DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yürütülen yol genişletme çalışmaları ve bölgedeki ekolojik tahribat iddialarına ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na kapsamlı soru önergeleri verdi.
TBMM Başkanlığı’na sunulan önergelerde, Munzur Vadisi Milli Parkı’nın 1971 yılında ilan edildiği, 2 bin 500’ü aşkın endemik bitki türüne ev sahipliği yaptığı, uluslararası Bern Sözleşmesi kapsamında korunan yaban hayatı barındırdığı ve birinci derece doğal sit alanı statüsüyle Türkiye’nin en hassas ekosistemlerinden biri olduğu vurgulandı. Vadinin yalnızca doğal değil, aynı zamanda bölge halkı açısından tarihsel, kültürel ve inançsal bir yaşam alanı olduğu ifade edildi.
“Dinamit, hafriyat ve nehir yatağına müdahale” iddiaları
Önergelerde, Dersim-Ovacık il yolunun 32. kilometresinde yürütülen yol genişletme çalışmaları sırasında yoğun dinamit kullanıldığı, patlatmaların bölgede ciddi sarsıntılara yol açtığı ve jeolojik yapıyı etkilediği yönündeki iddialara yer verildi.
Ayrıca kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkan büyük miktarda hafriyat ve molozun gelişigüzel biçimde ağaçlık alanlara ve Munzur Nehri yatağına döküldüğü, bunun da nehir yatağında daralmaya neden olduğu öne sürüldü. Bu durumun hem sucul ekosistemi hem de endemik balık türlerini tehdit ettiği, ayrıca taşkın riskini artırabileceği ifade edildi.
Kordu, bu uygulamaların 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nun ekolojik denge ve yaban hayatının korunmasına ilişkin hükümleriyle çeliştiğini belirtti.
ÇED süreci ve bilimsel raporlar soruldu
Soru önergelerinde, söz konusu yol çalışmaları için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) “Olumlu” ya da “Gerekli Değildir” kararı bulunup bulunmadığı, varsa tarih ve kapsamının açıklanması istendi.
Ayrıca proje öncesinde bölgedeki flora, fauna, endemik türler, sucul yaşam ve jeolojik yapıya ilişkin bağımsız bilimsel analizler veya ekolojik etki değerlendirme raporlarının hazırlanıp hazırlanmadığı da Bakanlıklara yöneltildi. Hazırlandıysa bu raporların kamuoyu ile paylaşılmama gerekçesi soruldu.
Denetim, yaptırım ve sorumluluk tartışması
Önergelerde, hafriyatın nehir yatağına ve ormanlık alanlara dökülmesine ilişkin Bakanlık ve taşra teşkilatlarının yerinde inceleme yapıp yapmadığı da sorgulandı. İhlal tespit edilmesi halinde yüklenici firma hakkında hangi idari ve cezai yaptırımların uygulandığına ilişkin bilgi talep edildi.
Dinamit kullanımının yaban hayatı üzerindeki etkilerine dikkat çekilen önergelerde, üniversitelerden, uzman kuruluşlardan veya bilim insanlarından görüş alınıp alınmadığı soruldu. Alınmadıysa, koruma altındaki türlerin yaşam alanlarının zarar görmesinin hukuki sorumluluğunun kimde olduğu gündeme getirildi.
“Kamu yararı” ve yasa değişiklikleri vurgusu
Kordu ayrıca Mart 2026’da kabul edilen 7576 sayılı Kanun ile Milli Parklar Kanunu’nda yapılan değişiklikleri de hatırlattı. Bu düzenlemeyle milli park ve tabiat parklarında “kamu yararı” ve “zaruret” gerekçesiyle altyapı, ulaşım ve enerji yatırımlarına yönelik izin süreçlerinin genişletildiğini belirtti.
Önergelerde, bu değişikliklerin Munzur Vadisi’ndeki yol çalışmalarıyla doğrudan bağlantılı olup olmadığı, “kamu yararı” kavramının nasıl tanımlandığı ve uzun devreli gelişme planı şartının uygulanıp uygulanmadığı da soruldu.
Alternatif mühendislik ve koruma statüsü talebi
Milletvekili Kordu, benzer ekosistemlerde dünya genelinde tünel, viyadük, çelik ağ ve yaban hayatı geçiş koridorları gibi doğaya daha az zarar veren yöntemlerin kullanıldığını hatırlatarak, Munzur Vadisi’nde neden daha yıkıcı yöntemlerin tercih edildiğini de gündeme taşıdı.
Önergelerde ayrıca, Munzur Gözeleri’nin yeniden “1. Derece Doğal Sit Alanı” ilan edilmesine dikkat çekilerek, Munzur Vadisi’nin tamamının “Kesin Korunacak Hassas Alan” statüsüne alınmasına yönelik bir çalışma olup olmadığı da soruldu.
