Bu topraklarda ne zaman yeşil bir dal uzasa göğe doğru, köklü bir öfke baltasını biledi; ne zaman bir fikir gökyüzüne kanat çırpmaya yeltense, gövdesi sapan taşlarıyla örselendi. Güzelliğe, berekete ve uçma cesaretine tahammülü olmayan o eski, amansız karanlık, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yeniden sahneye çıktı. Madımak Oteli’nin etrafını saran güruh, bu kez doğrudan insanlığın, sevginin ve düşüncenin ayak izini sürdü. Sivas Katliamı; otuz üç şairin, yazarın, sanatçının ve iki otel görevlisinin hayatından koparıldığı kara bir gün olmanın ötesinde, bu coğrafyanın bir arada yaşama iradesine, aydınlığına ve vicdanına vurulmuş en ağır darbelerden biri olarak toplumsal hafızadaki yerini aldı.
Katliamın üzerinden geçen uzun yıllara rağmen, Madımak’tan göğe yükselen o kesif duman, ülkenin adalet semalarını terk etmedi. Pir Sultan’ın nefesini, sözün ve sazın kadim asaletini Sivas’a taşıyan aydınlar, sırf ürettikleri, yazdıkları ve bu toprakların çok sesli kültürünü savundukları için ateşe teslim edildiler. Devletin koruyucu gölgesinin çekildiği o upuzun saatler boyunca, bir kentin merkezinde canlar yakılırken sessiz kalanlar, cezasızlık politikasının ve toplumsal dilsizliğin en utanç verici perdesini indirdiler. Sivas, anlık bir kitle cinnetinin değil; kurumsallaşmış bir nefretin, ayrımcılığın ve katliama seyirci kalma kültürünün en sarsıcı gerçeği oldu. Sokaklarda fütursuzca sürülen o öfke, insan onurunu ve vicdanını bu topraklardan tamamen söküp atmayı amaçladı.
Bugün Sivas Katliamı’nın yıldönümünde durup geriye bakmak, sadece geçmiş bir acının yasını tutmak anlamına gelmiyor. Madımak, Türkiye’nin demokratikleşme sınavının, adalet arayışının ve toplumsal barış idealinin en yalın turnusol kağıdıdır. Hakiki bir yüzleşme yaşanmadığı, katliamın arkasındaki karanlık odaklar tamamen deşifre edilmediği ve hukuki süreçler zaman aşımı gibi yasal zırhların arkasına gizlendiği sürece, toplumsal yaraların sarılması mümkün görünmüyor. Yargı koridorlarında buharlaşan adalet, kırgınlıkları büyüterek kutuplaşmaları daha da derinleştiriyor. Hakikatle korkusuzca bağ kurmak, geçmişin bu ağır yükünden kurtulmanın ve geleceği adil bir paydada inşa etmenin yegane çıkar yoludur.
Tam da bu yüzden, bugünden yarına atılması gereken ilk somut adım, Madımak Oteli’nin hiçbir unutturma ya da örtbas etme çabasına kurban edilmeden, tamamen bir “Utanç Müzesi” haline getirilmesidir. Toplumların geçmişteki hatalarıyla göz göze gelebilmesi ve aynı acıların bir daha asla tekrarlanmaması için bu tür hafıza mekanları birer toplumsal anıt işlevi görüyor. Bununla birlikte, eğitim sisteminden siyasete, kamusal alandan medyaya kadar uzanan geniş bir yelpazede nefret söylemiyle, mezhepçi ve ayrımcı yaklaşımlarla amansız bir mücadele yürütülmesi şarttır. Toplumsal hafızaya kazınan o eski refleksleri kurutmak, hukukun üstünlüğünü ve istisnasız herkes için eşit yurttaşlık ilkesini hayata geçirmekle mümkündür.
Sivas’ta ateşe verilen o ışık; Asaf Koçak’ın çizgisi, Behçet Aysan’ın ve Metin Altıok’un şiiri, Hasret Gültekin’in sazının gencecik tınısıydı. Yıldönümünün getirdiği en onurlu sorumluluk; o aydınlığı söndürmemek, karanlığın insanlığı esir almasına izin vermemek ve adaleti toplumsal vicdanda egemen kılmaktır. Türkiye, ancak Madımak’ın ateşiyle ve o günün karanlığıyla cesurca yüzleştiği gün, kanatları kırılmayan, kökleri kurutulmayan ve insanı sadece insan olduğu için yaşatan aydınlık bir geleceğe adım atabilir.
Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında katledilenler anıldı. Madımak Oteli’ne ‘Utanç Müzesi’ afişi asılırken, katliamla yüzleşme ve…
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği etkinliklerine katılan 33 aydın, akademisyen,…
Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi, komedyen Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayarak, yaşananlara…
Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere köyünde, ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından planlanan…
2 Temmuz 1993’te yaşanan Madımak Oteli katliamından bu yana 33 yıl geçti. 33 yıllık…
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yaşamını yitiren 33 kişinin…