Sürecin ilerlemesinde Abdullah Öcalan’ın statüsü ve hukuki çerçevenin belirleyici olduğunu belirten ÖHD Eş Genel Başkanı Serhat Çakmak, ‘Hem başmüzakereci hem de rehine olunmaz; kendisine yüklediğiniz sorumluluğa denk düşen koşulları sağlamanız gerekir’ dedi
‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından sürece ilişkin atılan adımlardan biri de Meclis’te kurulan komisyon oldu. Onlarca ismi dinleyen komisyon, görüşmeler sonunda raporunu yayımladı.
Raporun yayımlanmasının ardından durağanlaşan sürece dair sık sık “Önümüzdeki ay adımlar atılacak” söylemleri kulislerde dolaşırken, atılmayan hukuki ve toplumsal adımlar sürecin durağan bir noktada kaldığı yorumlarını da beraberinde getiriyor.
Meclis Komisyonu’na katılan isimlerden biri olan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Avukat Serhat Çakmak, sürece ilişkin değerlendirmede bulundu.
‘Başmüzakereci rehine olamaz’
Statü ve hukuki çerçeve konusunun belirleyici olduğuna dikkat çeken Serhat Çakmak, müzakere yürüten aktörlerin konumunun netleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Serhat Çakmak, “Taraf olarak gördüğünüz muhatabınızı hukuken de nereye koyduğunuzu belirtmek zorundasınız. Hem başmüzakereci hem de rehine olmaz, kendisine bu kadar büyük sorumluluk yüklüyorsanız bu sorumluluğa denk düşen koşulları da sağlamanız gerekir. Atması gereken herhangi bir adımın sorumluluğu kendisine verilirken, bu adım için uygun koşulların olup olmadığı da görmezden gelinmemeli” diye konuştu.
Uluslararası hukuk boyutuna da değinen Serhat Çakmak, “Umut hakkı kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması hukuki bir zorunluluktur. Bu kararlar yalnızca belirli bir kişiyi değil, benzer durumda olan çok sayıda mahpusu kapsamaktadır. Dolayısıyla bu yükümlülüğün yerine getirilmesi hem ulusal hem de uluslararası hukuk açısından gereklidir.”
Yasal reform ihtiyacı
Yasal reform ihtiyacına işaret eden Serhat Çakmak, özellikle ceza mevzuatında değişikliklerin kaçınılmaz olduğunu ifade ederek şunları belirtti:
“Entegrasyon yasalarıyla birlikte Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve infaz mevzuatında esaslı değişiklikler yapılmalıdır. Öncelikli olarak hasta mahpusların durumu ele alınmalı, infazını tamamlamasına rağmen disiplin cezaları nedeniyle tahliyesi engellenen kişilere ilişkin düzenlemeler yapılmalıdır. Uzun yıllardır cezaevinde bulunan ve küçük disiplin cezaları nedeniyle özgürlüğüne kavuşamayan bireyler açısından bu durum ciddi bir hak ihlali yaratmaktadır. Bu tür adımlar, ilk bakışta sınırlı gibi görünse de sürece duyulan güveni artıracak ve taraflar arasında pozitif bir atmosfer oluşturacaktır.”
‘Süreç somut adımlarla ilerlemeli’
Çatışma çözümü perspektifine de değinen Serhat Çakmak, sürecin somut adımlarla ilerlemesi gerektiğini vurguladı. İlk aşama olan çatışmasızlık ortamının sağlanmasının önemli bir adım olduğunu belirten Serhat Çakmak, özellikle bu aşamanın ardından somut ve geri dönülemez adımlarla ilerlemesi gerektiğinin altını çizdi.
Serhat Çakmak, bu çerçevede başmüzakereci konumundaki Abdullah Öcalan’ın statüsünün netleştirilmesi, silahlı yapıların tasfiyesi ve ilgili kişilerin demokratik siyaset zeminine dahil edilmesinin kritik başlıklar arasında yer aldığını aktardı.
‘Komisyon daha etkin hale gelmeli’
Son olarak Meclis Komisyonu’nun rolüne de değinen Serhat Çakmak, bu yapının daha etkin hale getirilmesi gerektiğini vurgulayarak şunlara ifade etti:
“Kurulan komisyon, eksikliklerine rağmen önemli bir işlev üstlenmiştir. Çalışmalarının sınırlı kalması ve hazırlanan raporun yetersiz bulunması eleştirilebilir; ancak sürecin Meclis çatısı altında tartışılmasını sağlaması bakımından önemli bir adımdır. Önümüzdeki dönemde bu komisyonun daha etkin bir mekanizma haline getirilmesi mümkündür.
Sürece ilişkin hazırlanacak bir çerçeve yasa ile komisyonun yetki ve sorumlulukları genişletilebilir. Bu sayede hem kamuoyunun sürece hazırlanması hem de gerekli yasal düzenlemelerin sistematik biçimde ele alınması sağlanabilir. Bu tür bir kurumsallaşma, sürecin daha şeffaf, daha güvenli ve taraflara daha fazla sorumluluk yükleyen bir zeminde ilerlemesine katkı sunacaktır.”
Kaynak: ANF
İstanbul Ataşehir Belediyesi Başkanı Onursal Adıgüzel’in tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının ardından başkanvekili seçimi gerçekleştirildi. Ataşehir Belediye…
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, Kulp ilçesinin adının “Pasur” olarak değiştirilmesi için Türkiye Büyük…
Dersim’de Gülistan Doku’nun katledilmesine ilişkin yürütülen soruşturmada hareketlilik devam ediyor. Soruşturma kapsamında aralarında dönemin valisi…
Fadıl Öztürk, 1955'te Dersim'de doğdu. Ama nüfus kâğıdına göre tam tarihi 1 Aralık 1955; zira…
Görevinden uzaklaştırılarak yerine kayyum atanan Hakkari Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Sıddık Akış’ın “örgüt yöneticisi olmak” iddiasıyla…
Sosyal medya paylaşımı nedeniyle Mine Kırıkkanat hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla…