HASAN ŞEN
Dersim’de bazı yolculuklar vardır ki yalnızca bir ritüelin değil, bir halkın uzun yıllara yayılan sessiz direnişinin yeniden görünür hâle gelişidir. Kemal Gülmez’in, dedesinin 44 yıllık vasiyetini yerine getirmek için Zel Dağı’na çıkışı da tam olarak böyle bir adım. Kimi yolculuklar vardır; bir kişinin attığı adımda bir halkın bütün hafızası yürür.
Zel Dağı, salt bir coğrafya değil. Devlet zorunun, sürgünlerin, yasakların ve inkârın üst üste yığdığı ağır yükü hâlâ taşıyan bir mekân. Boşaltılmış köylerin sessiz avlularında, dilsizleşmiş ziyaretlerin rüzgârında hâlâ bir hikâye dolaşır: Kaybedilmiş bir halkın izi kaybolmaz, yalnızca bastırılır.
Bu nedenle Zel Dağı’na çıkan her adım, yalnızca bir inanca bağlılık değil; tarihsel haksızlıklara karşı yüksek sesle dile getirilmiş bir itirazdır. Bir direniş çağrısıdır.
Kemal Gülmez’in taşıdığı kurban, sıradan bir aile geleneğinin tamamlanması değil; Dersim’in unutturulmak istenen hafızasına yeniden tutulan bir ışıktır. “Biz hâlâ buradayız” diyen bir halkın sarsıcı cümlesidir bu.
Ve hikâyenin bir yanı, yalnızca bir ritüelin tamamlanmasından ibaret değildir. Bir başka yanı ise daha kişisel, daha derin, daha insani:
Kemal ile yollarımız uzun yıllardır kesişir. Dersim sevdasını, bu rüyasını defalarca duydum ondan. Ne zaman yola düşse o heyecanı, o tutkuyu benimle paylaşırdı. Bunu başarabileceğine inanırdı — şimdi başarmış olması, hem onun için hem de Dersim için tarifsiz bir kıymet taşıyor.
Çocukluk hayallerine kavuşması ise bambaşka bir mutluluktur.
Ve Kemal, yalnızca bir ritüeli değil, bir yaşamı da sırtında taşıdı.
Bakacağına bir çatı olsun diye, yolu dahi olmayan bir yerde üç yıl boyunca katır sırtında taş taşıyarak bir ev kurdu.
Terk edilmiş bir mekânı yeniden yaşama döndürmenin ağırlığını omuzladı. Bugün bize düşen ise çok açık:
Bu ve benzeri kapalı, kaderine terk edilmiş yerlerin yollarının açılması için ısrarlı, sürekli ve örgütlü bir çağrıyı büyütmek.
Bir evin yolu yoksa, bir halkın da geleceği kesintiye uğrar.
Alevi inancında toprak yalnızca toprak değildir; rızalıkla yaşamanın, adaletle var olmanın, doğayla uyumun merkezidir. Ziyaretleri boş bırakmak, toprağın sesini kısmak, bir halkın ruhunu kurutur. Bu yüzden Zel Dağı’na çıkan bu adım, yalnız bir yolculuk değil; bir inancın yeniden nefes almasıdır.
Ancak şu gerçeği de hatırlamak zorundayız:
Bu adım tek başına yetmez.
Dersim’in yeniden ayağa kalkması, bireysel cesaretlerin kolektif bir iradeyle buluşmasını gerektirir. Boşaltılmış köylerin ışığını yeniden yakmak, ocakları tüttürmek, üretimi canlandırmak, ziyareti sahiplenmek… Bunların her biri, ancak birlikte atılan adımlarla mümkün olabilir.
Bugün Zel Dağı’na çıkan sadece Kemal değildi; onunla birlikte bir halk yürüdü.
Ama yarın bu yürüyüşün çoğalması, örgütlü bir hatta kavuşması, siyasallaşması gerekiyor.
Çünkü Dersim’i korumak, yalnızca dağlara, sulara, ziyaretlere duyulan bir sevgi meselesi değildir. Aynı zamanda devlet politikalarına karşı örgütlü bir duruşun, doğa talanına karşı dik bir itirazın, kültürel varlığını sahiplenmenin sorumluluğudur.
Bu bir tercih değil; bir halkın var olma hakkıdır.
Kemal Gülmez’in attığı adım bir kıvılcımdır; doğru.
Ama bu kıvılcım, ancak birleşen yüzlerce adımla bir diriliş ateşine dönüşebilir.
İyi ki çıktın o dağa, Kemal.
Senin adımın, uzun yıllardır kapalı olan bir kapının ilk sürgüsünü kaldırdı.
Şimdi görev hepimizin:
O kapıyı tamamen açacak ikinci adımı birlikte atmak.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Ankara’ya resmi ziyaret gerçekleştiren Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Claude Wiseler ile…
MYK toplantısı sonrası, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair, konuşan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan,…
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Munzur Üniversitesi’nde pedagojik formasyon eğitimi alan öğrencilerin staj sürecinde…
22 Ekim 1984’te yaşamını yitiren Cegerxwîn, modern Kürt şiirinin öncü isimlerinden. ‘Kî ne em?’deki kimlik…
Kayyum atanan ve yayınları durdurulan Halk TV’nin İstanbul Stüdyosu’nun önünde Halk TV Dayanışma Mitingi düzenlendi.…
Türkiye, Dünya Adalet Projesi’nin 21 Ekim’de yayımladığı 2026 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 143 ülke arasında 117’nci…