1. Haberler
  2. Ekoloji
  3. Dersim Barosu’ndan Hel Dağı’ndaki krom madenciliğine dava

Dersim Barosu’ndan Hel Dağı’ndaki krom madenciliğine dava

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dersim’in Pülümür ilçesinde Hel Dağı mevkiinde yürütülen krom madenciliği faaliyetlerine karşı Dersim Barosu tarafından hukuki süreç başlatıldı. Baro, projenin durdurulması talebinin reddedilmesi üzerine yargıya başvurarak iptal davası açtı.

Dersim Barosu tarafından yapılan açıklamaya göre, Pülümür’e bağlı Çakırkaya ve Dereboyu köyleri sınırlarında bulunan Hel Dağı bölgesindeki krom madenciliği faaliyetlerinin durdurulması için önce ilgili idareye başvuru yapıldı. Ancak bu talep, Tunceli Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 15 Ocak 2026 tarihli işlemiyle reddedildi.

Bunun üzerine baro, söz konusu işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle **Erzincan İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

“ÇED süreci işletilmeden faaliyet başlatıldı” iddiası

Açılan davada, madencilik faaliyetlerinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecine tabi olmasına rağmen gerekli ÇED raporu ve “ÇED olumlu” kararı alınmadan başlatıldığı öne sürüldü. Ayrıca bölgenin doğal sit alanı olduğu ve koruma altındaki canlı türlerine ev sahipliği yaptığı da vurgulandı.

Baro açıklamasında, tüm bu özelliklere rağmen idarenin faaliyetleri engellememesinin hukuka aykırı olduğu savunuldu.

“İnançsal açıdan da kutsal bir alan”

Açıklamada Hel Dağı’ndaki faaliyetlerin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda inançsal bir boyutunun da bulunduğu ifade edildi. Proje sahasının, yöre halkı açısından kutsal kabul edilen Hel Dağı Ziyaretgâhı’nı da kapsadığı belirtildi.

Hel Dağı ve çevresinin Alevi inancı açısından doğa ile inanç arasında kurulan kutsal bağın bir parçası olduğu belirtilen açıklamada, doğanın Alevilikte korunması gereken bir unsur olmanın ötesinde kutsalın bir yansıması olarak görüldüğü ifade edildi.

“İnanç özgürlüğüne müdahale” vurgusu

Baro, ziyaretgâhın bulunduğu bölgede yürütülen madencilik faaliyetlerinin:

  • İnanç özgürlüğüne müdahale,

  • Kültürel ve inançsal mirasın tahribi,

  • Toplumsal hafızanın zarar görmesi

sonuçlarını doğurabileceğini savundu.

Açıklamada ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesine atıf yapılarak, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu ve devletin çevre ile birlikte kültürel ve inançsal mirası da koruma yükümlülüğü bulunduğu hatırlatıldı.

“Sürecin takipçisi olacağız”

Dersim Barosu, davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirterek Hel Dağı Ziyaretgâhı’nın korunması için tüm hukuki yolların kullanılacağını ve bölgenin koruma altına alınması için girişimlerde bulunulacağını açıkladı.

Açıklama, “İnanç mekânlarına yönelik her türlü müdahale yalnızca bir alanın değil, bir halkın kimliğinin ve hafızasının tahribidir” ifadeleriyle sona erdi.