Ergin Doğru

Gazi ve Ümraniye’yi Anarken

Cumhuriyet tarihi, bir yönüyle de kıyımlar tarihine çevrilmiştir. Cumhuriyet rejiminin tekçi zihniyeti dışında kalan herkes, katliamlar tarihinin mağduru hâline getirilmiştir. Kürtler, Aleviler ve sosyalistler; Cumhuriyet’in tekçi kodları dışında kaldıkları için egemenlerin koyun siyasetinin kurbanı olmuşlardır.

Koçgiri’den başlayan, Cumhuriyet’in ötekileştirilenlerine dönük kıyım süreçleri ve konjonktürler değişse de zihniyet değişmemiştir. Demokratik Kürt hareketinin çıkışıyla sarsılan, seksenlerin sonundaki öğrenci ve işçi eylemleriyle bunalan egemen güçler, her zamanki gibi zora başvurmuş ve Madımak vahşetini yaşatmıştır. Madımak vahşetine rağmen yükselen ve giderek yakınlaşan devrimci hareket ile Kürt hareketine karşı ise faili belli cinayetler ve sonrasında Gazi Katliamı devreye konulmuştur.

Gazi ve sonrasında Ümraniye katliamları tamamen bilinçli katliamlardır. 90’larda devreye sokulan Torosçu kontralar özellikle Gazi Mahallesi’ni seçmiştir. Çünkü bu mahallenin sosyolojik ve siyasal yapısının, egemenlerce yükselen mücadeleyi durduracağı; en azından herkese gözdağı vereceği ve korku yaratacağı düşünülmüştür. Ancak egemenlerin bu kaba zoru ters tepmiş, halklar kontracı zihniyete direnmiştir.

Gazi ve Ümraniye katliamlarının oluş şekli ve sebepleri hakkında çok yazıldı; çoğu da bilinen gerçeklerdir. Bu yüzden yeniden yazmak bir ihtiyaç değildir. Ancak bu katliamların yarattığı sonuçları bugün açısından değerlendirmek gerekiyor.

Bugüne baktığımızda, gerek Gazi Mahallesi gerekse devrimci kimliğin öne çıktığı birçok mahalle artık tanınmaz hâldedir. Maalesef Gazi Mahallesi de bu durumdadır. O yüzden hepimizin, sistemin inceltilmiş siyasetine karşı yeni bir duruş, yol ve yöntem belirleme zorunluluğu vardır. Her şey değişiyor; biz de yaşadığımız alanlarda bu değişimden azade değiliz. Bizler, idealleri için toprağa düşen gençlerimize layık olmak için bu değişimi kendimizde ve siyasetimizde başlatmalıyız ki alanlarımız da bize ait olsun.

Öte yandan şunu unutmamak gerekir ki yitirdiklerimizi yaşatmanın yegâne yolu, onların ideallerini var etmektir. Bu da ancak hem zamanı hem de mücadele ettiğin sistemi anlayarak uygun mücadele yöntemleri geliştirmekle olur. Gazi, Ümraniye ve tüm yaşam alanlarımız doğru temelde kendi kimlikleriyle buluşup özgürleştiğinde, biz de yitirdiğimiz canları yaşatmış olacağız.

“Yaşamı hep kavga olan” güzel yüreklerin ardıllarını bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Dersim Gazetesi

Recent Posts

Munzur Festivali’nde binler konserde buluştu

24. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, ikinci gününde Dêrsîm Stadyumu’nda düzenlenen konserle binlerce kişiyi buluşturdu…

13 saat ago

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş tutuklandı

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Üsküdar Belediyesi’ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan Üsküdar Belediye Başkanı…

15 saat ago

Munzur Festivali’nde sahnede Kirmanckî masallar vardı

Munzur Kültür ve Doğa Festivali'nin ikinci gününde düzenlenen etkinliklerden biri de Kırmanckî masal dinletisi oldu.…

17 saat ago

DEM Parti’den yasa çağrısı: En geniş uzlaşı sağlanmalı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, parti genel merkezinde düzenlediği basın…

21 saat ago

Munzur Festivali’nde “Dilini, itikatini ve yolunu unutma” paneli

24'üncü Munzur Kültür ve Doğa Festivali'nin ikinci gün etkinlikleri, Sanat Sokağı'nda düzenlenen "Zone xo, itaqatê…

23 saat ago

Munzur Festivali’nde kadın dayanışması: “Barış dolu günlerde yeniden buluşacağız”

Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Bulan Belediyesi öncülüğünde Dersim'e gelen kadınlar, Seyit Rıza Meydanı'nda…

23 saat ago