğan Fatma Gülçiçek ile konuşuyorum. Üniversiteyi bitirdikten sonra 16 yıl öğretmenlik yapan, ardından KHK ile öğretmenlikten atılan Fatma şimdi Belçika’da yaşıyor ve Stêrk TV’nin Kirmanckî (Dimilî-Zazakî) servisinde çalışıyor.
Devlet köyü iki kez boşalttı ardından yaktı
Fatma ve köylüleri 2000 yılında köye gitmek, en azından mezarlarını ziyaret etmek istiyorlar. O zaman devletin köyün, köy statüsünün kaldırıldığını öğreniyor ve dava açıyorlar. Tapuları ve mezarları delil olarak gösteriyorlar. Tanıklar da onların lehine konuşuyor ve köy statüsünü tekrar kazanıyorlar.
Kutsal mekânları
Koyê Serî’deki kutsal mekânları da soruyorum. Fatma, şöyle sıralıyor:
Koye Xizirî: Bir dağdır. Bizim köy onun yamacındadır. Zirvesi ziyarettir. Orada tahtadan üç sütun var. Taşlarına çıra yakardık.
Kemera Sipîye: Bir pınar. Köye yakındır. 500-600 metredir. Suyu içiliyor. Kemer taş, sipî beyaz anlamına geliyor. Yani Beyaz Taş demektir.
Gola Xizirî: Bir pınardır. Suyu içiliyor. Köye 4-5 km’dir. Oradaki iki pınardan teberik olarak su getiririz.
Hewis: Köye 1, 1.5 km’dir. Kemera Sipî ve Gola Xizir’ın ortasındadır. Hewis’te iki taş var. 2, 2.5 metre yüksekliğindeler. Onlara niyaz oluruz. Burada teberik olarak toprak alırız. Ağız yarası, boğaz ağrısı, ölüme yakın olanları ve halsizlik çekenleri oraya götürürler. Ağzına hafif toprak sürerler.
Kêla Şewaş: Taşlık bir alandır. Taşları yumuşaktır. Orada mum yakar, kurban
keser, uyurduk. Orada rüya görürsek onun gerçekleşeceğine inanırdık. Köye 8-9 km’dir.
Mevki isimleri Kirmanckî
Köydeki mevki isimleri Kirmanckî. O isimler kaybolmasın diye onları da not alıyorum… Fatma şu mevkileri sayıyor: Weka Azurî (Bir vadi), Cundûne, Rast, Pozika Goye Gulawî, Wertêşûye, Tume Xizîr, Loqla Derge (Uzun bir vadi. Loqla, bağırsak demektir), Hopa Kortasî (Hope el yapımı küçük göl demektir) ve Sage (Hafif tepelik bir yer).
Doğal otları
Fatma’ya köy çevresinde yetişen doğal otları da soruyorum. Bir çırpıda onlarca Kirmanckî isim sayıyor. Wasso isimli otu şöyle tanıtıyor: “Ona tereyağı sürüyorduk. Ayrıca yaralara bastırıyorlardı. İyi geliyordu. Tam tepelerde yetişiyordu. Bizim köy 2.700-2.800 metre vardı.” Köyde Helige isimli bir ot da yetişiyor. Fatma, bu ot hakkında ise şu bilgileri aktarıyor: “Bizde temel bir yiyecekti. Üç ay boyunca tüketiyorduk. Çimen ve taşlık yerlerde çıkıyordu. Haşlıyor ve suyunu süzüyorsun. Sonra tereyağı ve biraz çökelek koyup yiyorsun. Ayrıca çorbası yapılıyor. Yine ekmeğin arasına koyup ateşte ısıtıp yersin.”
Fatma diğer otları da şöyle sıralıyor;
Allebent: Hem yeniliyor hem de ilaç ve tedavi amaçlı kullanılan bir ot.
Morosing: Üç çeşidi var.
Direke: İki çeşittir. Birisine dirika mor diyoruz.
Tirseke: İki çeşidi vardı. Birini hayvanlar, birini insanlar yerdi.
Tar: Ispanak gibi.
Riveş: Işgın
Savile: Yenilen bir ottur.
Sung: Bir mantar çeşidi.
Sung: Başka bir ota da sung ismi veriliyor. Ayrıca yetişen diğer otlar şunlar: Vasso Çeqer, Dine Kay, Helîz, Kuntor, Zirike, Surunce, Pilçank, Gone ve Pune.
7-8 ay kar altında yaşam
Koyê Ser’in hikâyesini dinlerken iki konu ilgimi çekiyor. Biri uzun süren kışları ve her tarafı sonsuz beyaza bürüyen karı… Diğeri de çevresinde yaşayan tilki, kurt ve ayı gibi yabani hayvanları…
Fatma’nın anlattığına göre, Ekim ayında kar yağmaya başlıyor. Zamanla 6 metreye kadar ulaşıyor. Köyde 7-8 ay karın içinde yaşadıklarını söyleyen Fatma, zirvelerde ise karın 12 ay boyunca kalkmadığını, eski karın üstüne yeni karın yağdığını anlatıyor. Kara dair çok sayıda öykü anlatıyor Fatma. Bunlardan biri şöyle:
“Keçi, koyun ve ineklerimiz vardı. Hayvanları sekiz ay içeride beslemek zor. Kışın keçileri meşe ağaçlarına götürüyorduk. Kirmanckî ‘koçen’ dediğimiz meşenin ince dallarını kesip yediriyorduk. Bir kış babam keçileri meşe ağacına otlatmaya götürdü. Yanında 70 keçi vardı. Vayo Paka (Poyraz rüzgarı) dediğimiz sert bir rüzgâr var. Karı çok sertleştiriyor. İnsan üzerinde kayıyor. Babam bir yerde kayıyor. Küçük bir baltası vardı. Ama o da tutmuyor ve babam bir kilometre aşağı kayıyor. Geri geldiğinde bakıyor ki keçilerin çoğu yok. Kalanlar da dağınık haldeler. Kurtlar dalıyor. 15 keçiyle döndü. Bir hafta sonra bulduğumuz bir keçi de vardı. O da, kayanın bir yerine yapışıyor ve öyle kurtuluyor.”
Haber: Firaz Baran 25 Şubat 2022, Yeni Özgür Politika
Kürt kültürü ve mitolojisi, yaşadıkları coğrafyanın zorlu iklimi ve üretim biçimleriyle şekillenmiştir. Soğuk dağlık bölgelerde…
Simurg Efsanesi: Zümrüd-ü Anka'nın Kürt Mitolojisindeki Yolculuğu Kürt mitolojisinde ve Doğu’nun kadim söylencelerinde anlatılan Simurg (Zümrüd-ü Anka),…
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın cezaevinde kritik sağlık durumu, ailesi ve…
ADIYAMAN (SEMSÛR) Gerger: Aldûş Çelikhan: Çilîkan Kahta: Kalik Gölbaşı: Serê Golan Besni: Behiştî Samsat:…
Türkçe Kürtçe (Kurmanci) Açıklama/Örnek Kullanım Sağlık Tenduristî Tenduristiya we çawa ye? (Sağlığınız nasıl?) Hamile Avîs…
Günler (Rojan) Türkçe Kürtçe (Kurmanci) Açıklama Pazar Yekşem (Lehd) Lehd, bazı bölgelerde kullanılan alternatif…