Ekranlar an be an, canlı yayında aktarıyordu her şeyi.
“Dine hakaret var!” diye haykıranlar Madımak Oteli’nin dört bir yanını sarmıştı.

İçeride Aziz Nesin, Metin Altıok, Behçet Aysan, Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin ve 27 can daha vardı. Bütün memleket izliyor, o kapıya engel olacak, o güruhu oradan dağıtacak tek bir kolluk kuvveti dahi görünmüyordu.

Ellerinde benzin bidonlarını göstere göstere binaya dayandılar. “Yakın!” sesleri arasında koca bina alevlere teslim oldu. Bu korkunç kalabalığa göre insan yakmak, “cennet”in kapılarını açan bir anahtardı.

Emniyet dışarıdan sadece seyretti. Alevler yapıyı sardığında artık çok geçti. 33 insan dumanla, alevle, korkuyla soluksuz kaldı. O dumanın içinden son anda çıkabilen tek isim Aziz Nesin oldu.

Onlar kimdi?

Kalemdi, bağlamanın teliydi, dönülen semah ve hakikatti. Alevi inancının ozanları, memleketin ortak hafızasıydılar. Banaz’lı ulu ozan Pir Sultan Abdal’ı anmak için Sivas’taydılar.

Metin Altıok karanlığa karşı şiir yazıyor, Behçet Aysan dizelerini insanlara okuyarak paylaşıyordu. Muhlis Akarsu, Nesimi Baba ve Hasret Gültekin bağlamalarının tellerine dokunup Hakk’ın divanında insanları hakka çağırıyordu.

Semaha dönmeye gelmiş genç kızlarımız da oradaydı. Yüzlerindeki gülümseme ateşin yakıcılığında buz kesti. Büyük bir umutla geldikleri Sivas’ta semahları alevlerin içinde yarım kaldı.

Koray ve Menekşe

Aralarında 14 yaşındaki Menekşe Kaya, elinden tuttuğu 12 yaşındaki kardeşi Koray vardı.

Halk oyunları ekibiyle gelmişlerdi Sivas’a. Menekşe ablalık ediyor, Koray ablasına bakıp semaha özeniyordu. Umutları aynı çantadaydı; korkuları aynı alevde kül oldu.

33 canın en küçüğü onlardı. Çocukluğu bölüşemediler, ölümü bölüştüler. Ailelerinin yüreğine kazınan bir acı olarak kaldılar. İki kardeş bu dünyadan birlikte göçtü, hafızalara da yan yana kazındı.

Menekşe soldu, Koray büyümedi. Adları Sivas’ın dumanında yan yana kaldı.

33 yıl sonra ne değişti?

Zaman geçti, kıyıma dair dosyalar tozlandı. Bu kıyımcı kalabalıktan bazıları aklandı, bazıları “zaman aşımı” denilerek evlerine yollandı. Oysa bu vahşete kurban giden 33 can ve otel çalışanı iki emekçi, evlerine bir daha asla dönemedi.

Acıyla anıyoruz. Çünkü unutmamak, acının ilk merhemidir. Sivas’ta yanan otel, Türkiye’nin birlikte yaşama umudunu, farklı inanç ve kimliğe tahammülünü, aydınların ve sanatçıların dokunulmazlığını da küle çevirdi.

…O ateş hâlâ sönmedi. Her 2 Temmuz’da içimizi yakmaya devam ediyor…

Dersim Gazetesi

Recent Posts

Dêrsim’i şimdi de madenler kuşatıyor

Dêrsim’de maden ruhsatları ve ihalelerinin artışı, ormanlardan su kaynaklarına ve yaşam alanlarına yönelik tehdidi büyütüyor.…

21 saat ago

İmralı heyeti Cevdet Yılmaz ile görüştü

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile…

1 gün ago

Özgür Özel, Erdoğan’a seslendi: Bizde iki kuruş bulamadın, biz bakanında 2 milyar tespit ettik

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Artvin Kemalpaşa’da yurttaşlarla bir araya geldi. Konuşmasında Ataşehir Belediye…

1 gün ago

35 yıl önce kaybettirilen İbrahim Gündem’in akıbeti soruldu

  Cumartesi Anneleri, 35 yıl önce gözaltında kaybettirilen İbrahim Gündem’in akıbetini sordu. Gündem’in kız kardeşi…

1 gün ago

Pervin Buldan: Ekim ayında somut gelişmelere tanık olabiliriz

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te kamuoyuna duyurulan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile yeni bir…

1 gün ago

Ayten Kordu’dan Adalet Bakanı Gürlek’e nafaka soruları: “Kadınların yoksullaşma riski araştırıldı mı?”

Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeleri Meclis gündemine taşıdı. Kordu, Adalet Bakanı Akın…

2 gün ago