Antalya 12. Aile Mahkemesi, 2025’te baktığı bir davada, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde hüküm altına alınan yoksulluk nafakasının “süresiz olması”na ilişkin düzenlemenin iptali için AYM’ye başvurmuştu. Başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, oy çokluğu ile düzenlemenin iptaline karar verdi.
Türk Medeni Kanunu’nun “yoksulluk nafakası” başlıklı 175. maddesi, “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz” hükmünü içeriyor.
AYM 2 KEZ REDDETMİŞTİ
Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Medeni Kanunu’nda yer alan yoksulluk nafakasının “süresiz” olarak bağlanmasını öngören düzenlemeyi daha önce iki kez incelemiş ve Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermişti.
Mahkeme, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ifadesine yönelik iptal başvurularını 2012 ve 2015 yıllarında değerlendirdi ancak her iki başvuruyu da reddetti.
AYM’nin 2012 tarihli kararında, süresiz nafaka uygulamasının amacının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin korunması olduğu vurgulandı. Kararda, kadınların ekonomik açıdan erkeklere kıyasla daha dezavantajlı konumda bulunduğuna dikkat çekilerek düzenlemenin kadın-erkek eşitliği ilkesine ve kamu yararına aykırı olmadığı belirtildi.
Mahkeme, 2015 yılında verdiği kararda ise “süresiz” ifadesinin nafakanın her koşulda ömür boyu devam edeceği anlamına gelmediğini kaydetti. Kararda, nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi, yoksulluğunun ortadan kalkması veya taraflardan birinin hayatını kaybetmesi halinde nafakanın kendiliğinden sona erdiği hatırlatıldı. Ayrıca tarafların mali durumlarında değişiklik yaşanması durumunda mahkemeye başvurularak nafakanın azaltılmasının ya da kaldırılmasının mümkün olduğu belirtilerek mevcut düzenlemenin ölçülülük ilkesine uygun olduğu sonucuna varıldı.
KADIN ÖRGÜTLERİ UYARIYOR: KADINLAR ÖLÜM TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA KALIR
Öte yandan yoksulluk nafakasının evlilik süresi kadar sınırlandırılmasını içeren yargı paketi de dönem dönem TBMM gündeminde. Kadın örgütleri ve barolar ise bu adımın, kadın yoksulluğunu artırmasının yanı sıra ekonomik güvencesi olmayan kadınların boşanmayı göze alamayarak şiddet ve ölüm tehlikesi altında yaşamaya mecbur bırakılması anlamına geleceğini vurguluyor.
Yoksulluk nafakasının bağlanması için geçerli koşullara dikkat çeken kadın örgütleri, boşanan tüm kadınlara sınırsız ve yüksek tutarda nafaka veriliyormuş algısının gerçeği yansıtmadığını vurguluyor. Türkiye’de kadına değil, boşanmada yoksulluğa düzen eşe yoksulluk nafakası bağlanırken nafaka hakkı kazanmak için eşin boşanmada kusurunun yüksek oranda olmaması da gerekiyor.
ASIL SORUN KADINLARIN NAFAKAYI ALAMAMASI
Öte yandan Türkiye’de asıl sorunun kadınların aldığı değil, alamadığı nafaka olduğuna dikkat çeken kadın örgütleri erkeklerin nafaka ödememek için mal varlıklarını kaçırdıklarına, aile mahkemelerinde kadınları boşanmada kusurlu göstermeye çalıştıklarına, sigortasız işlerde çalışarak nafaka yükümlüğünü ortadan kaldırmaya çalıştıklarına dikkat çekiyor.
Kimi magazinsel örneklerin genel durummuş gibi yansıtılmasının da doğru olmadığını vurgulayan kadın örgütleri, Türkiye’de yoksulluk nafakası tutarlarının asgari ücretin çeyreği bile etmediğini belirtiyor.
Yapılan ortalama hesaplamalara göre; Türkiye’de 30.000 TL gelir karşılığında ortalama nafaka miktarı 4.500 TL, 50.000 TL gelir karşılığında ortalama nafaka tutarı 7.500 TL, 75.000 TL gelir karşılığında ise ortalama nafaka tutarı 11.000 TL.
Nafakanın ‘sınırsız’ süreli olduğu yönündeki algının da gerçeği yansıtmadığını vurgulayan kadın örgütleri, nafaka alan kadının evlenmesi ya da sigortalı bir işte çalışarak yaşamını idame ettirmeye yeterli hale gelmesi durumunda nafaka oranının düşürüldüğünü ya da nafakanın tamamen sona erdiğini belirtiyor.
