İlk dönüşlerinin kışa kalmadan başlamasını beklediklerini belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, ‘İlgili kurulların hızla oluşturulması, görev tanımlarının netleşmesi, silah bırakma ve dönüş mekanizmasının somutlaştırılması ve ardından yeni aşamaya geçilmesi gerekir’ dedi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt meselesinin çözümüne yönelik süreç, yeni anayasa ve gündemdeki gelişmelere ilişkin Evrensel Gazetesi‘nden Dilan Temiz‘e konuşan değerlendirmelerde bulundu.
Barış süreçlerinde bazen bir ayın çok uzun göründüğünü, ancak tarihe dönüp bakıldığında iki yılın çok kısa bir zaman olduğunu belirten Tuncer Bakırhan, 1 Ekim 2024’te bir tokalaşmayla başlayan sürecin bugün örgütün feshi ve silah bırakma kararına, Meclis Komisyonu’nun raporundan bir yasanın çıkarılmasına evrildiğini hatırlattı. Bu gelişmeleri Türkiye’nin yüz yıllık Kürt meselesi açısından sıradan görmediklerini vurgulayan Tuncer Bakırhan, süreci bir varış noktası değil, güçlü bir başlangıç olarak okuduklarını kaydetti.
‘Barışta sabır gerekir’
Sürecin zaman zaman yavaşlayabileceğini ve gerilimler yaşanabileceğini belirten Tuncer Bakırhan, yapılması gerekenin elde edilen zemini küçümsemek değil, süreci hızlandırmak olduğunu dile getirdi. Çerçeve yasanın Meclis’ten yüksek bir oyla çıkmasına karşın uygulanmasına ilişkin takvimin henüz netleşmediğine dikkat çeken Tuncer Bakırhan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Silahların nerede, kime ve hangi yöntemle bırakılacağı; farklı alanlardaki insanların nasıl hareket edeceği, Türkiye’ye dönüşlerin hangi hukuki statüyle gerçekleşeceği; güvenlik, kayıt ve denetim mekanizmalarının nasıl işleyeceği başlı başına bir planlama gerektiriyor. Dolayısıyla belli bir hazırlık süresinin olması ve bunun uzun sürmesi şaşırtıcı değil.”
İlgili kurullar hızla oluşturulmalı
Teknik hazırlığın siyasi ertelemeye dönüşmesi halinde sürecin aşınacağı uyarısında bulunan Tuncer Bakırhan, uzayan belirsizliğin enfekte edici bir özellik taşıdığını, söylentiyi büyüterek karşılıklı güvensizliği beslediğini ve sürecin başarısız olmasını isteyen çevrelere geniş bir hareket alanı açtığını vurguladı. Tuncer Bakırhan, “Barış süreçlerinde boşluk diye bir şey yoktur. İlgili kurulların hızla oluşturulması, görev tanımlarının netleşmesi ve dönüş mekanizmasının somutlaştırılması şarttır” dedi.
Koordinatör sıfatıyla çalışmalı
Abdullah Öcalan’ın silahsızlanma sürecindeki rolüne ilişkin de önemli mesajlar veren Tuncer Bakırhan, sürecin Abdullah Öcalan’ın siyasi liderliği ekseninde ilerlediğini belirtti. Abdullah Öcalan’ın barış ve demokrasinin inşasında katkı sunabilmesi için öncelikle hukukunun tanınması gerektiğini söyleyen Tuncer Bakırhan, özgür çalışma ve iletişim koşullarının oluşturulmasının elzem olduğunu ifade etti. Bakırhan, “Silahsızlanma ve Strateji Koordinasyonu’nda Sayın Öcalan’ın koordinatör sıfatıyla çalışmasını bekliyoruz” diye konuştu.
Geri dönüşler
PKK’lilerin Türkiye’ye dönüşüne dair beklentilerini paylaşan Tuncer Bakırhan, ilk gelişlerin kışa kalmadan başlamasını beklediklerini yineledi. Ekim ayının bu açıdan bir başlangıç olabileceğini düşündüklerini ve bu beklentilerinin bütünüyle ortadan kalkmadığını belirten Tuncer Bakırhan, şunları kaydetti:
“Çerçeve yasa bunun hukuki kapısını açtı fakat kapının açılmasıyla insanların içeri girmesi aynı şey değil. Çünkü kimse belirsizliğe dönmez. İnsanlar, yarın başına ne geleceğini bilmediği bir yere değil; hukuku, statüsü ve güvencesi belirlenmiş bir zemine döner.”
Fon kiriz
Türkiye’nin tarihinin en büyük fon vurgunlarından biriyle karşı karşıya olduğunu belirten Tuncer Bakırhan, bu olayın klasik bir ekonomik dolandırıcılık olarak ele alınamayacağını söyledi. 500 bin kişinin mağduriyetine dikkat çeken Tuncer Bakırhan, yetkililere seslenerek, “Paranın izi belli, işlem yapanlar belli ve yapılacaklar bellidir. Fon vurgununu klasik bir yolsuzluk olarak görmeden üçüncü yol bakış açısıyla ele almamız lazım” diyerek çağrıda bulundu.
