MEHMET ALİ YILDIZ

Hayat masum bir ağlayışla başlar. Henüz bir ismi bile olmayan o ilk varoluşla haykırır zamana. Titrek bir nefesle, dünyanın pencerelerinden hayata açılan iki küçük gözle müjdeler yeni yaşamı. İnsan, duru bir su gibi gelir varlığa; ne dilin ağırlığından, ne zamanın akışından, ne de taşıyacağı yüklerden haberdardır. Yalnızca hisseder: ışığı, sesi, bir avucun sıcaklığını. Kelimelerin ve tüm varlığın iç sesiyle yapılan o ilk selamlama; ‘‘Tu bi xêr hatî’’ diyen anne sesi. Ve dünya bu var olma sesini her defasında sanki ilk kez duyuyormuş gibi susar, dinler

Yaşamın ilk kapısı doğumdur. “Doğum kapısı Haq kapısıdır.” der inanç ve itikat yolumuz.

Çünkü biliriz ki yaşamın kapısı doğumdur; insan da, kuş da, ağaç da, su da aynı kapıdan geçerek varlık deryasına oturur. Ben de bütün canların aynı özden geldiğine inanan bir yolun talibiyim.

Dersim’in Çem köyünde dünyaya geldim. Köyüm, adını o yıllarda pür u pak akan sulardan almış. Şimdi sular da yaşlanıyor dünya gibi.

Doğduğum günün tarihi tam olarak bilinmez. Çünkü devlet gecikmiştir bize. Nüfusa yazılan tarih vardır elbet; fakat o tarih çoğu zaman bize ait olmaktan çok, resmî ideolojinin üzerimize giydirdiği bir gömleğin parçasıdır. Çünkü bizim gerçek tarihimiz ne devlet kayıtlarında ne de resmî belgelerde saklıdır. Bizim tarihimiz ve hikâyelerimiz ana-atalarımızın hafızasına, dağların sessizliğine ve ocaklarımızın dumanına yazılmıştır.

Çocukluğumuz mücadeleyle geçti. Yaşama tutunmanın ilk şartı, önüne çıkan zorluklara teslim olmamaktı. Sekiz çocuklu bir ailenin beşinci çocuğuydum. Yoksulluğun içindeydik; ama paylaşmayı bildiğimiz için yoksun değildik. Emeğin, dayanışmanın ve sevginin ne demek olduğunu daha çocuk yaşta öğrendik.

Annem Besê.. Benim için dünyanın en güzel kadınıydı. Alnında “n” harfine benzeyen bir ‘‘deq’’ yani dövme vardı. O dövme yalnızca bir süs değildi; sanki yaşadığı bütün acıların, direncin ve kadim bir inancın sessiz nişanıydı. Yüzüne baktığımda yalnızca annemi değil, bir kuşağın hikâyesini görürdüm.

Sert bir kadındı Besê. İşten kaytarmaya kalk, akşama dayak hazırdı. Ondan korkardım ama ona olan sevgimden hiçbir şey eksilmezdi. Çünkü bilirdim ki onun sertliğinin altında öfke değil, sorumluluk vardı. O; ailesine de, komşusuna da, kurda kuşa da aynı samimiyetle bağlıydı. İtikadı güçlüydü. İnandığını yaşayan insanlardandı.

Her sabah şafakla birlikte kalkar, yüzünü doğan güneşe döner, kollarını gökyüzüne açar, gözlerinden süzülen yaşlarla dua ederdi. Çocuk aklımla onu sessizce izlerdim. Fakat içimi burkan bir şey vardı.

Önce toprağa dua ederdi:

Sonra suya..

Ve kurda, kuşa..

Ve komşularına..

Sonra bütün canlılara..

