1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. Hasan Şen
  4. Dersim’de Yerel Tohum, Üretim ve Muhafaza Merkezi Kurulmalıdır

Dersim’de Yerel Tohum, Üretim ve Muhafaza Merkezi Kurulmalıdır

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dersim, tarih boyunca dağlarıyla, sularıyla ve vadileriyle uyum içinde yaşam kurmuş halkların yurdudur. Bu topraklarda ekonomi hiçbir zaman sanayiye, talana ya da doğanın zorla dönüştürülmesine dayanmadı. Dersim’in gerçek ekonomik altyapısı dağdır, sudur, topraktır ve bu unsurlarla kurulan kadim üretim bilgisidir.

Bugün ise Dersim; göç politikaları, madencilik baskısı, baraj projeleri, endüstriyel tarım uygulamaları ve kimyasal bağımlılık üzerinden çok yönlü bir kuşatma altındadır. Bu kuşatma yalnızca doğayı değil; üretim ilişkilerini, yerel bilgiyi ve toplumsal dayanışmayı da hedef almaktadır. Yerel tarımın tasfiye edilmesi, Dersim’in kendine yeten yaşam biçiminin ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir.

Özellikle son yıllarda Dersim’de endüstriyel tarım girişimleri için kurulan ve kurulmak istenen şirketler, bu coğrafyayı bir yatırım alanı, toprağı ise kâr nesnesi olarak görmektedir. Oysa Dersim; tek tip üretime, yoğun kimyasal kullanımına ve suyu-toprağı zorlayan endüstriyel tarım anlayışına uygun bir yer değildir. Bu girişimler yerel tohumu tasfiye etmekte, üreticiyi şirketlere bağımlı hale getirmekte, toprağı yormakta ve ekosistemleri geri dönüşü zor biçimde tahrip etmektedir.

Bu nedenle söz konusu şirketler, Dersim’de endüstriyel tarım dayatmasından derhal vazgeçmelidir. Bu bir temenni değil; yaşamı, doğayı ve toplumsal iradeyi savunan açık bir uyarıdır.

Yerel tohumlar, Dersim’in yaşam biçiminin temelidir. Onlar yalnızca birer tarımsal girdi değil; yüzlerce yıllık deneyimin, inancın, ikrarın ve toprağa dair bilginin taşıyıcılarıdır. Yerel tohumun kaybı, Dersim’in hafızasının silinmesi; doğayla kurduğu etik ilişkinin koparılması demektir.

Bugün tohum, üretim ve gıda zinciri büyük ölçüde çokuluslu şirketlerin denetimine girmiştir. Hibrit ve GDO’lu tohumlar üzerinden küçük üretici her yıl yeniden tohum almaya zorlanmakta; ekonomik, ekolojik ve kültürel bir bağımlılık yaratılmaktadır. Bu süreç yalnızca üreticiyi değil; toprağı, suyu ve biyoçeşitliliği de yok etmektedir. Dersim gibi hassas bir coğrafyada bunun adı açıkça ekolojik yıkımdır.

Bu nedenle Dersim’de Yerel Tohum, Üretim ve Muhafaza Merkezi kurulması yaşamsal bir zorunluluktur. Bu merkez yalnızca bir tarım kurumu değil; Dersim’in geleceğini savunan ekolojik ve toplumsal bir irade olacaktır.

Kurulacak merkez;

Dersim’e ait yerel tohumları köy köy, vadi vadi tespit edecek; kayıt altına alacak, çoğaltacak ve güvenli biçimde muhafaza edecektir.

Yerel tohumların ticari bir metaya dönüşmeden, kolektif bir miras olarak gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayacaktır.

Çiftçilerin kendi tohumlarıyla üretim yapmasını teşvik ederek şirketlere ve piyasa dayatmalarına olan bağımlılığı ortadan kaldıracaktır.

Dağ ve su ekosistemleriyle uyumlu, kimyasaldan arındırılmış, doğa dostu üretim modellerini yaygınlaştıracaktır.

Dersim’de tarım, bireysel ve parçalı biçimde değil; mutlaka kooperatifler aracılığıyla geliştirilmelidir. Kooperatifleşme, emeği koruyan, adil paylaşımı esas alan ve kolektif karar mekanizmalarını güçlendiren bir modeldir. Dersim koşullarında tarımın sürdürülebilirliği ancak ortak üretim ve yerel denetimle mümkündür.

Ayrıca Dersim’de tarımsal üretimde yerel tohumlar dışında tohum ekimine izin verilmemesi temel bir ilke haline getirilmelidir. Bu bir yasak değil; yaşamı, toprağı ve geleceği koruma iradesidir. Dersim’in ekolojik yapısına uyumsuz her dış tohum, suyu, toprağı ve biyolojik çeşitliliği tehdit etmektedir. Yerel tohumu korumak, Dersim’i korumaktır.

Yerel Tohum, Üretim ve Muhafaza Merkezi; yaşlıların, kadınların ve üretici köylülerin bilgisini görünür kılmalı, geleneksel tarım pratiklerini belgelemeli ve genç kuşaklara aktarmalıdır. Toprağın bilgisi yeniden yaşamın merkezine konulmalıdır.

Yerel tohum meselesi yalnızca tarımsal bir konu değildir. Bu mesele, Dersim halkının özgür, onurlu ve doğayla uyumlu bir geleceğinin güvencesidir. Toprağını savunamayan bir halk, yaşamını da savunamaz.

Dersim, kendi dağlarına, kendi sularına ve kendi tohumlarına sahip çıkmalıdır.

Yaşamı yeniden; toprağın bilgisiyle, kolektif emekle ve yerel iradeyle kurmalıyız.