Doç. Dr. Kumru Berfin Emre*
1937-1938 Dersim katliamıyla ilgili ‘kamusal’ tartışmanın 2009’da Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Dersim meselesine yönelik resmi tutumu ifade eden açıklamasıyla başladığı varsayılır. Şüphesiz politikacıların yaptıkları açıklamalar, toplumsal tarihte 1937-1938 gibi inkâr edilen katliamları ülke gündemine taşımak konusunda çok etkilidir. Ancak Dersim’de 1937-1938 ile doruk noktasına ulaşan ve hâlâ nihayete ermemiş olan devlet şiddetine karşı verilen politik mücadelenin tarihi oldukça uzundur.
Bu açıdan 1950’lerden itibaren Türkiye’nin büyük kentlerinde kurulmaya başlanan Tunceli Dernekleri önemlidir. Bu dernekler, 1990’larda ‘Dersim aktivizmi’ olarak adlandırabileceğimiz politik hareketin ilk nüvelerinin filizlendiği yerlerdir. Bu bakımdan Dersimlilik kimliğini ve politikasını kentlerde yeniden kurma ve yaşatma işlevleriyle bildiğimiz ‘hemşeri’ derneklerini aşarlar. Türkiye’de devletin ‘şiddetli’ ilgisine en çok mazhar olan kültürel coğrafyanın Dersim olduğu düşünüldüğünde bu özellik pek de şaşırtıcı değil.
Geçtiğimiz günlerde DAM Yayınları tarafından yayımlanan 1990’larda DERSİM: Belgeler, Raporlar, Tanıklıklar adlı kitap 1990’larda ortaya çıkan ve hala güncelliğini koruyan ‘Dersim aktivizmi’nin tarihine ışık tutuyor. Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin (1990-2000) kurucusu ve başkanlarından Selman Yeşilgöz’ün kaleme aldığı kitap derneğin kuruluş sürecinden, yöneticilerinin yaptığı ‘politik’ konuşmalar nedeniyle mahkeme kararıyla kapatıldığı 2000 yılına kadar geçen on yıllık sürecin belgeler, raporlar ve fotoğraflar eşliğinde ayrıntılı bir dökümünü sunuyor. Dernek yöneticilerinin aldığı hapis cezaları, derneğin yayınladığı Dersim Dergisi’ne (1995-2000) yönelik resmi toplatma kararları ve gayri resmi baskılarla geçen on yılı konu alan kitap sadece derneğin değil, Dersim’in yakın tarihini anlayabilmek açısından da önemlidir.
Kitap; Derneğin Kuruluşu, Heyetler, Çalışmalar, Raporlar; Dersim Dayanışma Kurulu; Dersim Dergisi; Boşaltılan Köylerle İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Yapılan Başvurular; Munzur Doğa ve Kültür Festivali; Munzur Su (Munzur A. Ş) Girişiminin Kuruluşu’na odaklanan bölümlerden oluşuyor. Yeşilgöz her bölümde odaklandığı konularla ilgili temel meselelere değindikten sonra, anlattıklarını belgelerle destekliyor; böylelikle okuyucuya dönemin ayrıntılı bir tarihsel dökümünü sunmuş oluyor. Kitabın son bölümünde yer verilen dönem basınından derlenmiş köşe yazıları, Dersimlilerin yaşadıkları sorunların kamuoyu tarafından nasıl anlaşıldığını ortaya koyması bakımından da önemli.
Yeşilgöz’ün titiz çalışmasının gösterdiği gibi, Dersimlilerin ‘ikinci 38’ olarak nitelendirdiği ve 1994’te doruk noktasına ulaşan orman yangınları, köy boşaltmalar, gıda ve ilaç ambargolarının Türkiye gündemine taşınmasında derneğin verdiği mücadele, aslında, Dersim söz konusu olduğunda inanç, dil, kültür, doğa ve politika arasındaki karmaşık ilişkinin somutlaşmış halidir.
Türkiye’nin ilk ve en uzun erimli doğa festivali olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin öncülü sayılabilecek, 1998’de düzenlenen ‘Yaz Tatilini Dersim’de Geçir’ kampanyası; yoğun ilgi ve katılıma rağmen gelenlerin kente girişinin engellenmesi; engellere karşın kararlılık ve dayanışmayla kente giriş yapılması; engellemenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınması ve davanın dernek lehine sonuçlanması 1990’larda derneğin verdiği sayısız mücadelenin sadece bir örneği.
Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin en önemli katkılarından biri, Dersim’de yaşananları görünür hale getirerek yurt içi ve yurt dışında yarattığı farkındalık ve kamuoyudur. İstanbul Demokratik Kitle Örgütleri Platformu, Yöre Dernekleri Platformu gibi sivil toplum kuruluşlarının Dersim meselesinde harekete geçmesine öncü olan dernek,
Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, İçişleri Bakanlığına ve diğer devlet kurumlarına sunulan rapor ve dilekçelerle, olağanüstü hal şiddetine maruz kalanların sorunlarını dile getirmesini, gündemde kalmasını ve sorunların çözümüne yönelik bir kamuoyu baskısının yaratılmasını sağlar.
Yeşilgöz’ün çalışmasının hatırlattığı bir başka önemli gerçek, ‘Dersim aktivizmi’nin tarihini belgelerle aktarabilmenin güçlüğüdür. Basılan ve kapatılan dernek mekanları, aranan yönetici evleri, el konulan belgeler, toplatılan yayınlar düşünüldüğünde 1990’larda DERSİM: Belgeler, Raporlar, Tanıklıklar sadece Dersim dernekleri tarihini anlamak açısından değil, bu tarihi ayakta tutma, paylaşma ve gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğunu yerine getirmesi bakımından da önemli bir katkı. Okuru bol olsun.
*Londra Sanat Üniversitesi (University of the Arts London)
Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında katledilenler anıldı. Madımak Oteli’ne ‘Utanç Müzesi’ afişi asılırken, katliamla yüzleşme ve…
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği etkinliklerine katılan 33 aydın, akademisyen,…
Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi, komedyen Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayarak, yaşananlara…
Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere köyünde, ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından planlanan…
2 Temmuz 1993’te yaşanan Madımak Oteli katliamından bu yana 33 yıl geçti. 33 yıllık…
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yaşamını yitiren 33 kişinin…