Nadirem, benim güzel kardeşim, bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü! Kadınlar günün kutlu olsun.
Aramızdan ayrılışının 5. yıldönümünde sana güzel şeyler yazmak isterdim, fakat kalbimizi yakan bir acının sarsıntısı içindeyiz, bu yüzden sözcüklerin boğazımı düğümlü, pek parlak şeyler yazamıyorum bağışla beni lütfen. Sevgili Nadire, sana bu satırları yazarken binlerce gözü yaşlı annenin çığlıkları çınlıyor kulaklarımdan kalbime.
Bir deprem tufanı vurdu ülkemizi, öylesine dehşet verici bir felaket ki sonsuz ayrılıklar ve acılar bıraktı geride. Kadın, çocuk, genç, ihtiyar on binlerce insanımız yaşamını kaybetti. Enkaz altında günlerce kurtarılmayı bekleyen insanların çığlığıyla yankılandı dünya. Yakınlarının kurtarılmasını bekleyen anaların yaşamın yüzünü döken ağıtlarıyla irkildik günlerce. Çoğu zaman olduğu gibi bütün dünyanın duyduğunu, ülkemizi yönetenler ne yazık ki duymadı. Kışın soğuğunda kurtarılamadığı için donarak can veren çocukların cansız bedenleri çıkarıldı enkazlardan. Kadim kültürleri ve medeniyetleri kucaklayan kentler artık toplu mezarlık şehirlerine döndü şimdi.
Benim yüreği yangın yeri kardeşim, biliyorum sen her zamanki hassasiyetinle bunca acı karşısında bir şeyler yapmak için çırpınırdın, dayanamazdın. Hatta şimdi bu satırları sana yazarken, bir yandan da gözüm, kulağım o çaresiz insanlarımızda. Felaketin vurduğu her yerde insanlar, açlığa ve soğuğa direnerek hayata tutunmanın mücadelesini veriyor. Yakınlarının parçalanmış cansız bedenlerinin enkaz yığınlarıyla birlikte uzaklara dökülmesini çaresizlik ve acı içinde seyrediyor.
Sevgili Nadire, bu depremle birlikte dayanışmanın, kucaklaşmanın en güzel örneklerine tanık olduk. Çaresizliğin ortasında umut olmaya ve umudu büyütmeye çalışan binlerce insanımızın mücadele azmini gördük. Günlerdir felaketin yaşandığı bölgelerde büyük bir fedakârlıkla insanların derdine koşan gençler ve kadınlar var. Dil, din, ırk ayrımı yapmaksızın yaraların sarılması, yaşanan acıların hafiflemesi için sevginin kuşattığı çalışmalar yapılıyor.
Nadirem, canım kardeşim, yokluğunun 5. yılında keşke köyümüzde seni ziyaret ediyor olabilseydim. Tam dört yıl oldu sürgünün kentlerinde şarkılar söyleyeli. Dönmek isteğinin dayanılmaz büyük özlemi içindeyim. Sürgünün, bu nefessiz kaldığım günlerin ne zaman son bulacağını bilemiyorum. Bildiğim bir şey var, o da bir gün mutlaka buluşacağımızdır. Seni sevgiyle, sonsuz bir hasretle öpüyorum bacım.
Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında katledilenler anıldı. Madımak Oteli’ne ‘Utanç Müzesi’ afişi asılırken, katliamla yüzleşme ve…
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği etkinliklerine katılan 33 aydın, akademisyen,…
Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi, komedyen Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayarak, yaşananlara…
Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere köyünde, ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından planlanan…
2 Temmuz 1993’te yaşanan Madımak Oteli katliamından bu yana 33 yıl geçti. 33 yıllık…
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yaşamını yitiren 33 kişinin…