1. Haberler
  2. Politika
  3. Gülistan Kılıç Koçyiğit: Geçmişle yüzleşmeden kalıcı barış kurulamaz

Gülistan Kılıç Koçyiğit: Geçmişle yüzleşmeden kalıcı barış kurulamaz

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Halkların Eşitlik ve Demokrasik Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis Genel Kurulu’nda gündem dışı söz aldı. Gülistan Kılıç Koçyiğit, kayıplar Haftası, Cumartesi Annleri’nin mücadelesi, tutsakların yaşadığı hak ihlalleri, HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının yıl dönümü ve ekonomiye dair konuştu.

Sözlerine 17-31 Mayıs Kayıplar Haftası hatırlatması yaparak başlayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bu vesileyle bir kez daha gözaltında kaybedilenleri, faili meçhul cinayetlerle yaşamını yitirenleri ve yıllardır adalet arayan kayıp yakınlarını saygıyla selamlıyorum” dedi. Barış Annesi Saadet Akman’ın bu hafta içerisinde yaşamını yitirdiğini belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Saadet annenin kaybından dolayı da derin bir üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum. Dün gece Nusaybin Devlet Hastanesinde yaşamını yitiren Saadet Akman aslında bu ülkedeki barış mücadelesinin de simge isimlerinden birisiydi. Kendisini saygıyla anıyor, ailesine ve Barış Annelerine de başsağlığı dileklerimi buradan iletmek istiyorum” dedi.

Kayıplar ve Cumartesi Anneleri

Cumartesi Anneleri’nin tam bin 103 haftadır aynı soruyu sorduğunu ve “Sevdiklerimiz nerede, neden bir mezarımız yok” dediklerini belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Anneler, ‘sevdiklerimize ne oldu ve en önemlisi de bu hakikat neden karartılıyor?’ diye soruyor. Aslında bu soru, bu ülkenin vicdanına sorulmuş bir sorudur. Çünkü gözaltında kaybetmeler, cezasızlık politikaları aynı zamanda hakikatin karartılmasıdır ve toplumun hafızasında da bu hakikatin karartılması derin bir iz bırakıyor. Bugün Türkiye, demokratik çözüm ve toplumsal barış açısından yeni bir eşikte, yeni bir dönemi konuşuyoruz. Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümüne dair gelişmeler hepimize önemli sorumluluklar yüklüyor. Bu sorumluluklarından birisi de gerçek anlamda aslında geçmişle yüzleşmek, geçmişle hesaplaşmak ve geçmişin acılarını bugün konuşup onarabilmekten geçiyor. Ancak böyle barış, kalıcı ve güçlü bir zemine kavuşabilir. En önemlisi de hakikat açığa çıktığında, adalet tecelli ettiğinde toplumsal vicdan da rahatlamış olur. Bu nedenle, gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin araştırılması, cezasızlık politikalarının son bulması ve hakikat ve adalet çalışmalarının önündeki engellerin ortadan kaldırılması demokratik bir toplumun inşası açısından da vazgeçilmezdir” dedi.

Galatasaray Meydanı önündeki bariyerler kaldırılmalı’

Cumartesi Anneleri’nin yıllardır Galatasaray Meydanı’na çıktıklarını ve meydanın kuşatıldığını belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Buradan, Meclis’ten Kayıplar Haftası’nda bir kez daha Hükûmete ve özellikle de İçişleri Bakanlığına çağrı yapmak istiyoruz: Galatasaray Meydanı önündeki bariyerler kaldırılmalıdır, Cumartesi Annelerinin yıllardır sürdürdüğü barışçıl hakikat ve adalet mücadelesinin üzerindeki kısıtlamalara son verilmelidir ve onların adalet çığlığı artık duyulmalıdır. Hakikatle yüzleşmek toplumu zayıflatmaz, tersine demokratik barışı güçlendirir, adalet arayışını büyüterek ortak geleceğimize katkı sunar. Bizler de DEM Parti olarak hafızanın inkâr edilmediği, adaletin işletildiği, eşit ve demokratik bir yaşamın kurulduğu bir Türkiye için mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Kayıplarımızı unutmadık ve unutturmayacağız” ifadelerini kullandı.

