DEM Parti milletvekilleri, UNESCO’nun “güvensiz (vulnerable)” diller arasında gösterdiği Kirmanckî/Zazakî için Meclis’in harekete geçmesini istedi. Kuşaklar arası aktarımın durma noktasına geldiğine dikkat çekilen önergede, dilin korunması ve kamusal alanda kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla “Acil Eylem Planı” hazırlanması çağrısı yapıldı.
DEM Parti’li Salihe Aydeniz, Ayten Kordu, Adalet Kaya, Cengiz Çiçek ve Ömer Faruk Hülakü, Kirmanckî/Zazakî/Dimilkî/Kirdkî dilinin yok olma riskiyle karşı karşıya olduğu gerekçesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne araştırma önergesi sundu. Milletvekilleri, dilin korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için gerekli yasal, idari ve kurumsal adımların belirlenmesini talep etti. Başvuru, Anayasa’nın 98’inci ile TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddelerine dayandırıldı.
Önergenin gerekçesinde, UNESCO’nun Tehlike Altındaki Diller Atlası’nda Kirmanckî’nin “güvensiz” kategorisinde yer aldığı hatırlatılarak, yapılan uyarılara rağmen dildeki gerilemenin sürdüğü belirtildi. Dilbilimcilerin saha çalışmalarına atıfla, Kirmanckî’nin ev içi iletişim dili olma özelliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu ve ebeveynlerden çocuklara doğal aktarımın ciddi biçimde zayıfladığı vurgulandı.
Metinde ayrıca, Vate Grubu’nun sözlük ve yayın çalışmaları, sivil toplumun düzenlediği dil kursları, belediyeler bünyesindeki anadilinde kreş (Zarokîstan) girişimleri, tiyatro oyunları, çocuk koroları, ders materyalleri ile Kirmanckî basın-yayın faaliyetleri örnek gösterildi. Bingöl ve Munzur üniversitelerinde açılan Zaza Dili ve Edebiyatı bölümleri ile TRT Kurdî yayınlarının olumlu adımlar olduğu ifade edilirken, bu girişimlerin dilin yaşatılması için yeterli olmadığı görüşü dile getirildi.
Önergede; Kirmanckî’nin konuşulma oranları ve bölgesel dağılımının güncel verilerle tespit edilmesi, öğretmen ihtiyacının neden karşılanamadığının araştırılması, anadilinde eğitimin önündeki engellerin incelenmesi ve kamusal alanda kullanımın teşvik edilmesine yönelik düzenlemelerin ele alınması istendi. Sivil inisiyatifler ve akademik birikimden yararlanılarak kapsamlı bir “Acil Eylem Planı” hazırlanması gerektiği kaydedildi.
Kaynak: Pirha
