1. Haberler
  2. Politika
  3. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: Artık savaş istemiyoruz, acı, kıyım, kırım, katliam istemiyoruz

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: Artık savaş istemiyoruz, acı, kıyım, kırım, katliam istemiyoruz

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “1 Şubat Dünya Rojava Günü” nedeniyle Kadıköy’de düzenlenen eylemde yaptığı konuşmada,  “Biliyoruz ki Rojava’nın kazanması, Kobani’nin düşmemesi bizim kazanmamız demek. Biz kimiz? Biz Kürt’üz, biz Türk’üz, biz Arap’ız, biz Türkmen’iz, biz Çerkez, biz Alevi, biz Sünni, biz farklı kimlikler, farklı diller, farklı inançlarız. Artık savaş istemiyoruz, gözyaşı istemiyoruz. Acı, kıyım, kırım, katliam istemiyoruz. Yeni bir sayfa açılıyor” dedi.

1 Şubat Dünya Rojava Günü nedeniyle Kadıköy’de eylem düzenlendi. Polisin geniş güvenlik önlemi aldığı eyleme DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, DEM Parti milletvekilleri Çiçek Otlu ve Kezban Konukçu da katıldı.

DEM Parti Sözcüsü Doğan, eylemde yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

“Rojova’yla dayanışmayı yeniden hayırlatmak üzere Kadıköy’deyiz. Kah Suruç’ta, kah Nusaybin’de, kah Cizre’de, kah Kadıköy’de günlerdir, başta Kürtler olmak üzere, Rojava’yla dayanışmanın yalnızca Kürt halkının geleceği değil, ortak geleceğimiz olduğu bilen herkes her yerde eylemde, gözleri kulakları Rojova’daki gelişmelerde. Biliyoruz ki Rojava’nın kazanması, Kobani’nin düşmemesi bizim kazanmamız demek. Biz kimiz? Biz Kürt’üz, biz Türk’üz, biz Arap’ız, biz Türkmen’iz, biz Çerkez, biz Alevi, biz Sünni, biz farklı kimlikler, farklı diller, farklı inançlarız. Artık savaş istemiyoruz, gözyaşı istemiyoruz. Acı, kıyım, kırım, katliam istemiyoruz. Yeni bir sayfa açılıyor.”

“Yeke yeke yeke gele Kurd yeke” sloganları atılması üzerine Doğan, “Bu slogandan korkanlar, az önce bu sloganla ilgili ‘kanunsuzdur’ uyarısı yapanlar: Hangi kanun tarihi değiştirebilmiş? Hangi kanun tarihsel gerçekliği yok edebilmiş? Darbe yasalarıyla uyarılar yapıyorlar. Neresi kanunsuz bunun? ‘Kürtler birdir, Kürt halkı birdir’ diyor burada insanlar. Bu doğru, tarihsel bir gerçeklik. Bizim gibi halkların yüreğinde çizilmiş yapay sınırların bir anlamı yok. Kürtler parçalanmış bir halk bu tarihsel bir gerçeklik. Ama araya çekilmiş sınırlar Kürtlerin aynı duygularda, hislerde buluşmasına engel olamadı. Şimdi diyoruz ki bundan sonra yapılması gereken Kobani’nin, Rojava’nın bir ortak vicdana, insani ve ahlaki değerler için bir sembole dönüştüğü bu günlerde bunları tehdit kabul etmek değil, bu birlikten nasıl bir güç doğabileceğini öngörmektir” dedi.

Eylemde yapılan ortak açıklamada ise “Bugün, yalnızca bir coğrafyanın kaderinin değiştiği bir günü değil; Orta Doğu’nun karanlığında halkların demokratik öz yönetim iradesiyle filizlenen ‘Üçüncü Yol’un tüm dünyaya umut olduğu bir süreci selamlıyoruz” denildi. Abdullah Öcalan’dan “Kürt halk önderi” olarak söz edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“19 Temmuz 2012 tarihinde atılan tohumlar, bugün 1 Şubat’ın küresel dayanışma ruhuyla birleşerek, merkeziyetçi ve iktidarcı sistemlere karşı demokratik bir alternatifin mümkün olduğunu ortaya koymuştur. Kadın öncülüğünde gelişen bu devrim, statüsüzlüğe mahkûm edilmek istenen bir halkın kendi öz gücüyle var oluşunun ifadesi olduğu kadar, kadın özgürlükçü paradigmanın toplumsallaştığı bir aydınlanma sürecidir. Rojava’da somutlaşan bu deneyim, parçalanmışlığa karşı demokratik ulusal birliğin önemini ve gerekliliğini de en açık biçimde göstermektedir.

“Bugün ulus-devletler, kirli plan ve ittifaklarla Rojava kazanımlarına yönelik yeni bir komplo sürecini hayata geçirmiştir”

Ancak bugün ulus devletler, kirli plan ve ittifaklarla Rojava kazanımlarına yönelik yeni bir komplo sürecini hayata geçirmiştir. Kuşkusuz; insanlık düşmanı IŞİD ve HTŞ çeteler eliyle yürütülen bu sürecin hedefinde ise Rojava şahsında halkların demokrasi ve özgürlük talebi, özellikle de Kürt halkının statü arayışı yer alıyor. Bu nedenle Rojava’da açığa çıkan iradeyi ve kazanımları savunmak, yalnızca bir dayanışma görevi değil; Orta Doğu ve dünya halkları açısından tarihsel ve toplumsal bir sorumluluktur. Bu duruş, aynı zamanda savaş ve kaosun derinleştirildiği bir coğrafyada barışı ve demokratik bir geleceği inşa etme kararlılığının ifadesidir. Unutmamak gerekir ki Kürt halkının ve bölge halklarının geleceği, yapay sınırlarla birbirinden koparılmak istenen toplumların, demokratik ulus zemininde ortak bir ruhla buluşmasından geçmektedir. Demokratik ulusal birlik, bu açıdan yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda tarihsel bir zorunluluktur.”

Eylemde Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Eş Sözcüsü Didem Yılmaz, DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Arife Çınar da konuşma yaptı.