Cezaevlerindeki sağlık hakkı ihlali

Cezaevlerinin Meclis’te defalarca kouşulduğunu söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit şöyle devam etti:

“Burada hak ihlallerinin, sağlık hakkını, hukuksal engelleri konuşuyoruz; bütün bunları iktidar da konuşuyor ama uygulamalarla bu kavramların içini boşalttığını söylememiz gerekiyor. Bakın, Van T Tipi Cezaevinde tutulan Jiyan Alpsar verem hastalığına yakalanıyor, tedaviye ihtiyacı var ama bu ihtiyacı karşılanamıyor çünkü karşısına sürekli olarak kelepçeli muayene dayatması çıkıyor. Kabul görmediği için hastaneye götürülemiyor, götürülmediği için tedaviye erişemiyor ve bir yanda hastalık ilerliyor, diğer yandan da tedavi imkânı ortadan kalkmış oluyor. Sadece verem hastası değil tabii ki Jiyan Alpsar, aynı zamanda gözlerinde de ciddi bir rahatsızlığı var, orada da yine aynı sistem işleniyor yani kelepçeli muayene dayatılıyor. Şimdi, bunun en önemlisi, insan hakkına aykırı olduğunu, insanlık onuruna aykırı bir uygulama olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Bu, bireysel bir sorun değil, münferit bir sorun değil bir sistem sorunudur. Cezaevlerini ezaevine çeviren Hükûmetin gerçekliğinin de resmini önümüze koyuyor. O anlamıyla hem hasta mahpuslar açısından hem de adli mahpuslar açısından sağlık hakkına erişimde ciddi sorunlar yaşandığını ifade edelim. Özellikle keyfî uygulamalar, haksız uygulamalar sağlık hakkını engelleyen en temel başlıklardan birini oluşturuyor. Bunun aynı zamanda bir işkence yöntemi olduğunu da ifade etmemiz gerekiyor. O anlamıyla sağlık hakkı pazarlık konusu edilemez.”

‘Kelepçeli muayene rutine dönmüş durumda’

Kelepçeli tedavi uygulamasının devam ettiğine dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, uygulamanın insanlık onuruna aykırı bir prosedür olduğu vurgusunu yaparak devamla şunları kaydetti:

“Türkiye’nin özellikle de İstanbul Protokolü’ne uygun davranması, hukuka uygun davranması ve taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uygun davranması çağrısını da buradan bir kez daha yapmak istiyoruz. Kelepçeli muayene ancak ve ancak çok istisnai durumlarda uygulanabilir ama bugün ne yazık ki hem hasta mahpuslar açısından hem adli mahpuslar açısından rutine dönmüş durumda, bunun hızlı bir şekilde ortadan kalkması gerekiyor. Her şeye güvenlik gölgesiyle, güvenlik refleksiyle yaklaşılıyor, güvenlik gölgesi ve refleksi büyüdükçe de sağlık hakkı geri çekiliyor, hak kaybı artıyor. Bunu ifade ederek bu başlığı şöyle bitirmek istiyorum: Kelepçeli muayene dayatması son bulmalıdır. Hasta mahpuslar tedaviye zamanında ve eksiksiz erişmelidir. Adli mahpuslar dâhil cezaevindeki herkesin sağlık hakkı güvence altına alınmadır, bu temel insan hakkıdır.

Vekillerin dokunulmazlıkları

Bugün 20 Mayıs, HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının yıl dönümü. O kara günü hepimiz hatırlıyoruz ve o günden beri de Türkiye siyasetinin, demokratik siyasetin nasıl kan kaybettiğini de hepimiz biliyoruz. Hukukun siyasallaşması, hukukun araçsallaşmasının Türkiye demokrasisine verdiği zararları burada konuşmaya başlasak sanırım günlerce sürer. Ama en nihayetinde şunu iyi biliyoruz ki bir yerde bir hukuksuzluk olduğu zaman onun sadece orayla sınırlı kalmayacağını, genelleşeceğini ve bu genelleşme hâlinin de bütün ülkedeki demokrasiyi gerileteceğini hep beraber geçmiş yıllarda deneyimledik. O anlamıyla 20 Mayıs 2016’nın demokrasinin gerilemesi açısından önemli bir eşik olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. O gün öyle ya da böyle, farklı gerekçelerle bu dokunulmazlıklara el kaldıranların bugün en nihayetinde aynı siyasallaşmış yargının operasyonlarına açık hâle geldiğini de ne yazık ki görüyoruz.”

Kaynak: MA

 

Deneme Bonusu Deneme Bonusu Deneme Bonusu Deneme Bonusu Deneme Bonusu Deneme Bonusu Deneme Bonusu Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Deneme Bonusu Veren Siteler Casino Siteleri Casino Siteleri Casino Siteleri