Hasan Şen

Can bedeli doğayı savunmak

Bugün, Reşit Kibar’ı katledenlerin yargılandığı gün. Bu nedenle bugünü sıradan bir adli takvim notu olarak görmek mümkün değil. Çünkü bu dava, yalnızca bir kişinin öldürülmesiyle sınırlı olmayan; bu ülkede doğayı savunmanın nasıl bir bedelle karşılandığını gösteren uzun ve karanlık bir hikâyenin parçası.

Reşit Kibar, yaşadığı toprağı savunduğu için hedef alındı. Ne bir ayrıcalık talep etti ne de bir çıkarın peşindeydi. Yaptığı şey, bu ülkede giderek tehlikeli hale gelen basit bir tutumdu:
“Burayı talan etmeyin” demek.
Bugün yargılanması gereken yalnızca onu öldürenler değil; bu itirazı suç sayan anlayışın kendisidir.

Bu ülkede doğa savunucularının isimleri, ne yazık ki çoğu zaman adliye salonlarıyla mezar taşlarında yan yana anılıyor.
Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çifti, yaşam alanlarını savundukları için evlerinde katledildi.
Hakan Tosun, doğa talanına karşı durduğu için öldürüldü.

Her seferinde aynı senaryo işledi:
Önce doğa “yatırım alanı” ilan edildi.
Sonra itiraz edenler hedef gösterildi.
Ardından şiddet geldi.

Bu cinayetlerin ortak bir yönü var. Hiçbiri anlık bir öfkenin ya da kişisel bir husumetin sonucu değildi. Hepsi, doğayı metalaştıran ve önündeki her engeli kaldırmayı meşru gören bir zihniyetin ürünüydü.
Bu yüzden her dava, yalnızca failleri değil, bu düzeni de yargılamalıydı. Ama çoğu zaman böyle olmadı; cezasızlık, yeni saldırıların zeminini hazırladı.

Bugün Reşit Kibar davasında verilecek karar, bu nedenle geleceğe dönük bir anlam taşıyor.
Adalet yerini bulmazsa, bu yalnızca bir dosyanın kapanması olmayacak; doğayı savunan herkes için açık bir tehdit mesajı olacaktır.

Tam da bu yüzden gözler yalnızca mahkeme salonlarında değil, önümüzdeki sürece çevrilmiş durumda.
Özellikle Dersim için zorlu bir dönemin kapıda olduğu artık inkâr edilemez. Munzur Havzası’ndan kutsal alanlara, dağlardan sulara uzanan yeni projeler; yalnızca ekolojik değil, aynı zamanda kültürel ve inançsal bir yıkımı da beraberinde getiriyor.

Dersim’de doğayı savunmak, herhangi bir yerde doğayı savunmaktan farklıdır.
Burada savunulan şey; aynı zamanda hafızadır, inançtır, yaşamla kurulan kadim bir ilişkidir.
Bu yüzden Dersim’de yükselen her itiraz, geçmişte olduğu gibi bugün de hedef haline getirilmektedir. Yaşananlar, yaşanacakların habercisidir.

Reşit Kibar için adalet talep etmek; Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’nun, Hakan Tosun’un hesabını sormak, yalnızca geçmişe dönük bir borç değil, geleceğe karşı da bir sorumluluktur.
Çünkü bu ülkenin doğası, ancak onu savunanların yalnız bırakılmadığı bir yerde ayakta kalabilir.

Bugün verilen mücadele, yarının Dersim’ini, yarının ormanlarını ve sularını belirleyecek.
Ve bu yüzden susmak bir seçenek değildir.

Dersim Gazetesi

Recent Posts

Dêrsim’i şimdi de madenler kuşatıyor

Dêrsim’de maden ruhsatları ve ihalelerinin artışı, ormanlardan su kaynaklarına ve yaşam alanlarına yönelik tehdidi büyütüyor.…

24 saat ago

İmralı heyeti Cevdet Yılmaz ile görüştü

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile…

1 gün ago

Özgür Özel, Erdoğan’a seslendi: Bizde iki kuruş bulamadın, biz bakanında 2 milyar tespit ettik

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Artvin Kemalpaşa’da yurttaşlarla bir araya geldi. Konuşmasında Ataşehir Belediye…

1 gün ago

35 yıl önce kaybettirilen İbrahim Gündem’in akıbeti soruldu

  Cumartesi Anneleri, 35 yıl önce gözaltında kaybettirilen İbrahim Gündem’in akıbetini sordu. Gündem’in kız kardeşi…

1 gün ago

Pervin Buldan: Ekim ayında somut gelişmelere tanık olabiliriz

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te kamuoyuna duyurulan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile yeni bir…

1 gün ago

Ayten Kordu’dan Adalet Bakanı Gürlek’e nafaka soruları: “Kadınların yoksullaşma riski araştırıldı mı?”

Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeleri Meclis gündemine taşıdı. Kordu, Adalet Bakanı Akın…

2 gün ago