Dicle ve Fırat havzalarını kapsayan geniş coğrafyada hidroelektrik santraller (HES), güneş enerji santralleri (GES), barajlar ve madencilik faaliyetleri kaynaklı ekolojik baskı giderek artıyor. Bölgedeki enerji yatırımlarıyla birlikte doğal yaşam alanları, su kaynakları ve biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi tahribat yaşanıyor.
Dicle’den Munzur’a, Zap Vadisi’nden Aras Havzası’na kadar uzanan bölgede son yıllarda hız kazanan enerji, madencilik ve altyapı projeleri, ekolojik krizi daha da derinleştiriyor. Özellikle Dicle ve Fırat havzalarında inşa edilen çok sayıdaki baraj ve HES projesi, nehirlerin doğal akışını değiştirerek ekosistem bütünlüğünü zayıflatıyor. Akarsu yataklarının parçalanması, balık türlerinin göç yollarının kesintiye uğraması ve sulak alanların daralması, su ekosistemleri üzerindeki baskıyı artırıyor.
Uzmanlar, yaşanan dönüşümün yalnızca hidrolojik değil, aynı zamanda biyolojik çeşitlilik açısından da kalıcı kayıplara yol açtığına dikkat çekiyor. Habitat kayıpları ve su rejimindeki değişiklikler nedeniyle çok sayıda endemik bitki ve hayvan türünün yaşam alanı giderek daralıyor.
Madencilik faaliyetleri özellikle Şırnak, Hakkari ve Mardin hattında yoğunlaşıyor. Dağ ekosistemlerini parçalayan taş ocakları ve maden sahaları, orman örtüsünü zayıflatırken toprak yapısında geri dönüşü zor değişimlere neden oluyor. Yol açma, patlatma ve kazı çalışmaları yeraltı su sistemlerini de etkileyerek su kaynaklarının azalmasına ve kuraklık riskinin artmasına yol açıyor.
Bölgedeki ekolojik baskının bir diğer boyutunu ise güneş enerji santralleri oluşturuyor. Tarım arazileri ve meraların geniş ölçekli enerji sahalarına dönüştürülmesi, kırsal üretim alanlarının parçalanmasına ve hayvancılık faaliyetlerinin daralmasına neden oluyor. Çevre örgütleri, plansız enerji yatırımlarının devam etmesi halinde hem ekolojik dengenin hem de yerel gıda üretim sistemlerinin zarar göreceği uyarısında bulunuyor.
HES ve GES Sayıları
Bölgede halen:
- 169 HES projesi işletmede bulunuyor.
- 43 HES projesi lisans, ön lisans veya üretim lisansı aşamasında.
- 77 HES projesi planlama sürecinde yer alıyor.
- 75 GES projesi faaliyette bulunuyor.
- 20 GES projesi ön lisans aşamasında.
- 26 GES projesinin ise yapımı sürüyor.
HES projelerinin en yoğun bulunduğu iller sırasıyla Kahramanmaraş (49), Erzurum (27), Malatya (20), Adıyaman (19) ve Şırnak (18) olarak kaydedildi.
GES projelerinde ise Diyarbakır (16), Mardin (9), Şanlıurfa (8), Erzurum (8) ve Van (7) ilk sıralarda yer aldı.
Büyük Barajlar Havzaya Hakim
Dicle ve Fırat havzaları üzerinde yaklaşık 100 büyük ölçekli baraj ve HES bulunuyor. İşletmede olan başlıca büyük barajlar arasında Keban, Karakaya, Atatürk, Ilısu, Alpaslan, Kralkızı ve Dicle Barajları yer alıyor.
Planlanan ve lisanslı küçük ve orta ölçekli HES projelerinin yoğunlaştığı iller ise Kahramanmaraş, Erzurum, Elazığ, Muş, Diyarbakır, Tunceli ve Van olarak öne çıkıyor.
Ekosistemler Tehdit Altında
Enerji, madencilik ve altyapı yatırımlarının etkilediği alanlar arasında sulak alanlar, sazlıklar, yüksek dağ çayırları, bozkır ekosistemleri, akarsuya bağımlı endemik balık türlerinin yaşam alanları, kuş göç yolları ve önemli kuş alanları bulunuyor.
Çevre savunucularına göre bölgede aynı anda su rejimi, toprak yapısı ve biyolojik çeşitlilik üzerinde büyük bir baskı oluşmuş durumda. Uzmanlar, en kritik risklerin habitat parçalanması ve geri dönüşü olmayan tür kayıpları olduğuna dikkat çekiyor.
Ayrıca ekolojik dönüşümün yalnızca çevresel sonuçlar doğurmadığı, suya erişim, tarımsal üretim ve kırsal yaşamın sürdürülebilirliği açısından da önemli sosyal ve kültürel etkiler yarattığı belirtiliyor.
Kaynak: MA
