Nüfusunun büyük bölümünü Kürt Alevilerin oluşturduğu Dersim’de Ramazan ayı kapsamında yapılan ve planlanan etkinlikler kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sosyal medya hesabından Çemişgezek’teki Sarı Balta (Komer) İlkokul ve Ortaokulu üzerinden “Teravihe Gidiyoruz” ifadeli paylaşımı, laiklik ve kamusal alan tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Söz konusu paylaşımın ardından kentteki bazı okullarda Ramazan ayına ilişkin planlanan etkinliklere karşı hem sendikal hem de siyasi düzeyde art arda açıklamalar geldi.
Eğitim-Sen: “Kamusal eğitim herhangi bir inancın normu haline getirilemez”
Eğitim Sen Dersim Şubesi tarafından yapılan açıklamada, Ramazan ayı kapsamında eğitim kurumlarında planlanan etkinliklerin kamusal eğitimin niteliği açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün resmi yazısıyla 3–6 Mart tarihleri arasında Atatürk Anadolu Lisesi kapalı spor salonunda ilkokullar tarafından gerçekleştirilecek etkinliklerin planlandığı belirtildi. Program akışında davul ve manilerle karşılama, Ramazan’ın önemine ilişkin anlatılar, Ramazan şarkıları ile rozet ve hediye takdimi gibi içeriklerin yer aldığı ifade edildi.
Sendika, bu içeriklerin yalnızca kültürel bir faaliyet olmadığını, belirli bir dini dönemin sembolleri temelinde kurgulanmış kurumsal etkinlikler olduğunu savundu. Açıklamada, öğretmen ve personelin görevlendirilmesinin öngörülmesi ve etkinliğin kamusal bir eğitim mekânında planlanmasının farklı inanç kimliklerine sahip öğrenciler açısından eşitsizlik üretme potansiyeli taşıdığı kaydedildi.
Alevi inancına mensup öğrencilerin kendi inanç pratiklerinin kamusal alanda kurumsal karşılık bulmadığı belirtilerek, başka bir dini dönemin sembolleri içinde yer almaya yönlendirilmelerinin kamusal eğitimin eşitlik ve tarafsızlık ilkeleriyle bağdaşmadığı ifade edildi.
Sendika ayrıca, benzer uygulamaların anaokullarında da görüldüğünü belirterek, okul öncesi çağdaki çocukların tek bir dini çerçeve içinde yapılandırılmış etkinliklere dahil edilmesinin pedagojik ve gelişimsel açıdan sorunlu olduğunu dile getirdi.
Munzur Üniversitesi vurgusu
Açıklamada yükseköğretime de dikkat çekilerek, Munzur Üniversitesi’nde Ramazan ayı boyunca rektörlük binasındaki çay ocaklarının kapalı tutulmasının kamu hizmetinde tarafsızlık ilkesine aykırı olduğu savunuldu. Sendika, kamu kurumlarının ortak kullanım alanlarının dini bir takvime göre düzenlenmesinin eşitlik ilkesini zedelediğini belirtti.
Eğitim-Sen, velilerin çocuklarının dini içerikli etkinliklere katılımı konusunda yazılı ve açık rıza hakkına sahip olduğunu hatırlatarak, veli onayı bulunmayan öğrencilerin etkinliklere yönlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
DEM Parti: “Genelge alarm vericidir”
Tartışmalar yalnızca Dersim’le sınırlı kalmadı. DEM Parti Eğitim Politikaları Komisyonu da Milli Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihli ve 81 il valiliğine gönderdiği “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu yazısına tepki gösterdi.
Komisyon açıklamasında, okul öncesinden ortaöğretime kadar tüm kademeleri kapsayan programda 4-6 yaş grubundaki çocukların öğretmenleri eşliğinde camiye götürülmesi, iftar sofrası kurma ve sadaka taşı gibi uygulamaların öğretilmesi, ailelerden Ramazan hazırlığına ilişkin fotoğraf istenmesi gibi uygulamaların yer aldığı belirtildi. Ortaokul ve liselerde ise “İftarda Konuşalım” başlıklı söyleşiler ve Ramazan temalı çalışmalar planlandığı ifade edildi.
DEM Parti, bu yaklaşımın kamusal eğitim alanının dini içerik ve pratiklerle biçimlendirilmesi anlamına geldiğini savundu. Açıklamada, 4-6 yaş döneminin bilişsel ve duygusal gelişim açısından kritik olduğu hatırlatılarak, bu yaş grubundaki çocukların kurumsal olarak dini içeriklerle kuşatılmasının pedagojik açıdan doğru olmadığı kaydedildi.
Komisyon ayrıca, söz konusu uygulamaların Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 14. maddesiyle güvence altına alınan düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü zedelediğini belirtti. Aleviler, Êzidiler, Hıristiyanlar ve herhangi bir inancı benimsemeyen ailelerin çocukları açısından dışlanma ve baskı riski oluşabileceği ifade edildi.
“Laik ve çoğulcu eğitim” çağrısı
Hem Eğitim-Sen hem de DEM Parti, kamusal eğitimin hiçbir inancın kurumsal üstünlük kazandığı bir zemine dönüştürülemeyeceğini vurgulayarak, laiklik ve çoğulculuk ilkelerine uygun bir eğitim politikası çağrısında bulundu.
DEM Parti, Bakanlığın ilgili genelgeden vazgeçmesini isterken; Eğitim-Sen Dersim Şubesi ise kentteki demokratik kitle örgütlerine ve Alevi kurumlarına, söylem ile uygulama arasındaki çelişkiye karşı ortak tutum geliştirme çağrısı yaptı.