Ve en son çocukları için yakarırdı…

Bu beni üzerdi. Kendi kendime; “Demek ki bizi daha az seviyor,” diye düşünürdüm. Yıllar sonra anladım ki mesele sevginin azlığı değil, yolun derinliğiydi. Besê biliyordu ki doğanın mutlu olmadığı yerde insan da mutlu olamazdı. Kurdun aç kaldığı, kuşun yuvasız kaldığı, komşunun derdine çare bulunmadığı bir dünyada kendi çocuklarının mutlu olması mümkün değildi; bu yüzden duasına önce bütün varlığı katıyor, sonra evlatlarına dönüyordu.

Bugün dönüp baktığımda görüyorum ki annemin duası yalnız bize değil, yaşamın tamamınaymış.

***

Bir de benden büyük ablam Elmas vardı. Biz ona Walmê derdik. Narin, zarif ve biraz da nazlıydı. Besê ona nedense ayrı bir özen gösterirdi.

Bir gün davar nöbeti sırası bizdeydi. Birlikte dağa çıkmıştık. Öğle vakti davarı sağım için köye getirmiştik. Sonra biz de bir kenara çekilip öğle yemeğimizi yemeye başladık. Soframızda ekmek, su ve çay şekeri vardı. Yani bizim dilimizde şerbet..

Walmê birkaç kez beni uyardı: “İdareli ye. Kaşığı doldurma, yarım doldur.” Ben ise yarım doldurunca tat alamadığımı söyledim. Aramızda küçük bir tartışma çıktı. Walmê küstü ve sofradan kalktı. Ben ise çocuk aklımla sevindim. Çünkü geriye kalan şerbet artık benimdi. Son damlasına kadar kaşıkladım, tasın dibini içtim. Çocukluk işte; insan bazen açlığını kardeşliğinin önüne koyabiliyor. Ve yıllar geçince insan şerbetin tadını unutuyor; ama kardeşinin küskün bakışını unutamıyor.

Bugün geride bırakırken dönüp baktığımda; yoksulluğun içindeki direnci, sertliğin içindeki sevgiyi ve annem Besê’nin dualarındaki bilgeliği daha iyi görüyorum.

Şimdi biliyorum ki insanı ayakta tutan yalnızca aldığı nefes değildir. Bazen bir annenin duasıdır. Bazen çocukluğundan kalan bir hatıradır. Bazen de uzaklardan gelen bir dost selamıdır.

Doğum kapısından geçerek bu dünyaya gelen her can, beraberinde hem bir hikâye hem de bir emanet getirir. Ben de bu satırları yazarken yalnızca kendi hayatımı değil; Çem’in sularını, Besê’nin sabah duasını, Walmê’nin küskün bakışını ve adını bilmediğim nice anaların sessiz direnişini de bu satırlara emanet etmek istedim. Çünkü bir insanın hikâyesi, yalnızca o insana ait değildir; o hikâyenin içinde akan bütün sesler, bütün eller ve bütün dualar da bir gün bir yerde duyulmayı hak eder.

Varlık ve gönül kapınızın ışığı bol olsun…

Dersim Gazetesi

Share
Published by
Dersim Gazetesi

Recent Posts

Madımak’ta katledilenler anıldı: Unutmadık, unutturmayacağız

Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında katledilenler anıldı. Madımak Oteli’ne ‘Utanç Müzesi’ afişi asılırken, katliamla yüzleşme ve…

4 saat ago

Sivas’ta katledilen 33 can Dêrsim’de anıldı: Yüzleşme istiyoruz!

Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği etkinliklerine katılan 33 aydın, akademisyen,…

4 saat ago

Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi’nden Deniz Göktaş’a destek: Mizaha kelepçe vurulamaz

Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi, komedyen Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayarak, yaşananlara…

4 saat ago

Varto’da JES nöbeti 61’inci gününde: Topraklarımıza dokundurtmayacağız!

Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere köyünde, ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından planlanan…

5 saat ago

33. Yıl 33 Can

  2 Temmuz 1993’te yaşanan Madımak Oteli katliamından bu yana 33 yıl geçti. 33 yıllık…

5 saat ago

Kordu’dan Sivas Katliamı için kanun teklifi: Madımak’ın “Utanç Müzesi” olması istendi

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yaşamını yitiren 33 kişinin…

19 saat ago