Hasan Şen

Munzur’dan Geçen Yol: Madenin, Barajın ve Suyun Ticarileştirilmesinin Altyapısı

Munzur Dağları geçişli yol projesi, kamuoyuna “ulaşım” ve “turizm” başlıklarıyla sunulsa da Dersim açısından anlamı son derece açıktır: Bu yol, yalnızca araçlar için değil; madenin, barajın, HES’in ve Munzur suyunu ticari bir değere indirgemeyi hedefleyen tüm girişimlerin önünü açmak için planlanmaktadır. Bugün yol olarak tarif edilen hat, yarın suyun, toprağın ve yaşamın pazara açıldığı bir altyapıya dönüşecektir.

Munzur Dağları bir yol güzergâhı değildir. Burası yalnızca bir dağ silsilesi değil; suyun kutsal kabul edildiği, kaynağın meta değil can olarak görüldüğü bir inanç ve yaşam coğrafyasıdır. Munzur suyunu “potansiyel” olarak tanımlayan anlayış ile dağı delip yol açmak isteyen, dereye set vuran, toprağı maden sahasına çeviren anlayış aynıdır. Hepsi, yaşamı parçalara ayırarak ekonomik değere dönüştürmeyi hedefler.

Ovacık–Erzincan arasındaki mesafenin kısaltılması teknik bir kazanım gibi sunulsa da bu kısalma, Munzur havzasının maden, enerji ve su ticarileştirme projeleri için erişilebilir hale gelmesi anlamına gelmektedir. Yol, yalnızca ulaşımı değil; sondajı, regülatörü, iletim hattını, şişeleme tesisini ve turizm yatırımlarını taşır. Bugün “seyir” denilen yer, yarın şantiye olur; bugün “doğal kaynak” denilen su, yarın piyasa nesnesine dönüşür.

Munzur suyunun ticarileştirilmesini hedefleyenler ile maden şirketleri, baraj ve HES projelerini savunanlar ve kontrolsüz turizmi teşvik edenler aynı talep hattında buluşmaktadır. Talepleri farklı başlıklar altında sunulsa da amaç ortaktır: Dersim doğasının bütünlüğünü bozarak onu parça parça pazara açmak. Yol bu nedenle bir sonuç değil, bir başlangıçtır; doğanın metalaştırılmasının altyapısıdır.

Bu tablo, Dersim’in gerçek ve acil sorunlarıyla yan yana konulduğunda daha da çarpıcı hale gelmektedir. Her kış yoğun kar yağışı nedeniyle günlerce açılamayan köy yolları, sağlık hizmetine erişemeyen yaşlılar, okula gidemeyen çocuklar ortadayken; kamu kaynaklarının Munzur’un kalbine yöneltilmesi bir tercih meselesidir. Bu tercih, yaşamı korumaktan değil; yaşamı sermayeye açmaktan yana yapılmaktadır.

Projeyi meşrulaştırmak için kullanılan “saklı cennet” söylemi, Munzur’un artık korunacak değil, değerlendirilecek bir alan olarak görüldüğünü göstermektedir. Oysa Munzur’u bugüne kadar ayakta tutan şey, suyun ticarileştirilememesi, derelerin barajlara teslim edilememesi ve dağların kolayca delinmemesiydi. Şimdi yol ile birlikte bu eşikler birer birer aşılmak istenmektedir.

“Turizme karşı mısınız?” sorusu bu nedenle gerçek tartışmayı perdelemektedir. Mesele turizm değil; turizmin, suyun ve toprağın metalaştırılmasının aracı haline getirilmesidir. Munzur suyunu şişeleyerek, dereyi boruya alarak, dağı maden sahasına çevirerek yapılan hiçbir faaliyet yaşam dostu değildir. Bu, kalkınma değil; talandır.

Munzur Dağları’nı bir geçiş hattı, Munzur suyunu bir ekonomik kaynak, Dersim’i bir yatırım alanı olarak gören anlayışa karşı söylenmesi gereken söz nettir: Bu topraklar yol değildir, su meta değildir, yaşam pazarlık konusu değildir. Bugün açılan yol, yarın madenin, barajın ve su ticaretinin kapısını aralayacaktır.

Dersim için gerçek bir milat, mesafelerin kısalması değil; suyun, dağın ve vadinin bütünlüğünü savunan bir koruma iradesinin açıkça ortaya konmasıdır. Munzur Dağları yol değildir. Munzur suyu ticari bir kaynak değildir. Bu gerçeği hatırlatmak, yalnızca bir itiraz değil; bu coğrafyaya karşı tarihsel, inançsal ve ahlaki bir sorumluluktur.

Dersim Gazetesi

Recent Posts

Diyar Koç için İHİK’e başvuru

Mardin’in Nusaybin ilçesinde 20 Ocak’ta askerler tarafından darp edilen ve sonrasında tutuklanan Diyar Koç’un durumu…

2 saat ago

ESP Eş Genel Başkanı Çepni ve gazeteciler gözaltında

İstanbul’da merkezli olarak yürütülen ve birçok ilde gerçekleştirilen operasyonlarda aralarında Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş…

2 saat ago

Gülistan Doku’nun ablası: İntihar senaryosu eski Tunceli Valisi eliyle yürütüldü

Altı yıldır kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, kamuoyunun olayın ilk…

21 saat ago

SDG-Şam anlaşmasında ilk gün: Şam güçleri Haseke’ye girdi

30 Ocak'ta imzalanan anlaşma gereğince Suriye hükümetine bağlı yaklaşık 250 iç güvenlik personeli, hafif silahlarıyla…

22 saat ago

OSB’de yoğun kar nedeniyle çöken çatı yaklaşık 7 milyon liralık zarara yol açtı

Tunceli Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) pencere üretimi yapan bir fabrikanın çatısı, yoğun kar yağışı nedeniyle…

23 saat ago

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: Artık savaş istemiyoruz, acı, kıyım, kırım, katliam istemiyoruz

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, "1 Şubat Dünya Rojava Günü" nedeniyle Kadıköy'de düzenlenen eylemde yaptığı…

2 gün ago