1. Haberler
  2. Güncel
  3. Süreç Komisyonu raporu onaylandı: Bundan sonra ne olacak?

Süreç Komisyonu raporu onaylandı: Bundan sonra ne olacak?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden yapılan açıklamaya göre, büyük bir titizlikle hazırlanan raporun, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olduğunu belirten Kurtulmuş, raporun bir nihayet değil, atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı niteliği taşıdığını ifade etti.

Kurtulmuş, yeni bir anayasa hazırlamanın komisyonun görev alanında yer almadığını ancak ülke için tehir edilmeden yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak herkesin önünde durduğunu dile getirdi. Ayrıca, siyasi partilerin daha önce kamuoyuyla paylaştıkları raporlarda da vurguladıkları üzere, daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç bulunduğunun altını çizdi.

Türkiye’nin tarihî bir dönemden geçtiğini belirten Kurtulmuş, milli iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclis’in bu süreçte üzerine düşen görevi tereddütsüz biçimde üstlendiğini söyledi. Kurtulmuş, Kürt sorununun kalıcı biçimde çözümünün yalnızca güvenlik boyutuyla sınırlı olmadığını; çok boyutlu, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları, siyasal meşruiyeti, toplumsal kabulü ve demokratik kapasitenin birlikte güçlendirilmesini zorunlu kıldığını kaydetti.

Komisyonun 21’inci toplantısında, taslak raporun “Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri” başlıklı altıncı ve “Demokratikleşme ile ilgili öneriler” başlıklı yedinci bölümleri ile “Sonuç ve değerlendirme” kısmı okundu. Komisyon üyelerinin değerlendirmelerinin ardından yapılan oylamada Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu, 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla nitelikli çoğunlukla kabul edildi.

Rapordan detaylar

Kürt sorununun demokratik çözümü amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan komisyonun nihai raporunun ayrıntıları açıklandı. Komisyon toplantısında okunan ve yedi ana başlıktan oluşan rapora ilişkin eleştiri, öneri ve değerlendirmelerin sürdüğü belirtilirken, raporun nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi bekleniyor.

Raporun giriş bölümünde, sürecin en belirleyici aşamasının “PKK’nin silah bırakması olduğu” vurgulandı. Silah bırakmanın “devletin güvenlik birimlerince” tespit ve teyit edilmesi gerektiği belirtilirken, bu aşamanın yalnızca silahın sona erdiğinin ilanı değil, aynı zamanda yeni bir hukuki ve siyasi çerçevenin başlangıcı olacağı ifade edildi.

Raporda, PKK’nin feshi ve silahların imha edilmesi sürecinde yasal düzenlemelere ihtiyaç bulunduğu, bu konuda genel bir anlayış birliği olduğu kaydedildi. Silah bırakma süreciyle birlikte toplumsal bütünleşmenin sağlanması amacıyla, süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette özel bir yasal çerçeveye ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Geri dönüş yasasına ilişkin öneriler

Raporda, silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edildi. Söz konusu yasanın, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin geri dönüşlerini, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlaması gerektiği belirtildi. Ayrıca, yasanın PKK’lilerin adil, güvenli ve sağlıklı biçimde geri dönmelerini hedeflemesi gerektiği ifade edildi.

Komisyonda yer alanlara hukuki güvence

Raporda, sürecin yürütülmesinde görev alan kişilerin hukuki güvence altına alınması gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda, Meclis Komisyonu toplantılarına katılarak görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile komisyon çalışmalarında yer alan kişi ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerildi.

AİHM ve AYM vurgusu

Raporda infaz mevzuatının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatları ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler çerçevesinde gözden geçirilmesi ve infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden düzenlenmesi önerildi.

Hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler açısından, yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği gözetilerek infaz ertelemesi müessesesinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Raporda ayrıca, hukukun evrensel ilkeleri ile AİHM ve AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmesi gerektiği ifade edildi.

İzleme ve raporlama mekanizması

Raporda, sürecin sağlıklı biçimde yürütülmesi için yürütme içerisinde bir izleme ve raporlama mekanizması kurulması önerildi. Kanunla oluşturulacak bu mekanizmanın, örgüt mensuplarının tabi olduğu süreci izleme ve raporlama işlevi göreceği; tespit ve teyit çerçevesinde uygulamaların etkinliği ile hedefe ulaşma düzeyinin denetlenebileceği kaydedildi.

Kayyıma ilişkin öneriler

Raporda belediyelere atanan kayyımlara ilişkin de düzenleme önerilerine yer verildi. Buna göre, belediye başkanının görevden el çektirilmesi durumunda, yalnızca Belediye Meclisi içinde seçim yapılmasının sağlanması gerektiği ifade edildi.